Elli sene sonra dünya nasıl olacak?

Geçmiş ve gelecek insanların her zaman ilgisini çekmiştir. 1925’te yayınlanan makalede yakın gelecekle ilgili çeşitli tahminlerde bulunulmuştur. Atomun parçalanmasından görüntülü telefonlara, yağmur bombasından hava tahminlerine varan öngörüler günümüzde gerçekleşmiş olmakla beraber, ölümsüzlük, suçun önlenmesi, hapishanelerin kaldırılması ve hedeflenen sosyal mutluluk gerçekleştirilememiştir. Günümüzün popüler deyimiyle hayaller hayatlar…

Elli sene sonra dünya nasıl olacak?

Resimli Ay Mecmuası, Şubat 1925

Yeni Türkçeye çeviren: K. Sevgin İnce

Gelecek yarım asır içinde şimendiferler yıkılarak yerini tayyareler alacak, şehirlerde caddeler müteharrik, taşıtlar seri ve mükemmel olacak, ölüme çare bulunacak ve hayat baştan başa elektriklenmiş gibi hareket içinde olacaktır.

İnsanlar o kadar süratle gidiyorlar ki önümüzdeki yarım asır zarfında neler olacağını tahmine kalkışmak hayli küstahlık olur. Geçen yarım asır zarfında her sahada meydana gelen tekamüle bir kuş bakışı göz atmak, gelecek elli sene zarfında insanların ne müthiş bir terakkiye mazhar olacaklarını takdire yeter. Bugün medeniyetin en zaruri levazımı addettiğimiz şeyler hep geçen yarım asrın mahsûlüdür. Elektrik, telefon, telsiz telgraf, telsiz telefon, tayyare, gramofon, sinema, asansör gibi bugün ki hayatın en zaruri ihtiyaçları, yeraltı şimendiferleri mevcut değildi. Elli sene önce telsiz telgrafdan bahsedenlere gülerlerdi. Jülvern’in (Jules Verne) bugün tamamen tahakkuk eden hayalleri, o vakit sade romana yakışan birer hayal telakki edilirdi. Denizaltı, denizi aşan zeplin elli sene önce insanların akıllarına sığdıramayacakları şeylerdi. Fakat insanın hayal edemediği şeyi zaman o kadar süratle yapıyor, ve medeniyet o kadar dev adımlarla ilerliyor ki dün birer hayal zannettiklerimizin bugün birer hakikat olduğunu itirafa mecbur oluyoruz.

Onun için elli sene sonra insanların mazhar olacağı tekamülü tahmin ederken çok hayale kapılmış olmaktan korkmayabiliriz. Zaten bugün yapacağımız tahminlerin çoğu eldeki mevcud malumata dayanır. Yani bugün nüve halinde mevcud olup ta yarın inkişafı muhakkak olan tekamüllerdir. İstikbalde olacak şeyler şimdiye gölge salarlar. Bu gölgeden geleceği tahmin etmek mümkündür.

İstikbalde beklenen iki tür tekamül vardır: Biri maddi, diğeri manevi. Maddi tekamül doğrudan doğruya yeni benzeri görülmemiş bir şey icadetmek, yeni keşifler ve yeni icadlarla mümkündür. İnsanlar gelecek elli sene zarfında geçen elli seneyi gölgede bırakacak yeni keşifler peşindedirler. Bunlardan en önemlisi [atom]dur. Atom her maddeyi oluşturan son cüzüdür. Şimdiye kadar tahlil kabiliyeti maddeyi oluşturan [atom]la [elektron]u ayırmaya muktedir değildir. Fen adamları atomu diğer terkibattan ayırmak mümkün olduğu takdirde müthiş ve harikabahş bir kuvvet elde edeceklerini tahmin ediyor, ve dünyada misli görülmemiş bir inkilab vücuda getireceklerini söylüyorlar. Bununla beraber bu henüz bugün bir teori halindedir. Henüz atomu saf bir halde elde etmek mümkün olmamıştır. Fakat bu teorinin insanlar için büyük bir inkilabı ihtiva ettiğini bütün alimler kabul etmişlerdir.

