Türkiye Otomotiv İhracatında Rekor Arayışı

Türkiye Otomotiv İhracatında Rekor Arayışı

Otomotiv sektörü, Türkiye ekonomisinin ihracat performansını belirleyen en önemli sanayi kollarının başında geliyor. Yalnızca döviz kazandıran bir sektör olmanın ötesinde; istihdam, yan sanayi, teknoloji, mühendislik, lojistik ve dış ticaret dengesi açısından da stratejik bir konumda bulunuyor. Bu nedenle otomotiv ihracatındaki gelişmeleri değerlendirirken sadece ihraç edilen araç sayısına veya toplam ihracat tutarına bakmak yeterli değildir. Üretimin niteliği, kilogram başına ihracat değeri, pazar çeşitliliği ve yerli katma değer de dikkate alınmalıdır.

Türkiye'nin otomotiv sanayisi, uzun yıllardır Avrupa merkezli üretim ve tedarik zincirlerinin önemli bir parçası. Otomobil, ticari araç, otobüs, traktör ve otomotiv yan sanayi ürünleriyle geniş bir üretim kapasitesine sahip olan sektör, Türkiye'nin sanayi ihracatında lokomotif görevini sürdürüyor.

Ekim ayında 4 milyar dolar eşiği aşıldı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından 3 Kasım 2026 tarihinde açıklanan verilere göre otomotiv endüstrisi, ekim ayında 4 milyar 32 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu rakam, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,9 artış anlamına geliyor. Böylece otomotiv sektörü, aylık ihracatta ilk kez 4 milyar dolar sınırını aşarak tarihî bir rekora imza attı.

2026 yılının ocak-ekim döneminde ise otomotiv ihracatı 35 milyar 174 milyon dolara ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4'lük artış kaydedildi. Sektörün Türkiye'nin toplam ihracatındaki payı yaklaşık yüzde 14,9 düzeyinde gerçekleşti. Bu sonuçlar, otomotivin Türkiye ihracatındaki lider konumunu koruduğunu gösteriyor. 

Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor. İhracat tutarındaki artış, üretim ve araç adedinde aynı ölçüde büyüme yaşandığı anlamına gelmiyor. Otomotiv Sanayii Derneğinin eylül sonu verileri, yılın ilk dokuz ayında toplam otomotiv üretiminin yüzde 6, otomobil üretiminin ise yüzde 17 gerilediğini ortaya koyuyor. Aynı dönemde toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 11 düşerken, dolar bazında artış göstermişti. Dolayısıyla ihracatın parasal değerindeki yükselişi değerlendirirken ürün bileşimi, fiyatlar ve katma değer değişimini de hesaba katmak gerekiyor. 

Avrupa pazarı belirleyici olmaya devam ediyor

Türkiye otomotiv ihracatında Avrupa ülkelerinin ağırlığı oldukça yüksek. Ocak-ekim döneminde Almanya 5,7 milyar dolarla ilk sırada yer aldı. Fransa'ya 4,3 milyar dolar, Birleşik Krallık'a 3,3 milyar dolar, İtalya'ya 3,2 milyar dolar ve İspanya'ya 2,7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi.

Özellikle İtalya'ya yapılan ihracatta yüzde 19,6'lık artış dikkat çekiyor. Fransa pazarındaki yüzde 10,6'lık büyüme de sektörün Avrupa'daki konumunu güçlendirdiğini gösteriyor. Buna karşılık İspanya ve Birleşik Krallık gibi önemli pazarlarda dönemsel gerilemeler yaşanması, pazar çeşitliliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. 

İl bazında değerlendirildiğinde Kocaeli 10,5 milyar dolarla otomotiv ihracatında ilk sırada bulunuyor. Bursa 8,1 milyar dolar, İstanbul 7,3 milyar dolar, Sakarya 3,7 milyar dolar ve Ankara 1,5 milyar dolarla öne çıkıyor. Bu dağılım, otomotiv sanayisinin belirli üretim merkezlerinde yoğunlaştığını ve bölgesel istihdam açısından taşıdığı önemi gösteriyor. 

Elektrikli araç dönüşümü yeni bir sınav

Otomotiv sektörünün geleceğini belirleyecek en önemli gelişmelerden biri elektrikli araç dönüşümüdür. Avrupa Birliği'nin emisyon politikaları, karbon düzenlemeleri ve elektrikli araçlara yönelik talep, üreticilerin yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. Çinli üreticilerin maliyet avantajı ve teknoloji yatırımları ise küresel rekabeti daha da sertleştiriyor.

Türkiye'nin bu süreçte yalnızca montaj ve geleneksel motorlu araç üretimiyle yetinmesi mümkün değil. Batarya teknolojileri, yazılım, güç elektroniği, şarj altyapısı ve otonom sürüş sistemleri gibi alanlarda da üretim kapasitesinin geliştirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde bugün elde edilen ihracat başarısının gelecekte korunması zorlaşabilir.

Rekabet gücü maliyetlerle korunmalı

Otomotiv ihracatında ulaşılan 35,2 milyar dolarlık seviye önemli bir başarıdır. Ancak ihracatın sürdürülebilirliği için işçilik, enerji, finansman ve lojistik maliyetlerinin rakip ülkelerle karşılaştırılabilir düzeyde olması gerekiyor. Özellikle yüksek faiz ortamında yatırım finansmanına erişimin zorlaşması, üreticilerin yeni teknoloji yatırımlarını geciktirebilir.

Diğer taraftan yerli tedarikçilerin güçlendirilmesi, ithal ara malı bağımlılığının azaltılması ve Ar-Ge harcamalarının artırılması büyük önem taşıyor. İhracat miktarının yanı sıra kilogram başına ihracat değerini yükseltmek, Türkiye'nin küresel değer zincirindeki konumunu güçlendirecektir.

Sonuç: Rekor rakamlar tek başına yeterli değil

Türkiye otomotiv sektörü, 2026 yılının ilk on ayında ihracat rekorları kırarak ekonomiye önemli miktarda döviz kazandırdı. Ekim ayında 4 milyar doların aşılması, sektörün üretim ve ihracat kapasitesinin güçlü bir göstergesi.

Ancak benim açımdan asıl mesele, bu başarının nasıl sürdürüleceğidir. Daha fazla ihracat yapmak kadar daha yüksek teknolojiyle, daha fazla yerli katma değerle ve daha düşük ithal girdi bağımlılığıyla ihracat yapmak da önemlidir.

Türkiye, otomotivde yalnızca Avrupa'nın üretim üssü olmayı değil, geleceğin otomotiv teknolojilerini geliştiren ülkeler arasında yer almayı hedeflemelidir. Çünkü önümüzdeki dönemde rekabeti belirleyecek unsur sadece kaç araç üretildiği değil, o araçların ne kadar teknoloji ve ekonomik değer taşıdığı olacaktır.

Otomotivde ihracat rekoru sevindiricidir; fakat kalıcı başarı, bu rekorun teknolojiye, verimliliğe ve yerli üretim gücüne dönüştürülmesiyle mümkün olacaktır.

Not: Ocak-ekim dönemi ihracat rakamları TİM'in sektörel ihracat kayıtlarına dayanmaktadır. OSD'nin araç adedi ve üretim verileri farklı bir istatistik kapsamını ifade etmektedir.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