<div>1980’leri yani <b>12 Eylül darbesi</b> sonrası <b>24 Ocak</b> kararlarının ruhuyla şekillenen yılları ülke futbolu açısından <b>“devrimci</b>” addetmek ruhumuza işlemiştir. Darbeyle kaos ortamı sona ermiş, Özal’la dünyayla bütünleşmişizdir İşte örneği futbol: Toprak sahalarımız yeşillenmiştir bir kere! 3. Lig kurulmuş, bırakın tüm şehirleri neredeyse tüm ilçelerin profesyonel kulüpleri olmuştur. Gökten düşen <b>“lig çıkma</b>”, <b>“küme düşmeme”</b> kararlarıyla dolu yıllar… Kulüplere milyarların aktarıldığı yıllar…</div> <div><b>Kaynak? Altyapı? Aman onları hiç sormayın...</b></div> <div>Bursaspor’un önümüzdeki sezon TFF 2. Lig’de mücadele edeceği de bir kandırmacadır...</div> <div>Gerçek; o kulvarın aslında 3. Lig podyumu olduğudur...</div> <div>Bugün 39 takımın yer aldığı sözde 2. Lig’de bir elin 5 parmağını geçmeyecek sayıda dev statları bir kenara bırakırsak; bu arena da <b>1800-9000 kapasiteli</b> butik statlar ve suni çim zeminlerin olduğu ne acı bir olgu?</div> <div><b>Işıklandırma dersen onu hiç sorma!</b></div> <div><b>Loca mı; o da ne?</b></div> <div>Bursaspor gibi iki üç kulübün dışındakilere bu kavramlar yabancı...</div> <div>Mesela; Bursaspor ile yer değiştiren <b>Bodrumspor’un 4.500 kapasiteli</b> stadında ışıklandırma yok! Keza bir üst lige yükselen <b>2.500 kişilik Pendikspor’un</b> mabedi de öyle...</div> <div>Hani futbolda reform yapılmıştı? Hani yıllar geçtikçe dev statlar, doğal çimlendirme ilçe, belde, kentlerde fışkıracaktı?</div> <div>Bütün bu olumsuzlukların başlangıcı bir kez daha söylüyorum 90’lı yılların başlangıcı yani Özal dönemidir...</div> <div>Sözgelimi; 1989 yazında dönemin başbakanının törenle kulüplere para dağıtma törenini hafızası kuvvetli olanlar hatırlar. O ödül(!) töreninden <b>Bursaspor da </b>faydalanmıştır!</div> <div>2.Lig’de şampiyon olup Süper Lig’e çıkmayı garantileyen Yeşil Beyazlı kulüp <b>‘Bir kentin aynı ligde iki temsilcisi olmaz’</b> itirazı ile o günlerin hatırı sayılır bir meblağını içeren çek merhum <b>Başkan İbrahim Yazıcı</b>’ya <b>‘sus payı’</b> olarak teslim edilmiştir. Nisan ayında TBMM’de kabul edilip yürürlüğe giren <b>Yeni Spor Yasamız</b> bu anlamda hiçbir yapısal sorunu hedef almadığı gibi <b>“radikal”</b> görünen oysa kulüp yöneticilerini devlete daha da bağımlı kılmayı sağlamaktan başka niyeti olmayan, ceza maddeleriyle anılıyor. Pratikte uygulanmayacağını bildiğimiz maddeler kulüplerle ilişkide siyasetin elini kuvvetlendireceği çok açık ve net...</div> <div>Ezcümle; bıyık tıraşına siyasi rüzgara göre karar veren patron-bürokrat kulüp yöneticisi tayfaya hiçbir şey olmayacak.</div> <div>Futbolumuz böyle gelmiş böyle gidecek...</div>