Bursa’da, ‘nostaljik tramvayın kaldırılıp kaldırılmayacağı’ ilgili tartışmalara, bugün bir başka, şöyle gözle bakalım.
Sabah ezanıyla…
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, İncirli’de bir caminin avlusunda kurdurduğu Bereket Sofrası’ndadır.
Sohbette…
Çevre sakinleri;
Yakınma, isteklerde bulunur.
Nostaljik travmayın son durağındaki;
Epey alanlı metruk binaların, hem yıkım tehlikesiyle can güvenliğini tehdit ettiği hem de çirkin görüntüye neden olduğu vurgulanır.
Tramvay da;
Sorun gösterilir.
Caddeyi, daralttığı savunulur.
Aktaş;
Halkına kulak verir.
Metruk binalar yıkılır.
Pandemi etkisiyle…
Nostaljik tramvay durdurulur.
Özellikle…
Esnaf yakınmasıyla;
Kaldırılabileceği, düşünülür.
Son durumla…
Metruk binaların yıkılmasıyla oluşan girinti alan, gelişigüzel otoparka çevrilir ve ortaya daha çirkin görüntü çıkar.
Üstelik…
Yanındaki boşluğa;
Marketin, pazar reyonu açılır.
Nostaljik tramvayla daralmayan cadde;
Bilinçsizlik, umurmazlıkla…
Cadde otoparkına dönüşür.
Hatta…
Yaygın eğilimle;
Çift araçlı park ediliyor.
Umursamazlık…
Böyle bitmiyor.
Market ve büfeler tarafından, zaten daraltılan kaldırımlar yetmiyormuş gibi, yola meşrubat dolapları dahi konuluyor.
Başkan Aktaş'a ne denildi?
Ortaya...
Ne çıktı!
Nostaljik tramvay;
Vaktiyle Yıldırım Bayezid Meydanı’na uzanacak yeni metro hattıyla bir bağlantı kurma düşüncesine dayandırılıyordu.
Düşünce, pratikle uyuşmadı.
Doğrusu…
Nostaljik tramvay, Zafer Plaza ile Dörtyol arasında sınırlı kalmalı ve Beyoğlu gibi kimliğe erişim için varlığını sürdürmelidir.
Varsa, yakınma iddiası…
Hat boyunca…
Belediye tarafından;
Sağında ve solunda güvenlik amaçlı mesafe koşulu gözetildiği için işyerleri, kapı önüne ‘olabildiğince’ sergi yayamıyor.
Halbuki…
Tramvay;
Dönüşümü de gerektiren velinimet!
Bu bölge için katlı otopark isteği de bir yana, yeniden trafiğe açılmasını isteyen düşünce bile, ortaya atılıyor.
Türkiye’de;
Azınlığın çoğunluğa tahakkümüne karşı çıkılıyor, yasayla sınır konulmak isteniyor ise, toplumun; çoğunluğun çıkarları önde olmalıdır.