<h3><b>H. Gül KOLAYLI</b></h3> <div>Bursa’da en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri olan BAL-GÖÇ uzun süredir iç çekişmelerle kentin gündemindeydi.</div> <div><b>Bir zamanlar Balkanlarda ve Bursa’da ses getiren BAL-GÖÇ, artık kent gündeminde yıpratıcı iddialar, mahkeme süreçleri, iptal edilen kongreler ve kayyum ile anılmaya başladı. </b>Nihayetinde kayyum nezaretinde yapılan olağanüstü Genel Kurul bu defa olaysız sona erdi.</div> <div><b>BAL-GÖÇ için son virajdı.</b> Bu kongre de yapılamasaydı derneğin feshi gündeme gelirdi.</div> <div></div> <div>Öte yandan atanan kayyuma itiraz da edilmişti. Ancak Hakim’in kararı mevcut kayyumun devamı şeklinde olmuştu. Hala da kongre tarihinin 3 Temmuz olması tartışılıyor.</div> <div><b>Kayyumdaki süreç uzadıkça belirsizlik devam edecek; spekülasyonlar, tartışmalar kartopunun çığa dönüşmesi gibi içinden hepten çıkılmaz bir hal alacaktı; altında kalan da koskoca BAL-GÖÇ camiası olacaktı. </b></div> <div>Ama olmadı… BAL-GÖÇ Genel Kurulu kazasız belasız gerçekleşti!</div> <div>Siyaseten çok bildik ama derneklerde pek görmeye alışmadığımız eş Başkanlık formülüyle ortak liste ile seçime katılan Doç.<b> Dr. Kader Özlem ve Hasan Öztürk 546 oy alırken, Prof. Dr. Emin Balkan 623 oy ile BAL-GÖÇ Genel Başkanlığı’na seçildi…</b></div> <div><b>‘BAL-GÖÇ’E KATKI SUNACAK HERKESE KAPIMIZ AÇIK!’</b></div> <div>Prof. Dr. Emin Balkan ile görüştüm; haliyle ilk sorum kongre sürecinde yaşanan kutuplaşmanın nasıl onarılacağı yönünde oldu.</div> <div>Prof. Dr. Emin Balkan “<b>Ahlaki değerlerden uzaklaşmamış herkese kucağımızı açacağız. Ona, buna oy vermiş diye, kimseye önyargılı değilim. Bu camiaya katkı sunacak herkese kapımız açık”</b> dedi…</div> <div>Ardından da ekledi:</div> <div><b>“Kutuplaşmayı gidermek için elimizden geleni yapacağız. Bu bizim görevimiz. Kişilerle uğraşmam, bize oy vermeyene darılmam. Biz BAL-GÖÇ’ün kapısını tüm faaliyetlerimizde çalışmak isteyen herkese açacağız…”</b></div> <div><b></b></div> <div><b>KAYYUMUN GÖREVİ KONGREYİ TAMAMLAMAKTIR!</b></div> <div><b>Kayyumkongreyi kilitleme ihtimali olan divan başkanı seçimine izin vermeyip, hukuken de yetki alanında olduğu şekilde divan başkanlığını üstlendi. </b></div> <div>Zira mahkemece atanan Kayyum’un öncelikli görevi olağanüstü kongreyi sağlıklı bir şekilde sonuçlandırmaktı. Öyle de yaptılar. Bu ve kongre tarihi hala konuşulan mevzular arasında!</div> <div>Peki yeniden bir mahkeme süreci yaşanır mıydı? Prof. Dr. Emin Balkan “<b>Mahkeme süreçleri, bildiğimiz kadarıyla bitti. Şimdilik bize intikal eden bir şey yok!”</b> dedi…</div> <div><b>‘SİYASET DÜŞÜNSEYDİM BU YIPRATICI SÜREÇTE OLMAZDIM’</b> Prof. Dr. Emin Balkan’ın siyasete atılacağı da çokça konuşulan konular arasında, bu konudaki sorumu şöyle yanıtladı:</div> <div><b>“Şu anda siyaseten herhangi bir iddiam yok. Tam tersine siyaset düşünseydim, bu yıpratıcı sürecin içerisinde yer almazdım. Siyaset yapacak bir kişinin böyle bir sürecin içerisinde yer alması risk faktörüdür. </b></div> <div><b>Böyle bir beklenti içerisinde bu göreve girmedim. Aslında diğer adaylar da benim siyasi endeksli olmadığımı biliyorlar. </b></div> <div><b>BAL-GÖÇ’te genel başkanlığa talip olurken de partiler üstü olacağımı herkese söylemiştim. BAL-GÖÇ’ün bir sivil toplum kuruluşu olarak zaten partiler üstü olması lazım…”</b></div> <div><b>‘BAL-GÖÇ’TE AİDİYET DUYGUSUNU GÜÇLENDİRECEĞİZ!’</b></div> <div>Oy kullanan sayısına baktığınızda kongreye katılımın onca üyeye karşın düşük olduğu görülüyor. Bunda tatil ve düğün mevsiminde olunmasının da etkisi oldu. Üyelerin bir kısmı yazlıkta. Bir kısmı da iç tartışmalarda taraf olmamak için kongre salonuna gelmekten kaçındı. Zira camiada herkes birbirini az ya da çok tanıyor.