Yüksek katma değer için eğitim reformu...

Yüksek katma değer için eğitim reformu...

Yüksek katma değer için eğitim reformu...

Petrolü, doğalgazı, altını ve elması olmayan Türkiyenin zenginleşmek için ne yapması gerektiği hususu farklı boyutları ile tartışılıyor. Ülke nüfusunun yarısının 30 yaşın altında olduğu ve ülkenin orta gelir tuzağı ile karşı karşıya olduğunda hemfikir olunan bir aşamada çıkışın bu genç nüfusu dünya ölçeğinde eğitmek olduğu aşikar. Yüksek katma değerli üretim yapısına ulaşmış, yüksek teknoloji üretebilen bir sanayi düzeyine nasıl ve hangi sürede ulaşılabileceği sorusu, konuyu yüksek nitelikli iş gücünün devreye alınması gerektiği noktasına getiriyor.
Büyüme Hızımız
Milli gelirimiz dolar bazında son dönemlerde maalesef ilerlemiyor. Bunun sebepleri arasında küresel ekonomide yaşanan daralmanın büyük etkisi olduğu kesin. Ancak küresel ekonominin etkisini nötr kabul ettiğimizde de ekonomimizin kendi dinamikleri ile belirli bir milli gelir büyümesini gerçekleştirmesi gerekiyor. Şu anda birçok gelişmiş ülkede dahi yüzde 1ler düzeyinde gerçekleşen büyüme oranları Türkiyede yüzde 3 düzeyinde gerçekleşebiliyor.
Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyeli sorgulandığında ekonomimizin ileri teknoloji ve bilgi üretim seviyesinin ancak bu kadar büyümeyi sağlayabildiği, bunun da orta gelir tuzağından yani 10 bin dolarlık gelir seviyesinden çıkılmasını mümkün kılmadığı belirtiliyor. Yani yine nitelikli insan gücü, nitelikli bilgi ve eğitim işaret ediliyor. Eğitimde ise bir vasatlık sarmalına girildiğinden bahsediliyor. Ve buna OECD tarafından her üç yılda bir düzenlenen PİSA Eğitim Becerileri Endeksi örnek gösteriliyor. Bu sınavlarda bizim çocuklarımızın yüzde 2,2 başarı düzeyi ile OECD ortalaması olan yüzde 12 rakamının oldukça gerisinde kalmaları, konu üzerinde ciddi bir yeni başlangıç yapılmasına ve mümkünse ilk çıkışın temel bilimler fen ve matematik alanı ile teknoloji ve mühendislik başlıklarında gerçekleştirilmesine ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
Eğitimde Yeni Ataklar
Ülke kalkınmasının tek çıkış noktası olarak eğitim reformunun alt yapısı konusunda son 10 yılda önemli eksikliklerin giderildiğini biliyoruz. Bina, sınıf, teknoloji, kitap, müfredat, öğretmen statüsü, Ar-Ge-inovasyon harcamalarının GSMHnin yüzde 1i seviyesine ulaşması, teknoparklar, bilimsel araştırma ve patent sayıları, stratejik yatırımlara özel teşvikler verilmesi, yeni üniversiteler başlıkları konu üzerinde hassasiyet oluştuğunun işaretleri. İngilterede ilkokullarda bilgisayar programlama ve kodlama derslerinin konulması, ABnin ise tüm üye ülkelere uyarı yaparak genç işsizliğin azaltılmasında programlama derslerinin orta öğretime konulmasının önemi üzerinde durulduğu belirtiliyor. Zenginler ligine çıkışın yolunun “yeni ekonomi” olduğu ve ekonomik büyümenin belkemiğinin sağlam bir inovasyon ortamının oluşturulmasından geçtiği ifade ediliyor.
Bu aşamada araştırmacıların özgürce bilgiye ulaşabilmelerinin ve eğitimde fırsat eşitliğinin önemine atıf yapılıyor. Bir başka anlatımla eğitimde adil rekabet ortamı, herkesi kapsayan bir kurumsal yapıdan bahsediyoruz. Ve bu yapının uygulayacağı eğitim sisteminin; Ortak felsefesi, modeli, stratejisi ve yöntemlerinde topumla mutabakat içinde tüm parçaları uyumlu bir sistem elde edilirken, sürdürülebilir bir eğitim geleneğine de zaman içinde sahip olabileceğiz.
Yükselen Bir Ülke: Finlandiya
Bütün bu anlatılanlar için örnek gösterilen son yılların en inovatif ülkelerinden biri Finlandiya. Bu ülke ile ilgili birkaç uluslararası endeks bilgileri paylaşalım.
Bilgiye özgürce erişimde 180 ülke arasından 1. sırada. Hukukun üstünlüğü endeksinde 180 ülke arasında ilk 4 ülkeden biri.
Eğitim sisteminde geleneksel okul yaşamını esas alıyor. Günde 4 saat eğitim, ödev ve okul servisi yok.
Ayrıca ciddi bir öğretmen yetiştirme programı uyguluyor. Böyle bir yapıdan dünyanın en ileri inovasyon ürünleri, ileri teknoloji, nükleer enerji ve en başarılı orman yönetim sistemlerini kuran nitelikli insan kaynağı nasıl yetişebiliyor. Cevap eğitim sisteminin tek başına ülke kalkınmasını omuzlayacak yüksek nitelikli insan kaynağını yetiştirmesinin mümkün olmadığıdır.
Eğitim reformunu destekleyecek bir “ekosisteme” ihtiyaç olduğu görülüyor. Yani öğrenci, bir yandan eğitim ortamında donatılırken diğer yandan yaşadığı ülkeye güvenini artıracak, gelecek beklentilerinin en ideal şekli ile çocuğun belleğinde oluşması ve inandığı bu gelecek tahayyülünün ülkeyi yönetenler tarafından “sürdürülebilir” kılınması çok büyük önem arzediyor. Yani Eğitim Reformu ekosistem ile birlikte anlam ifade ediyor. Ekosistem oluşumunun eğitim reformundan daha fazla ev ödevini bünyesinde barındırdığı gerçeği de artık biliniyor.
Haftaya bu konuyu tartışacağız.

EKOHABER

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR