<div></div> <div>Türkiye'de altyapının ciddiyeti hep sorgulanıyor ama ciddi bir sorgulama olamıyor bu. Futbol okulları çoğunlukla <b>forma-malzeme satma</b> ve yaz boşluğunda çocuklarla ailelerini eğleme işlevi görüyor.</div> <div>Futbolcu adaylarını elmas gibi yontması gereken altyapılar, <b>ergen doğrama atölyesi</b> olarak işliyor. <b>Teknik-taktik</b> anlayışın ötesinde, <b>asıl, ergen ve gençlerle</b> meşgul olmanın gerektirdiği psikolojik özenden uzağız. Avrupa altyapılarında <b>bu ilgi-sevgi emeği</b> çok önemseniyor oysa.</div> <div>Mesela yakın geçmişte <b>3 İstanbullu'nun</b> transferi için çarpıştığı, sonunda Beşiktaş’ın kaptığı, <b>Başakşehir</b>’in ardından geçen sezon ortası gittiği <b>Adanademirspor’un</b> Süper Lig’e çıkmasında önemli katkısı olan <b>Gökhan İnler</b>'in yetişmesini örnek vereyim..</div> <div> 21 yaşında <b>İsviçre Milli takımında</b> oynamaya başlayan gurbetçimiz her gün oturduğu kasabadan idmana <b>Basel kulübünün</b> görevlendirdiği bir <b>sosyal hizmet uzmanı </b>tarafından getirilip götürülüyordu...</div> <div>Dünya, Avrupa şampiyonluklarının yanı sıra, <b>Real Madrid ve Barcelona </b>gibi kulüpler bazında da şampiyonluk kupalarını kucak kucak müzelerine götüren <b>İspanya futbolunun</b> başarısını yakalanan <b>müthiş jenerasyona</b> bağlamak asla mantıklı değil.</div> <div><b>Barcelona </b>altyapısı çeyrek yüzyılı aşkın zamandır ilmek ilmek örüyor o yetenekleri. </div> <div><b>Valdes, Puyol, Pique, Xavi, İniesta, Fabregas, Pedro, Messi, Busquets, Suarez </b>ve de diğerleri bir çırpıda ortaya çıkmadı.</div> <div>Sabrın, birikimin, deneyimin, teknolojinin, bilimin ürünü onlar... </div> <div><b>Dönelim Bursaspor'a</b>...</div> <div><b>Hakan Cenkçiler’in </b>koordinatörlüğünde başlarında hocalarıyla çeşitli yaş gruplarında yeni yıldızlar yaratmanın uğraşı veriliyor. Milli takıma davet edildiğinde ilk kez isimlerini öğrendiğimiz ve gurur duyduğumuz gençler yarınların starları olacak diye övünüyoruz.</div> <div>Ancak bazı gerçekler de var. Türkiye'nin en üretken altyapılarından <b>Bursaspor'un en</b> parlak mahsulü <b>Ozan Tufan</b>, 4-2-3-1'i ancak milli takımda öğrendiğini söyleyince şaşırıyoruz.</div> <div>Geçmişte Danimarka maçındaki o muhteşem golü ile ilgili <b>'Arda abi vur dedi, çaktım gol oldu' </b>yorumunu dinlerken<b> 'Vay be' </b>deyip gol sanki ona uzaktan kumanda ile attırılmış izlenimine kapılıyoruz.</div> <div>Onun üzerinde emeği olan hocalarını hesaba katmıyoruz. Aslında herkes <b>'neyin ne olduğunu'</b> biliyor da seslendirmek kimsenin işine gelmiyor.</div> <div>Bir zamanlar <b>Gençlerbirliği'ni</b> çalıştıran <b>Thomas Doll'un</b> kısa sürede farkına varıp, uyarıda bulunduğu o müthiş tespitle bitirelim.</div> <div>Bakın ne demişti Alman hoca: </div> <div><b>'Birçok orta sınıf futbolcu astronomik paralar istiyor. Siz, bu futbolculara böyle paralar verir, altyapı hocaları ve yardımcı antrenörlere hak ettiklerini vermezseniz, Türk futbolunun ilerlemesini beklememelisiniz.'</b></div> <div></div>