</div> <div>Prof. Dr. Balkan şunları söyledi:</div> <div><b>“Bizim camiamızda çok insan var aslında. Aidiyet duygusunu geliştirmiş insanları BAL-GÖÇ’te daha etkin hale getirmek lazım. Biz bölgesine, Kuzey ya da Güney Bulgaristan’dan olup olmadığına, kasabasına, alt kimliklerine bakmaksızın, kendisi ya da ailesi Balkanlar’dan göç etmiş herkese BAL-GÖÇ’ün kapısını açacağız.”</b></div> <div><b>‘BİZE DE OY VEREN VARDIR, KARŞI TARAFA DA!’</b></div> <div>Tartışmalı 600 üyeye gelince; oy kullananların sayısı bu yeni üyelerin büyük çoğunluğunun sandık başına gelmediğini gösteriyor. Bu üyelerden ne kadarından oy aldıklarını sordum; şöyle yanıtladı:</div> <div><b>“Bize oy veren de vardır, karşı tarafa da… Üye bilgilerinde referans veren kişilere baktılar, benim adımı görünce ‘Emin Hoca’ya oy verecekler çok’ dediler. </b></div> <div><b>Oysa karşı tarafın ailesinden kişiler de vardı yeni üyeler arasında. Hiçbir zaman bu tür şeylere alet etmedim kendimi, etmek de istemem. </b></div> <div><b>Kişi üye olmuş, Dernekler Bilgi Sistemi’ne (DERBİS) girişi yapılmış, aidatını ödemiş kişinin Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre seçimde oy kullanma hakkı vardır. ‘Bunlar bu seçimde oy kullanmasın’ denildi, öyle de olmaz.”</b></div> <div><b></b></div> <div><b>‘ŞAHSIM İÇİN DEĞİL, CAMİA İÇİN İSTEDİK!’</b></div> <div>Seçimin 3 Temmuz’da olmasına yönelik itirazları sordum; Prof. Dr. Emin Balkan şunları söyledi:</div> <div><b>“Biz seçimin ocak ayında yapılmasını arzu ediyorduk. Bir an önce olsun dedik. Şahsım için değil, camia için istedik. </b></div> <div><b>Bizim için genel kurul süreci bitti. Tekrar ediyorum, biz kimseye önyargılı değiliz, çalışacak herkese kapımız açık. ‘Niye karşı tarafta yer aldın, niye oy verdin?’ demeyiz. </b></div> <div><b>Zaten Kayyum, em kısa zamanda seçimi yapmakla yükümlüdür. Zaten Mayıs ayında kayyum atanmıştı, süresi Eylül ayında bitiyordu. Seçimi iptal etmek BAL-GÖÇ’ün kapanması demekti. Bu boyuta gelmiştik. </b></div> <div><b>Okullar kapanmadan Haziran ayı içerisinde sınavların olmadığı günleri önerdik, şahsım için değil, camia için. BAL-GÖÇ, başında biri yoksa, seçim tamamlanmamışsa, kötüye gidiyordu. Ben ya da başka bir arkadaş ama birinin Genel Başkan olması gerekiyordu…”</b></div> <div><b>‘YÖNETİM LİSTEMİZ HER KESİMİ TEMSİL EDİYOR’</b></div> <div>Kamuoyunda dillendirilmeye devam eden hususlardan biri Prof. Dr. Emin Balkan’ın yönetim kurulu üye listesindeki temsiliyetti. Bunu da sordum; Prof. Dr. Emin Balkan’a yanıtı çok netti:</div> <div><b>“Yönetimimizde her bölgeden kişi var. Değişik yıllarda göç edenler, meslekleri, geldikleri ülkeler, kasabaları, kadın ve genç sayısı hepsine dikkat ettik. Yönetimde her kesimin temsili açısından listeyi çok özenle oluşturduk.”</b></div> <div>İlk yapacakları işi sordum; <b>“Henüz görevi kayyumdan teslim almadık. Ne durumdayız, üyelerimizin durumu ne; önce mevcut duruma bakacağız. Bayramlaşma ile ilgili ne yaparız, diye bakıyoruz. </b></div> <div><b>Bugün sizinle seçilmiş kişi olarak konuşuyorum, ama yetkili olabilmek için kayyumdan devralmam lazım… Evrakların, tutanakların hazırlanması lazım. Biz her an hazırız. Bayramda, olabildiğince davet aldığımız yerlerde insanlarla birlikte olmaya özen göstereceğiz” </b>dedi<b>. </b></div> <div><b>‘HİÇBİR ZAMAN HESAPLAŞMA İÇERİSİNE GİRMEYİZ!’</b></div> <div> Prof. Dr. Emin Balkan son olarak ise şu mesajı verdi:</div> <div><b>“Hiçbir zaman hesaplaşma içerisine girmem. Sonuçlar açıklanmadan önce arkadaşlarımı uyardım, ‘Sakın yanlış anlaşılacak bir harekette, sözlü olarak insanları rencide edebilecek bir söylemde bulunmayın’ diye. </b></div> <div><b>Kişileri rencide edecek tezahürat ya da slogana izin vermedim. Sosyal medyada da bir tartışma içerisine girilmemesi konusunda uyardım. Ama bir seçimde, bir grup kazanmışsa sevinmek de doğal bir haktır. Onda da bir sıkıntı olmaz…”</b></div>