Gelecek elli sene zarfında hayat bugün tanınmayacak hale gelecektir. Şehirler değişecek, taşıtlar tamamen başka bir şekil alacaktır. Tayyareler, yarının en önemli taşıtları olacaktır. Yirmi sene sonra şimendiferler, masraflı lüks eşya addedilerek sökülecek, şehirler arasındaki ulaştırma işleri tayyare ve zeplinler vasıtasıyla icra edilecektir.

İstikbalde şehirlerin alacağı manzarayı görmek isterseniz, bu makaleye ilişik resme bakınız. Burada sokaklar tamamen kaldırılmıştır. Taşıtlar birkaç katlı köprüye nakledilmiştir. Köprünün en altında yeraltı şimendiferi vardır. Her sokağın altında bir yeraltı bulunacaktır. Uzak mesafelere gitmek için en güvenli vasıta yeraltı şimendiferleridir. Bugün insanların yürümesine tahsis edilen kaldırımlarda yarın yalnız otomobiller, tramvaylar ve otobüsler işleyecektir. İnsanların yürüdüğü sokak köprüde birinci kata nakledilecektir. Buradaki sokak ta bizim bildiğimiz sokaklardan farklı olacaktır.

Sokaklar dört kaldırımdan mürekkeb olacak, bunların biri saatte on, ikincisi beş, üçüncüsü üç kilometre ve süratle yürüyecek, dördüncüsü sabit olacaktır. Sokaklar üzerinde sıralar bulunacaktır. Dolayısıyla bir yere gitmek istediğiniz zaman, gideceğiniz yerin mesafesine göre seyyar caddelerden birine atlayacak, bir sıraya oturup gazetenizi okumaya başlayacaksınız. Sizin yürüyüp yorulmanıza ihtiyaç yoktur. Köprünün orta katında havai trenler vardır. Üçüncü katında da diğer bir seyyar cadde mevcuttur.

Gelecek elli sene zarfında fen, havayı kontrol imkanını temin edecektir. Dolayısıyla istediğimiz zaman yağmur yağdıracak, istediğimiz zaman bulutları dağıtarak güneş meydana çıkaracağız. Herkesin evinin önünde bir telsiz telefon direği bulunacak, ve her ev bütün dünyayı ücretsiz olarak dinleyebilecektir.

Gelecek elli sene zarfında makineleri uzaktan idare imkanı temin edilecektir. Dolayısıyla şehrin muhtaç olduğu elektrik ziyası, şelaleler altında yapılan fabrikalardan sevk ve idare edilecektir. Diğer taraftan güneşten alınacak hararetle şehrin muhtaç olduğu kuvve-i muharrikeyi(bir cismin harketinden doğan enerji) temin imkanı hasıl olacaktır.

Elli sene sonra binaların damları bahçe olacak, çocuklar damlarda oynayacaktır. Şehrin en yüksek binalarının damlarında tayyare istasyonları tesis edilecektir.

Gelecek elli sene içinde telsizle sinema verilecek, ve sinemada aktörlerin seslerini işitmek mümkün olacaktır. En mühim rol oynayacak vasıtadan biri de radyo yani telsizdir. İleride tayyareler, vapurlar, makineler telsizle işletilecek, hatta havadan eşya nakli mümkün olacaktır.

Gelecek elli sene zarfında ölüme çare bulunacak, bugün gençleştirilebilen insanlara yarın ebedi hayat temin edilecektir.

İstikbalde bir senelik havayı önceden günü gününe tahmin mümkün olacak, ve çiftçilerin istikbali kaza ve kaderin elinden kurtarılacaktır.

Özetle istikbal binbir yeni keşfe gebedir. Yaşımız müsaade ederse bunların çoğunu hayatımız içinde görmek mümkündür.

