Hava alanı değil, adeta bir şehir doğuyor

Hava alanında incelemelerde bulunmak üzere bir grup gazeteci arkadaşla birlikte İstanbul’a gittik.

Hava alanı değil, adeta bir şehir doğuyor

Dünyanın en büyük hava alanı yapımına imza atan konsorsiyum ortaklarından Limak Holding’e bağlı Limak Enerjinin daveti üzerine yaptığımız gezide çok çarpıcı bilgiler edindik. 

Limak Enerji Genel Müdürü Erman Aytaçla birlikte gezdiğimiz hava alanında gördüklerim karşısında gururlandım. Çünkü imkan verildiğinde Türk mühendis ve işçisinin neler yapacağını bir kez daha gördük. 

İnanılması zor detaylar var; 

Verilen bilgiye göre, 3. Hava alanı şu anki duruma göre dünya genelinde sıfırdan yapılan en büyük hava alanı.  

Rakamlarla biraz detaylandırmak istiyorum; 

Hava alanı 76 milyon 500 bin metrekarelik alana kurulu. 1 milyon 400 bin metre karelik kapalı alana sahip. 6 pistten oluşuyor.  

En önemli özelliklerden birisi dünyada ilk kez altı pistin aynı anda kullanılabilecek olması. 

Gerçi ilk etapta uluslararası uçuşlar için 2 pistte hizmet verilecek ve bu pistler dünyanın en büyük uçaklarının inmesine fırsat sağlayacak. 

Planlamaya göre, 3. Hava alanın ilk etabı 29 Ekim 2018 de açılacak.  

Mayıs ayı ya da bilemedin Haziran ayı içinde hava alanında test sürüşleri başlayacak.   

Bir önemli detay daha;  

Hizmete açılacak ilk etap itibarıyla hava alanının yıllık yolcu kapasitesi 90 milyon. Bu rakam neredeyse Atatürk Hava alanı ve Sabiha Gökçen’in toplamı kadar.  

Ancak burada bir soru işareti var. 

Oto yol ve köprülerde olduğu gibi 3.hava alanın dada yolcu garantisi verilmiş. Ne kadar olduğunu merak edenler için söyleyeyim; 

65 milyon. 

Bence bu saçma. 

Hamama giren terlemeli. 

Gerçi gidişata bakılırsa böyle bir garantiye ihtiyaç kalmayabilir. 

Neyse yine de bana göre doğru değil. 

Bu arada hava alanı sınırları içinde 5 yıldızlı otel de olacak. Bu otel; hava alanlarında ki otel zinciriyle biliniyor ve Londra merkezli… 

Oda sayısı ise 400’den fazla. 

Dev bir alışveriş merkezi de projede yer alıyor.  

Kısaca hummalı çalışmanın sürdüğü hava alanında şu aşamada 35 bin kişi çalışıyor. Proje tamamlandığında 100 bin kişilik istihdamdan söz ediliyor. 

Bana göre bu şu demek; 

İstanbul’da yeni bir şehir doğuyor demek…  

Yeni bir yaşam alanı demek. 

Dünya hava yolu trafiğinde liderlik demek.  

Uluslararası uçuşlarda dünyanın merkezi olmak demek. 

Dosta güven, düşmana korku demek. 

Şimdiden bazı yabancı kentlerin paçaları tutuşmuş vaziyette. 

Elbette her nimetin bir külfeti olacaktır.  

Umarım ülkeyi yönetenler nimet külfet hesabını iyi yaparlar da yeni talanlara meydan vermezler.  

Merak ettiğinizi düşündüğüm önemli bilgiyi sona sakladım; 

  1. Hava alanı 25 yıllığına yap işlet devret modeliyle yapılıyor. 

Projeyi üstlenen konsorsiyumun yatırım tutarı 10 milyar 250 milyon Euro. 25 yıl boyunca 22 milyar Euro civarında devlete kira ödeyecek. Yani konsorsiyuma maliyeti yaklaşık 33 milyar Euro olacak. 

İşte tamda burada insanın aklına gelen soru şu; 

Konsorsiyum; işletim süresince acaba kaç para vergi ödeyecek. 

Malum dünyanın en büyük hava alanı demek aynı zamanda en büyük gelir kapısı demek olarak da nitelendirilebilir. 

Bunu da bekleyip göreceğiz.   

Gel gelelim zurnanın zırt dediği yere; 

Bura’ya kadar her şey güzel… 

Fakat bir şey dikkatimi çekti; 

Biz Bursa’dan yola çıktığımızda günlük güneşlik bir hava vardı. İstanbul’da da öyle… Ancak 3. Hava alanı sahasına gittiğimizde sisli bir havayla karşılaştık. O yüzden görsellerde çok net değil. Umarım bu sis handikap teşkil etmiyordur.  

Yoksa yandığımızın resmidir. 

 

 

 

 

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR