<div>68 gençlik hareketinin komando kamplarında eğitilmiş silahlı ülkücüler tarafından bastırılması. İrticanın kullanıldığı Kanlı Pazar.</div> <div>12 Mart askeri darbesi, 1980 öncesinde uygulanan kanlı istikrarsızlaştırma operasyonları, aydın katliamı ve Mayıs 1977.</div> <div>Our Boys’un 12 Eylül darbesi...</div> <div>Buralarda hep aynı yasa işledi. Sonrası ise Susurluk.</div> <div>Devamı da geldi. 15 Temmuz sistemi, hayatı yeniden irdeleme sürecidir.</div> <div>Şimdi dünde kalmadan önümüze doğru bakabilmeliyiz.</div> <div>Burada önemli olan güçler dengesi.</div> <div><b>‘Güç’ </b>üç ayrı odak arasında paylaşılmıştır…</div> <div>Yasama, yürütme, yargı.</div> <div>Ülkeden ülkeye değişik biçimler gösterse de sonunda, sistem içerisinde ‘demokrasi’ bu üç gücün birbiri karşısında ‘bağımsızlığı’ üstünden gerçekleştirilmektedir.</div> <div>Fakat son dönemlerde ülkemde dengeler farklılaştı.</div> <div>Yani ya ‘yasal değişikliklere’ gidiliyor, ya da ‘fiili durumlar’ yaratılıyordu.</div> <div>Ne olduğunu yaşadıkça gördük anladık.</div> <div>Giderek derinleşen, derinleştikçe sistemi kontrol etmeye çalışan vatan hainlerinin 3 noktayı kontrol etme, darbe kalkışması ve gelinen sonuç.</div> <div>Sanırım bu ülkenin sadece bugününü değil geriye dönük 40 yılını iyi tahlil etmek gerekir.</div> <div>Tarihsel bir hatırlatma yapmak gerekirse, yine Fransa’ya uzanmak gerekir.</div> <div><b>“Yasallık bize dar geliyor” </b>sözü ünlü Fransız tarihçi ve politikacı Adolphe Thiers ’ indir.</div> <div>Mesela Theirs’ten 100 küsur yıl sonra devlet yöneten Demirel’in şu sözleri unutulmadı.</div> <div>Demirel’ in sözleri bir sıkıntıyı dile getirmekten çok bir toplumsal yasanın ifadesi gibiydi:</div> <div><b>‘Devlet gerektiğinde rutinin dışına çıkabilir’…</b></div> <div>Yani rejim kendini tehlikede gördüğünde bizzat kendisi tarafından konmuş yasaları çiğneyebilir.</div> <div>Bilinen devlet teorisinin diliyle söylersek sınıfsal çıkarların tehlikeye girdiği çizgi, yasallığın da sınırıdır. İyi de devletin içine sızmış her şeyi yasa dışı yapmış yapılanmanın tohumları filizlenirken neredeydi, Demirel'ler, Özal'lar, Ecevit'ler. Mesele salt bugünün sorunu değil ki!</div> <div>İşte bugünkü şablonda içinde boğulduğumuz gündem bunu anlatır.</div> <div>Kimi ‘şoven’</div> <div>Kimi öylesine ‘değişimci’</div> <div>Kimi ‘takiyyeci’…</div> <div>Kimi samimi…</div> <div>Kimi de...</div> <div>Özetle bu durumda herkes ‘erk’ti.</div> <div>Toplum mühendisleri ne kadar şişirirse şişirsin benim midem öyle ağrıyor ki..</div> <div>Soda hak getire. İçim daraldıkça da, derim hala aynı terane.. Ülkemin manzarası Vatan, Millet Sakarya’da… Ya bu toplum o mesajlara sessiz kalsaydı.</div> <div>İyi ki Türk halkı var. Ve mesele tam bağımsız Türkiye ile çözülür.</div> <div>Satrançta sahip olduğun her taş vücudunun bir parçası ise kolun bacağın ya da her neyse, işte o zaman iyi oynamazsan önce bir taşında, kolun ya da bacağında, sonra diğer bir organında hissediyorsun acıyı. Yara alıyorsun ama ezici bir darbe olmuyor. Ama taktik iyi olmazsa atına, vezirine ya da kalene alıyorsun darbeyi. Hayatı da bir soru cevap tablosu ya da zekâ oyunu olarak düşünürsek her zaman bir kaybeden bir de kazanan vardır.</div> <div>Kazanan her daim taşeronlar değil, Türkiyem olsun.</div> <div> </div> <div><b>KADİR KOÇDEMİR'DEN 'GÖRÜŞMEDİM' UYARISI</b></div> <div>Dün MHP Milletvekili <b>Kadir Koçdemir</b>'le yaptığım sohbeti kaleme almıştım.</div> <div>Geniş yankı uyandırdı.</div> <div>Yazının içindeki bir bölüm önemli.</div> <div><b>'Görüşmedim. O zatla da görüşebilirdim'</b> ifadesi yanlış anlaşılmalara sebep olabilir.</div> <div>İster istemez yazı içinde, konuşma üslubundaki gibi anlam ve vurgular tam ifade edilemiyor.</div> <div><b>"görüşmüş olsam 'görüştüm' derdim' O sözü de bu manada söyledim "</b>diye ilave bir görüş belirtti Kadir Koçdemir dün akşam aradığında.</div> <div>Şunu hemen belirteyim.</div> <div>Bu ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, vekillerle, Avrupa'dan Amerika'dan sayısız canlı yayınlar, söyleşiler yapan biriyim.</div> <div>30 yıllık yayıncı ve gazeteciyim, hiç bir zaman kimseyle konuşurken <b>'özel-gizli kayıt' </b>almam da tutmam da. Etik te bulmam.</div> <div>Önümde kağıdım not alırım, hafızama da güvenirim.</div> <div>Ve yazacağım konuyla ilgili muhatabına sormadan asla fikir beyan etmem.</div> <div>Sayın Vekile de <b>'konuya ilişkin yazı yazacağım, sorularım var'</b> diye özellikle belirttim.</div> <div>Nitekim o da samimiyetle paylaştı fikirlerini.</div> <div>Açıkça da FETÖ ile görüşmediğini, bir diyaloğunun olmadığını söyledi, paylaştım.</div> <div>Hatta şu yorumunu da cümleye ilave ederek...</div> <div><b>"</b><b>Servis edilen yalan yanlış bilgiler.</b> <b>O kadar gizli kriptoymuşum ki, benim bile haberim yok."</b></div> <div>Bu sözleri üzerine hala birileri başka hesap ve yorum yapıyorsa vekil Kadir Koçdemir'in söyledikleri çok nettir. Hassas bir dönemden geçerken konunun özünü herkes bilsin istedim.</div> <div>MHP'de asıl odaklanılması gereken bundan 1.5 ay önce her şeye <b>'hayır'</b> derken, şimdi neden <b>'evet'</b> denildiği olması gerekmez mi?</div>