<div><b>IFFHS</b>’nin yaptığı bu araştırma Türk futbolunun resmen dip yaptığının bir belgesidir. Yıllardır dinleye geldiğimiz ve de övündüğümüz ‘<b>Bizim ligimiz Avrupa futbolunun 5 büyük liginden biridir’</b> masalı da böylece iflas etmiştir. Futbolseverlerin maçları izleyebilmek için Avrupa’nın <b>en yüksek decoder bedeli</b> ödediği ülke insanımın nasıl aldatıldığı ve de kandırıldığı artık gün yüzüne çıkmıştır... Neymiş? <b>Süper Lig Avrupa’nın en pahalı ligiymiş!</b> Mal ortada, güldürmeyin insanı, aklımızla alay etmeyin... Milli takımı Avrupa Ulusal Ligi’nde küme düşmüş, sezonu ilk 5 arasında bitiren, Ziraat Kupası kontenjanından Avrupa’ya açılan toplamda 6 takımı neredeyse turnuvaların başında elenip geri döndüğü bir ülkeden söz ediyoruz... Şimdi Ulusal Takımın <b>2022 Dünya Kupası’</b>na katılması için ulus olarak dua ediyoruz... Tamam; <b>“2020’de hayatımıza birçok yeni kelime girdi. Pandemi, Covid, mutasyon</b>…” Ancak başarısızlığı sadece bu etmenlere bağlamak yanlış... Ritmik jimnastikten, atletizme, yüzmeye, “<b>spor</b>” denilince akla “<b>ilk gelen</b>” sporun ana dallarında başarıdan başarıya koşan, rekorlar kıran, altın madalyalar, alan, ferdi yarışmalarda da, takım yarışmalarında da madalya podyumunun en üst basamağına çıkarak “<b>İstiklal Marşımızı</b>” dinleten “<b>kadınlı erkekli</b>” sporcularımıza ne diyeceğiz o zaman? <b>Onlar pandemiden etkilenmedi mi?</b> İşte size birkaç örnek... Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi nedeniyle geç açılan sezona karşın milli sporcularımız uluslararası arenada <b>atletizmde 115, yüzmede 42</b> olmak üzere toplamda <b>157 madalyayı</b> Türkiye’ye getirdi. A Milli Kadın Voleybol takımı Tokyo Olimpiyatları’na katılma hakkı elde etti. Taekwondo, Judo, Karate, Masa Tenisi, Güreş’te uluslar arası arenalarda nice kez bayrağımız zirvede dalgalandı. <b>Kimin haberi oldu bu göğüs kabartan başarılardan?..</b></div> <div>Bu soruyu sorduğumuzda, “<b>biz gazeteciler, biz spor (!) yazanlar, biz TV ekranlarında spor (!) konuşanlar aynaya bakmalı</b>” ve “<b>mahcubiyet içinde”</b> başlarımızı ‘yüzümüzün kızardığı görülmesin” diye önümüze eğmeliyiz! Küme düşmüş, çökmüş futbol ile basketbolun peşinde koşmaya devam ederken, hâlâ ve hâlâ “<b>sporumuzdaki müthiş mutasyonu</b>” dünya âleme gösteren Türk gençlerine “<b>hak ettikleri yeri vermemekte yarışan</b>” sayfalarımızın ve ekranlarımızın sahibi olan “<b>bizler</b>” bilmem ki, ne zaman “<b>Sezar’ın hakkını Sezar’a verecek</b>” bir “spor anlayışına” sahip olacağız?.</div> <div> </div> <div></div>