<div>Eskiden mokosen giyer, altına da çabuk eskimesin diye demir çaktırırdık. Yürürken ilk bir iki ay çıkardığımız ayak sesi kendimizi gaza getirme konusunda tetikler dururdu.</div> <div>Tak, tuk,tak,tuk…</div> <div>Ne yürürdük be.</div> <div>Yürürken sesi duymak için ayakları kaldıra kaldıra yürürdük ki, yere vurunca yer gök inler, yürüyüşünden sokağa kimin girdiği bile anlaşılırdı daha bir kendimizden emindik.</div> <div>Şimdi öyle mi?</div> <div>Lastik tabanlı ayakkabılar yüzünden yürüyüşümüz değişti.</div> <div>Hele AVM lerin o pırıl pırıl parlak zeminlerinde yürürken iyice perişan halimiz. Vırck, vırck, fıssst, fıssst…</div> <div>Anlaşılan o ki, artık tak tuk ses çıkaramayınca ayağımızı sürüye sürüye yürümeye başlamışız. Haliyle altında o demir ökseler yok. Ayak sesimiz bile değişti anlayacağınız.</div> <div>Şimdi bu Avrupa hangi ayak sesimizi duymalı?</div> <div>Fırşt, forşt mu tak tuk mu?</div> <div>Havalar ısındığından beri bir de şu parmak arası terlik belası çıktı. Kelli felli dalyan gibi delikanlı, şehzade sakalını da bırakmış şekillisinden, uzun kollu beyaz gömlek, siyah pantolon tastamam… Ama, gel gelelim ayakta parmak arası terlik…</div> <div>Karizma bitik…</div> <div>Bari takunya giy gez, formata daha uygun. </div> <div>Modacıda da kaytan bıyık vardı ama İkitelli kamyon garajının şoförleri yenge diyordu hacı!</div> <div>En iyisi Avrupa bu aralar sesimizi pek duymasın.</div> <div>Duysa da bir zahmet duymazlıktan gelsin.</div> <div>Türklerin ayak sesi o bildik ses değil. Nerede o eski mokosenler…</div> <div>Sıkardı, vururdu ama ne ses vardı?...</div> <div>Peeeeeehhhh…</div>