<div><span>Yıllar önce <strong>Ali Tandoğan</strong>’dan dinlediğim bir anektodla başlayalım. </span></div> <div><span>Tarih; 22 Şubat 2010... Yer; Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı... </span></div> <div><span><strong>Fenerbahçe-Bursaspor maçı...</strong></span></div> <div><span>40 bin seyirci önünde oynanan karşılaşmanın ilk 20 dakikasında <strong>Alex ve Andre Santos’un </strong>golleriyle 2-0 geriye düşen Bursaspor’da kaptan <strong>Ömer Erdoğan</strong> </span><span>elini kaldırır ve takım arkadaşlarını yanına çağırıp, <strong>"Beyler bundan sonrası haysiyet meselesi. Taktik falan yok. Herkes forması için bildiği gibi oynasın"</strong> der... </span></div> <div><span>Devre arası soyunma odasında <strong>Ertuğrul Sağlam</strong> hiç konuşmaz, çıkışa doğru tünelde öğrencilerine seslenir: </span></div> <div><span><strong>‘Kaptanınız ne söylediyse onu yapın...’ </strong></span></div> <div><span>Bursaspor<strong> Batalla</strong> ve <strong>Ozan İpek’in(2) </strong>golleriyle skoru <strong>3-2’ye getirir</strong> ve maç öyle biter...</span><span> </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Şampiyonluğun habercisi olan b</span><span>u efsanevi geri dönüş Yeşil Beyazlı kulübün tarihine geçer. </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Günümüzde böyle bir şey olamaz. Futbol, tamamen teknik direktör eksenli, taktik ve strateji mücadelesine döndü. </span></div> <div><span> <strong>'Hocasız da olur'</strong> yalanı <strong>Messi'li, Suarez'li Barca'nın Bayern'den 8 yediği gün</strong> en derin mezara gömüldü. Artık gerçek anlamda teknik adam çağındayız. </span></div> <div><span>Evet, öncelikle kadrodur. <strong>Kaliteli oyuncu şarttır.</strong> Teknik direktör, yetenekli bir grubu ortak bir hedef doğrultusunda, belirli bir strateji ile ve en önemlisi taktik bilinçle götürme görevindedir. </span></div> <div><span>Çok yetenekli <strong>müzisyenler de şefe </strong>ihtiyaç duyar. </span></div> <div><span><strong></strong></span></div> <div><span><strong>Kahraman askerler de komutana...</strong><strong></strong></span></div> <div><span><strong></strong></span></div> <div><span><strong>Dönüp Bursaspor’a bakarsak...</strong> </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Hedefe giden yolda girişteki şampiyonluk dönemindeki <strong>o</strong> <strong>takım ruhunu</strong> bir türlü yakalayamadılar.</span><span> Spor alanlarında sık sık duyulan öfke dolu pek çok tamlamadan birisi de <strong><span>”Ruhsuz…”</span></strong> diye başlayanıdır. </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Ya da son <strong>Çorum FK</strong> maçında olduğu gibi Bursa tribünlerinin futbolculara yönelik koro halinde seslendirdiği tanımlama yani <strong>“<strong><span>RUHSUZLAR!..”</span></strong></strong> </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Şu da var;</span><span> tezahüratların hakikatleri ne ölçüde dile getirdiği tartışılabilir. </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Filmlerdeki ruh çağırma sahnelerine muhakkak denk gelmişsinizdir. Genelde ilk seslenişin ardından <strong>“Geldiysen üç kere vur!”</strong> gibi bir talepte bulunulur ve ruh ile iletişime geçildiği varsayılır.</span></div> <div><span></span></div> <div><span>Takım ruhu, parayla satın alınamaz. Para, insanların işlerini yapabilmeleri ve hayatlarını sürdürmeleri için bir araçtır ama onları bir takım yapmaya yetmez. </span></div> <div><span></span></div> <div><span>İyi bir takım sadece iyi oyuncularla değil, onları birbirine bağlayan <strong>görünmez bağlarla</strong> oluşur. Bir takımda <strong>bu kimyayı yakalamak</strong> için, oyuncuları heyecanlandıran bir amaç birliğine ihtiyaç vardır. Bu amaç birliğini yakalamış, uyumla hareket eden takımlar bütün imkânsızlıklara rağmen başarırlar.</span></div> <div><strong><span></span></strong></div> <div><strong><span>Bilmem anlatabildim mi?..</span></strong></div> <div><strong><span> </span></strong></div> <div><span> </span></div>