Bununla beraber gelecek yarım asır içinde insanların mazhar olacağı en büyük inkişaf, manevi sahada olacaktır. Geçen yarım asır zarfında maddi tekamül çok hızlı olmuş, fakat manevi tekamül fevkalade yavaş yürümüştür. Geçen yarım asır fen asrı olmuştur. Gelecek yarım asırda ilim asrı olacaktır. İstikbalde psikoloji ve sosyoloji ilimleri, geçen yarım asırda fennin vücuda getirdiği harikalardan daha muazzam, daha şaşırtıcı neticeler elde edecektir. Dünyayı tayyare ile dolaşmayı, dünya etrafında iki dakikada konuşmayı temin eden insanlar, şimdi ………… kendi nefslerine çevirecekler ve biraz da kendilerini tedkik ve tahlile başlayacaklardır. Bu sahada psikoloji ve sosyoloji ilimlerinin sonsuz hizmetleri olacaktır. Yirmi beş otuz sene önce henüz çocukluk devrinde bulunan bu iki ilim bugün istikbal için birçok vaadlerle doludur. Psikoloji ilmi bize insanın kendisini öğretecektir. Dimağımızın, hislerimizin, irademizin, fikrimizin kanunları öğrenilecek, insanların israf edilen fikri kuvvetlerini tasarruf etmek imkanı temin olunacaktır. Daha şimdiden Almanya ve Amerika’da ruhi tahlillere azami önem verilmeye başlanmıştır. Küçük yaştan çocukları ruhi muayenelere tabi tutarak onların dimağı, fikri, hissi istidad ve kabiliyetlerini tayine ve bu suretle hayatta takib etmeleri gereken istikameti tesbite teşebbüs etmişlerdir. Psikoloji ilmi istikbalde bize vadettiği şeyleri verdiği gün mektepler değişecek, hapishaneler, mahkemeler kalkacak, ıslahhanelere ihtiyaç kalmayacaktır.

Huylardan sonra maddi ve manevi hastalıkları ortaya çıkmadan önce keşf ve men etmek çareleri bulunacaktır. Dolayısıyla cinnetin, cinayetin, hastalığın önüne geçilecek, cemiyeti rahatsız eden her türlü hareketleri, ortaya çıkmadan önce men için teşkilat yapılacaktır. Bu sebeple istikbalin ilmi, psikoloji ilmidir. Bütün mevcud müesseselerimizi inkilaba mazhar edecek olan ilim psikolojidir.

Bununla beraber yalnız ferdi ruhları tedkik ile yetinmeyerek cemiyetlerin idaresi sözkonusu olduğu ve cemaatlerin hayat ve psikolojisi gözönüne alındığı zaman sosyoloji ilmi de bize değerli hizmetler temin edecektir. Sözün özü insanların birbirleriyle olan münasebetleri daha adilane bir şekil alacak, bir tarafta fakirlik bir tarafta israf görülmeyecek, adalet herkes için eşit olacak, insanlar mesud ve bahtiyar olmanın yolunu bulacaklardır.

İstikbal hakkındaki düşünceleriyle meşhur olan İngiliz yazar [Vels] bir eserinde diyor ki:

“Elli sene sonra dünyaya gelebilseydim, taşıtlar itibariyle bugünkinin iki misli sürat ve suhulet göreceğimden emin değilim. Fakat mekteplerin tamamen değiştiğini, hapishane ve darülacezelerin yeryüzünden kaldırıldığını, bir tarafta asilzadeler, diğer tarafta sefaletten kırılan fukaranın kalmayacağını, cemiyetin iktisadi sisteminin daha adilane bir şekil alacağını göreceğime eminim.”

İngiliz yazar maddi inkişaftan ziyade manevi inkişafa meyillidir. [Vels]e göre insanlar maddi tekamül itibariyle son dereceye ulaşmışlardır. Gelecek yarım asır zarfından ictimai ve ruhi ilimlerin yardımıyla manevi kuvvet ve kudretlerini en iyi şekilde kullanma imkanlarını öğrenecek ve hayata yeni kuvvetlerle donanmış olarak çıkacaklardır. Manevi kuvvetin tanzimi ve düzenlenmesi insanları bugünki  tekamülün birkaç misli terakkiye mazhar edecektir. Çünki maddi tekamülü meydana getiren manevi tekamüldür. Ve insanlar manen yükselmedikçe maddeten terakkiden istifade edemezler.

Bütün bunları okuduktan sonra kendi kendinize soracağınız soruyu biliyorum:

--Elli sene sonra biz ne olacağız?

Verilecek cevap basittir:

--Yerimizde sayacağız.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR