Gümbür gümbür atan bir kalp ile

Hayatı kolaylaştıran her şeye açığız. Bir tuşla ısmarladığımız su, bir tıkla ısmarlanan yemek, bir dokunuşla elimizin altına gelen en son haberler artık olmak zorunda. Bunun başka türlüsü artık mümkün değil.

Gümbür gümbür atan bir kalp ile
Kentin en sevdiğim caddelerinden birinde kendime ait ofiste oturuyor, camdan bakıyorum. Tam camın önünde bir erik ağacı, az ileride demir giriş kapısına eşlik eden pembe güller. Güneş. Ara sıra geçen araçların çıkardığı ses. Açık bir pencere. Masada bol köpüklü bir kahve. Cep telefonunda bir yandan dinlediğim işle ilgili bir kitap. Bilgisayar, masam, nihayet ilkbahar: Yeni şeylerin, güzelliklerin, yeni işlerin, müjdelerin habercisi. Yıllar önce burada olacağımı hayal edebilir miydim?
 
İlk habere gidip döndüğümde heyecandan kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Basit bir eğitim haberiydi. Habere giderken de, izlerken de, dönerken de titriyordum. Nihayet gelip daktilonun başına oturdum. İlk haberimi herkes gibi samanlı kağıda yazacak, yanlış bastığım harfleri x ile çizecektim. Başka bir muhabirin masasında yapışık bir kağıt vardı; şöyle yazıyordu üstünde: "Diye konuştu. Şeklinde konuştu. Dedi. vs vs".
 
Herkes harıl harıl daktilo tuşlarını tıklatıyor, saat başları gelen çaylarını içiyor ya da içmeyi unutuyor, sigaralarını tellendiriyor, haberini yetiştirmeye çalışıyordu. O iki paragraflık haberi nasıl yazdım, ne kadar zamanda, hangi heyecanlarla, hangi kalp çarpıntılarıyla hâlâ aklımda.
 
Şimdi aradan geçen yılları saymayı reddederek geldiğimiz noktaya bakıyorum. Daktilolar, samanlı kağıtlar artık yok. Şefin masasına haberi koyup odadan kaçmak, gidip haberi bitirmenin mutluluğuyla bir çay daha içmek, kısa bir süreliğine de olsa gönül rahatlığıyla ortadan kaybolmanın hazzı yok. Habere gittin, fotoğraflar iyi mi çıktı, nasıl çıktı, yoksa filmi takmayı unuttun mu kalp çarpıntısı yok... Uzak yerdeysen haberi fakslamak yok.
 
Gazeteye kitaba dokunmak güzel evet ama şimdi kimsenin hiçbir şeye vakti yok. Kitap bağımlısı ben, şu yazıyı yazarken dahi kitabı okumayıp dinliyorsam, siz şimdi bu yazıyı ve en son Bursa, ülke, dünya haberlerini elinizdeki cihazdan, laptopunuzdan okuyorsanız bir şeyler çoktan değişti demektir. 
Hızla değişen bir çağda günleri bırakın yıllar öyle hızlı geçiyor ki hiçbirimiz hiçbir şeye yetişemiyoruz. Hayatı kolaylaştıran her şeye açığız. Bir tuşla ısmarladığımız su, bir tıkla ısmarlanan yemek, bir dokunuşla elimizin altına gelen en son haberler artık olmak zorunda. Bunun başka türlüsü artık mümkün değil.
 
Bir an önce görmeli, duymalı haberdar olmalı, işimizi halletmeli, başka işlere geçmeliyiz. Deprem mi oldu, o saniyede nerede kaç şiddetinde bilmeli, büyük bir olayı sıcağı sıcağına, canlı canlı izleyebilmeli, olay yerini anında görebilmeli, aklımızda hiçbir soru işareti kalmadan, tam ve eksiksiz bilgiye ulaşabilmeliyiz.
 
Çok değer verdiğim büyüğüm Nuri Kolaylı ve değerli arkadaşım İhsan Bölük beni arayıp da turkhaber.com'a çağırdıklarında çok heyecanlandım. Aradan geçen bunca yıldan sonra tekrar kalp gümbürtüleriyle yazı başına oturmak beni çok ama çok mutlu ediyor.
 
Haftada iki gün karşınızda olacağım. Görüşmek dileğiyle. 
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR