Gir bakalım o sandığın içine, el mi yaman, bey mi yaman?
Efendim Cenaze Marşı dinimizce uygun mudur?
Değildir veya uygundur! Ne olacak?
Sandığın içindeki için ne değişecek?
Sandığa girmeye mani ol, yeter. Ardından Marş mı çalındı? Dualar mı okundu? Ne önemi var?
Gemiye benzetmiş şair, sandık işte. Kupkuru bir sandık.
Marş çalarken dua okunmuyor mu?
Güvenlik tedbirleri alınmadığı sürece ne sandık biter, ne de marş sesleri dua seslerine karışması eksilir.
Gidiş o gidiş anlayacağın.
Diyanet başka konu bulamıyor anlaşılan, zaten Ramazan yaklaştıkça ürperiyorum, Bu yılın gündeminde ne var?
“İftardan 5 dakika önce tecavüze uğrarsam orucum bozulur mu?”
“Ne olursa olsun mevcut durum bir TECAVÜZ vakıasıdır. Her koşulda saldırgan için haramdır, da saldırıya uğrayanın kaza orucu tutması şarttır…”
Gülmeyin, bu sorular ve cevaplar maalesef ulusal yayın yapan kanalda Profesör ünvanlı adama soruluyor ve bu cevaplar veriliyor.
1400 Yıldır var ve hala tam olarak anlaşılmamış olan Kutsal Kitaba bir türlü uymak kısmet olmadı, görünen o ki olamayacak. Herkesin çıkarımları farklı. Kitap tek olsa da, anlayışlar çoklu.
Fıkra uzaklardan…
HAHAM İLE PAPAZ
Papazın biri, uzun süredir ahbaplık ettiği Hahama “Bana Tevrat’ı öğretmenizi isterim” der.
Haham, olmaz der:
“Sen Yahudi doğmadın, kafan Yahudi gibi çalışmaz. Tevrat’ın kelamını anlaman mümkün değil.”
Papaz ısrar eder, Haham razı olur, ama bir koşulu vardır:
“Soracağım soruya doğru yanıt verebilirsen, öğretirim” der.
Papaz, “Kabul” diye yanıtlar, “Sor bakalım!”
“İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki tertemiz çıkar. Hangisi yıkanır?”
Papaz, “Bundan kolay ne var?” diye atılır. “Kirlenen yıkanır, temiz kalan yıkanmaz.”
Haham içini çeker,
“Sana Tevrat’ın kelamını asla anlamayacağını söylemiştim! Doğrusu tam tersi: Temiz kalan adam ötekinin kirlendiğini görünce, kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır. Kirlenen adam ise karşısındakini temiz gördüğü için kendisini de temiz sanıp yıkanmaya gerek duymaz.”
Papaz, kafasını kaşır.
“Bak bu aklıma gelmemişti. Bir soru daha sorar mısın?”
Haham aynı soruyu yeniden sorar:
“İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki temiz çıkar. Hangisi yıkanır?”
Papaz, doğru yanıtı artık bildiğinden emin,
“Temiz kalan ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp, yıkanır. Kirlenen, ötekini temiz gördüğünden kendisini de temiz sanıp yıkanmaz!”
Haham, başını sallar.
“Yine yanıldın! Sana söylemiştim, asla anlamayacağını. Temiz kalan adam aynaya bakar, temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirlendiğini görünce, gider yıkanır.”
Papaz itiraz eder:
“Ayna nereden çıktı? Bana ayna var demedin ki…”
Haham, parmağını sallar:
“Seni uyardım, bu kafayla Tevrat’ın kelamını kavrayamazsın. Tevrat’ı anlamak için her olasılığı düşünmelisin.”
“Peki, peki” diye inler Papaz.
“İzin ver, bir kez daha şansımı deneyeyim. Başka bir soru sor!”
“Son kez soruyorum” der, Haham:
“İki adam, bir bacadan içeri düşerler. Biri temiz, öteki kirli çıkar. Hangisi gidip yıkanır?”
Papaz, “Artık her olasılığı biliyorum” deyip,
Bir solukta sıralar: “Eğer ayna yoksa temiz kalan ötekini kirli görüp kendisinin de kirlendiğini düşünerek gider yıkanır. Kirlenen temize bakıp kirlenmediğini düşünerek, yıkanmaz. Eğer ayna varsa, temiz kalan aynaya bakıp temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirini gördüğü için yıkanır!”
Haham başını sallayıp, cık cık yapar:
“Hayır, sana söylemiştim, kafan Yahudi kafası değil, Tevrat’a basmaz! Söyle bana, aynı bacadan içeri düşen iki adamdan birinin kirlenip, ötekinin temiz çıkması mümkün müdür? ...