<div>Soran olsa film adı falan dersiniz.</div> <div>Ama herkes kendince bir alemde.</div> <div>Yalanhane, sanalhane, kimine kendince modern kerhane.</div> <div>Direkt bodoslamasına aşkhane.</div> <div>Az çok biliriz çok şeyi.</div> <div>Toplumda hepimizin kendine göre algısı, yansıması, refleksleri vardır.</div> <div>Herkes muhteşem Sülüman, kimi Tülayman durumunda.</div> <div>Kimi ezik, kimi çizik.</div> <div>Fakat herkesin kendince ilk duruşunda, kendine özgü kuralları var.</div> <div>Olmazları var.</div> <div>Hatta olmazsa olmazlarıyla da kendine bir aşk ya da ilişki cumhuriyeti kurmuştur.</div> <div>Peki nedir bunun çizgisi.</div> <div>Frekans mı?</div> <div>Konferans mı?</div> <div>Ya da kıçımıza taktığımız navigasyon mu?</div> <div>Şöyle bakıyorum da çevremize.</div> <div>Öteye beriye.</div> <div>Oraya buraya...</div> <div><b>Bir ilişkidir tutturmuş gidiyoruz.</b></div> <div><b>Neye ilişiyoruz, neyle ilişkilendiriliyoruz.</b></div> <div>Bir psikolog dostumun örneklediği kadın-erkek saptamalarında aslında herkes yine kendince koymuş sınır taşlarını.</div> <div>Ve tek bir sonuca gidiyor.</div> <div>Her sabah akşam insanlar birbirine mailler, mesajlar atar, orada burada insana dairleri paylaşır.</div> <div>Çoğumuz kendimizden çok şeyi buluruz içinde.</div> <div><b>‘Ahaaaa işte’</b> der aklımızca bir mantığa oturturuz.</div> <div>Bir örnek...</div> <div>Bir adam, bir kadın.</div> <div>Aynı adam ve kadında etrafında bir yığın adam ve kadın.</div> <div>Hem birbirleriyle ilişkilendirilmiş, hem çevreleriyle.</div> <div>Hepsi çevresinde ki her insana aynı düsturla sesleniyor.</div> <div>Kurallarım var.</div> <div>Duruşum belli.</div> <div>Önce hissetmeliyim.</div> <div>Beyin, ruh vs üstüne tuzruhu geyiği...</div> <div>Şu anlattığım Ayşe kızın olgun erkek oyunundaki gibi.</div> <div>Onca mavi boncuğun içinde hem çevreleriyle arada bir ilişki içindeler, hem birbirlerinin üzerinde.</div> <div>Peki kim, kimi kandırıyor.</div> <div>Bu durumda kim hangi rolde...</div> <div>Mesela restleri çekerken ya da diklenmeden dik dururken şunu mu deriz?</div> <div>Aşksız dokunmam!</div> <div>Ya da...</div> <div>Neyiz gerçekten kepaze mi, muhteşem mi?</div> <div>Aynaya bakarken çıkardığım dilde, o dilin ucunda ki raksın verdiği hazla yine kendimizi mi kandırırız</div> <div>Ya da uyurken, sabah kalktığımızda yine yeni insanlara mı uyanırız?</div> <div><b>Neyiz sahi biz?</b></div> <div>Kimiz? Aşk çocukları mı, onun bunun artıkları mı?</div> <div>Bize arta kalan beden ve beyinlerden yola çıkıp kendi kahramanlarımızı mı yaratırız, ya da yine yeni yeniden deyip tekrar mı abanırız.</div> <div>Her boşalma ve sonrası yine aynı şeyi mi söyleriz?</div> <div>Aşkla dokundum, tutkuyla sarıldım.</div> <div><b>Peki adına aşk dediğimiz bu dokunuşlardan sonra sonuca baktığımızda yanımızdaki yoksa ve elde var yine sıfırsa, o noktada neye sayacağız bedensel ruhsal yitikliklerimizi?</b></div> <div>Ya sev, ya terketlerle birlikte her yeni başlangıçta bu döngüde adı aşkla tanımlanan kavramda sadece kendi yarattığımızla ruhsal avuntular içinde oluruz.</div> <div><b>Varken yokluk, yokluk içinde bazen varlık çekeriz.</b></div> <div>Ama döner dolaşır sonra kendi yalnızlığımıza sarılırız.</div> <div>Ve yine adı aşk olan masturbasyonun içinde kendimize bir başrol biçeriz.</div> <div>Bazen Kafka kıskanır, bazen Dostoyevski.</div> <div>Hepsinde Sokrat ve Aristo kendince aralara sıralar soneleri.</div> <div>Kül kokulu küpelere, şehirlere inat dokunuyorsan birilerine...</div> <div>Yüksek sesle bir daha seslenmeli…</div> <div>Ve... <b>Adı aşksa bunun hem kepazeyim, hem muhteşem!</b></div> <div> </div>