<div>Bir şehri gezerken şehircilik adına neler yapılmış, insan mutluluğu için neler planlanmış bunları gözlemlemekten çok zevk alırım. Kaliforniya Amerikanın tarım bölgesi. Badem, ceviz, pirinç, domates, çilek, buğday başta olmak üzere tüm sebze ve meyveler burada yetiştiriliyor. Tıpkı Bursa ve Balıkesir gibi.Dikkatimi çeken zeytin ağaçları oldu. Şehrin ana caddeleri, ara sokaklar, evlerin bahçelerinde bol bol zeytin ağaçları var. Amerikanın sömürgeleşmesi döneminde Portekiz, İspanya ve İtalyadan gelen misyonerler zeytin tohumları getirmişler ve çoğaltmışlar. Asırlık zeytin ağaçları yol kenarlarını süslüyor. Adeta şehrin simgesi olmuş. Zeytin Üretim ve Denetleme Birliği yerel yönetimlere bağlı bir kuruluş. Bu ağaçlara bakımı ve çoğaltmayı onlar yapıyorlar. Ürün kimin oluyor? O kentte yaşayan insanların. Kasım ayında saptanan bir tarihte halka duyurularak bir hafta hasat yapılıyor. Herkes istediği kadar ürünü topluyor ve kendi ihtiyacı olan zeytinini yapabiliyor. Ancak ticaretini yapmak amaçlı toplamaya izin verilmiyor. Toplanmayan ürün ise bu birlik tarafından toplanıyor ve işleniyor. Elde dilen gelir ağaçların bakımı, çoğaltılmasının yanında yerel yönetime kar olarak kalıyor. Bu birliğin yaptığı zeytinler çok güzel ve makul fiyatlı. Hayatımda bu kadar çok işlenmiş zeytin türünü burada gördüm bir zeytin şehrinin insanı olmama karşın. Herkes evinde bir zeytin ağacı yetiştirmiş. Buradan alınan zeytin o ailenin gereksinmesini karşılayacak nitelikte.İster istemez güzel şehrim Bursayı düşündüm. Biz neden yol kenarlarına zeytin ağacı dikmeyiz? Var olan zeytinlikleri kesip evler yapmayı anmıyorum bile. Utanç verici. Bizim coğrafyamızın ağacı olmayan palmiyeler çok mu güzel ve verimli? Sayın ilgililer bu güzel şehrin caddelerine ya zeytin ya da çınar ağaçları dikelim. Şehrimizin bir kimliği olsun.</div>