<div>Uludağ'ın zirvesindeki hava durumu dikkate alındığında, cesetlere, havalar ısınıp, karlar eridikten sonra da ulaşılabilirdi...</div> <div>Neyse ki, bu yaşanmadı...</div> <div>Kaybolan Efe ve Mert'i, Türkiye çok konuştu...</div> <div>Herkes, kendilerinden gelecek güzel haberleri bekledi...</div> <div>Ama onlar, zirvede beyaz ölüme yenik düştü…</div> <div>Ya, o gençlerin yollarını gözleyen aileleri…</div> <div>Ve, çektikleri…</div> <div>Dünya'da, en zor beklentilerden biri de, ulaşamadığınız yakınınızdan gelecek <b>-iyi veya kötü- </b>haberi, çaresizlik içersinde beklemek olsa gerek…</div> <div>O kişi birde canınızsa....</div> <div>Çocuğunuz, eşiniz, anneniz, babanız, kardeşiniz veya çok sevdiğiniz bir yakınınız ise…</div> <div>Ömrünüzden, ömür gider...</div> <div>Kafanızdan, neler geçirirsiniz neler...</div> <div>Ölümü, ona asla yakıştıramazsınız...</div> <div>Mutlaka, bulunacağını...</div> <div>Koşarak gelip, size sarılacağını hayal edersiniz...</div> <div>Umudunuzu yitirmemeye çalışırsınız...</div> <div>Bazı günler de, karamsarlığa kapılırsınız...</div> <div>Gelebilecek, en kötü haberi düşünürsünüz...</div> <div>Kahrolursunuz...</div> <div>O zaman da, canınızı kaybettiğiniz için üzülür, cesedi bulunduğu içinde sevinirsiniz...</div> <div>En azından, <b>"Hiç olmazsa, mezarı var… Kabrine gider çiçekler koyarım, dualar ederim... Kendisi bana cevap vermese de, ben onunla konuşurum"</b> dersiniz...</div> <div>Ve, acınızı dindirmeye çalışırsınız...</div> <div>Bunu da,ne kadar başarırsınız, o da ayrı bir konu…</div> <div><b>ACIYA, TANIK OLDUM…</b></div> <div>Çaresizlik içersinde beklemenin nasıl bir acı olduğuna, Trabzon'da,1988 yılında yaşanan bir olayda, gazeteci olarak tanık oldum…</div> <div>Korkunçtu...</div> <div>Haziran ayının 23'ünde, Maçka İlçesi Çatak Köyü'nde heyelan meydana geldi...</div> <div>Dağdan kopan dev toprak kitlesi, evlerin ve yolcu otobüslerinin mola verdiği dinlenme tesislerini yok etti...</div> <div>Her şey, toprak altında kaldı…</div> <div>Yaşanan felakette, altmışdört kişi öldü...</div> <div>Günler süren çalışma sonucu, cesetlerden biri hariç, diğerleri çıkartılıp yakınlarına teslim edildi…</div> <div>Ulaşılamayan kişininailesi, çalışmaları yerinde görmek için, heyelan alanından hiç ayrılmadı…</div> <div>Orada, yatıp-kalktılar…</div> <div>Cenazelerini defnedenlere, <b>“Hiç olmazsa, mezarlarını biliyorlar”</b> diyerek imrentiler…</div> <div>Dahası…</div> <div>Cesetlerinin bulunması halinde, koyun keseceklerini söyleyerek, adakta bulundular…</div> <div>Genellikle adaklar, insanların olmasını istedikleri güzel beklentilerin gerçekleşmesi durumunda adanırken, onlar, cenazelerine ulaşmaları halinde, adakta bulundular...</div> <div>Yaşadıkları çaresizlik ve acıyı düşünebiliyor musunuz?</div> <div>Sonunda, o kişide toprak altından çıkartıldı…</div> <div>Adakta bulunulan koyunun kesilmesinden sonra, defnedildi…</div> <div>O insanların yaşadıklarını görünce...</div> <div>Efe Sarp ve Mert Alpaslan'ın ailelerinin neler yaşadığını çok iyi anlıyorum…</div> <div><b>“Ateş, düştüğü yeri gerçekten yakıyormuş</b>” diyorum…</div> <div> </div>