Maltepe...

Benim  'adalet mitingi'ne dair notlarım ince nüanslarla dolu.

Maltepe...

Bugüne kadar çok miting izledim.

Çok liderle canlı yayınlar, söyleşiler yaptım.

İktidar muhalefet bir yığın insanla konuştum.

Uzun süredir takip ettiğim onca miting sonrası muhalefet adına en farklı olanıydı.

25 gün, 432 kilometre ile 1 milyon adım, 2 milyon insan..

Ya da iktidar medyasına göre 175 bin kişi!

Bunu herkes kendince yorumluyor.

Sonuca bakmalı asıl... Çünkü artık toplumun medyaya inancı kalmadı.

O yüzden artık manşetler değil meydanlar konuşuyor.

Bu hamle referandum sonrası aradaki 1.54'lük farkı, yani makası daha da azaltmak için yapılan en ciddi girişimdi. 3 sözcük üzerine kurulan 'hak, hukuk, adalet' sloganıyla birlikte ayrıştırmayan, kucaklayan mesajlar ağırlıklıydı.

Bir defa şunun altını net çizeyim.

Zaman zaman gerek oligarşik yapıyı, gerekse seçim sonrası kayıpları dikkate alıp eleştiriler getirmiştim CHP için. Ancak dün Maltepe'de şunu gördüm.

Genel Başkanlıktan, muhalefetin liderliğine dair adım attı.

Bir terfi gibiydi. Kılıçdaroğlu durdu durdu öyle bir hamle yaptı ki...

Yazın bu sıcağında dünün aksine şezlonglarda ayaklarını denize uzatanları o meydana toplayabildi.

Partisiz, oksuz… TÜSİAD Başkanı’nın yorumladığı gibi..

'Sade, net, masum.'

Elbet iktidar 'masum' yorumuna takacaktır TÜSİAD Başkanı’nın.

CHP liderinin madde madde okuduğu manifestosunda şunun altını kalınca çizdim.

“Siyasi ayak...”

İktidar partisi toplumdaki bu algıyı değiştiremezse, muhalefet bloğu sürekli bu konuyu akılda tutacak. Yine Maltepe gösterdi ki...

Bundan sonraki tüm hamleler 2019 üzerine kurulu.

Bu da daha önce sözünü ettiğim köprüden önceki son çıkış yorumumla örtüşüyor.

Kazanan kazanır, kaybeden tarihe gömülür.

CHP, yeni kurulucak Akşenerli oluşum, HDP ve diğerleri parti bayraksız, flamasız, tek slogan üzerinde ortak isimlerle, ortak hareket ederse Ak Parti'yi zorlayacaktır.

Bu kez bu haliyle kan kaybeden Bahçeli yönetimindeki MHP oyları daha da fire verecektir.

Benim alana baktığımda...

Mevcut siyaseti okuduğumda gördüğüm bu.

Mutlaka siyasette son 24 saatte çok şey değişir..

Ne var ki, süreç Demirel siyaseti de değil.

Peki muhalif blok hepsi 'tek başına iktidar' hesabıyla kurulmuşken bütün olabilecek mi?

Sen, ben, bizim oğlan hesabına girerlerse hepsi kaybeder...

Ya bu sefer Erdoğan'a Ak Parti ve MHP oyları yeter mi?

Öyle görülüyor ki, iktidar partisi de yerel gücüyle birlikte toplumsal gücü tetikleyecek 'ekonomi' gerçeğini kullanabilir. Toplumu mutlu et, mutlu ol stratejisi yani…

Bir de daha fazla, daha inandırıcı yüzlerle daha çok 'çat kapı' yapması lazım.

Bakalım... 2019'a ne kaldı...

Tuz yürüyüşü, buz yürüyüşüne döner mi?

Evdeki hesap çarşıya uyar mı?

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR