Şehrin, kirlenip zarar görmesinde, herkes az veya çok suçlu…
Seçilenler, verimli toprakları imara açarak, kenti beton yığını haline dönüştürdüler…
Gözünü para hırsı bürümüş sözde iş insanları, fabrikalarının zehirli atıklarını derelere bırakarak, balıkları telef ettiler, toprağı zehirlediler…
İş ve aş umuduyla Bursa'ya gelenler, sanki kendilerinin tapulu arazisiymiş gibi, hazineye ait yerlere kaçak binalar yapıp, buraları sahiplendiler...
Bunlara, engel olması gerekenler, koltuklarından korktukları için sessiz kaldılar...
Sorumlu oldukları şehri değil, günü kurtarmanın hesabını yaptılar...
Bunda da başarılı olamadılar…
Oturdukları makamlarında, uzun süre kalamadılar...
Bursa'da, önceki gün ve dün yaşanan iki ayrı olay sonrası, bu kente ne kadar zarar verdiğimizi, bir kez daha kabul etmek zorunda kaldım...
Büyükşehir Belediyesi, Tophane Yamaçlarını temizlemek için başlattığı çalışmada, ilk gün, yirmi beş çalışan ile tam yirmi beş kamyon pislik temizledi...
Dile kolay…
Kişi başı, bir kamyon atık toplandı…
Çevreye bırakılanlar arasında, ne ararsanız var...
Yok, yok...
Yataktan tutun, araç lastiğine, kola kutularından, yemek kaplarına kadar her şey bulunuyor...
Bazıları da, o çöp yığını içersinde yatıyor...
Bunları, sağlıklı olduğunu söyleyen kişiler yapıyor...
Birde, uyuşturucu ve madde bağımlıları var...
Onlar, sadece insanlara zarar vermiyor, uyuşturucu kullanmak isterken,
ormanları da yakıyor…
Nilüfer İlçesi'ne bağlı, Demirci ve Dağyenice arasında, dün başlayan ve yürekleri ağızlara getiren orman yangını gibi...
İlginçtir…
Gözaltına alınan şüpheli ifadesinde, "Ormanda. uyuşturucu kullandığım aparatı yakmak isterken, alevler üzerime sıçradı. Bende korktum kaçtım. Sonra da orman yanmış" diyor...
Doğru söylüyor!...
Onun için, uyuşturucu kullanmak ve orman yakmak gayet doğal...
Önemli olan, yakalanmamak…
Gerçi, yakalansa da, bir süre sonra nasıl olsa serbest kalacak, orman yakmaya, insanlara zarar vermeye, bıraktığı yerden devam edecek!...
Allah'tan görevliler, zamanında havadan da müdahale ederek, rüzgarın da etkisini kaybetmesiyle, yangınını üç saat içersinde kontrol altına alıp söndürdü...
Ya alevler, ormanların yakınındaki konutlara sıçramış olsa ne olacaktı?
Asıl felaket o zaman yaşanacaktı...
Neyse ki, korkulan olmadı…
NEDEN?
Doğa harikası olan Bursa’da, doğaya verilen zarar artık tehlikeli boyuta geldi…
Bursa, bunu kesinlikle hak etmiyor….
Verimli toprakları yok ediliyor, çevresi kirletiliyor, ormanları yakılıyor…
Ve, herkes seyrediyor...
Başka Bursa olmadığı çok iyi biliniyor…
Buna rağmen…
"Görmedim, duymadım, bilmiyorum" denilerek, üç maymun oynanıyor…
Tamam da...
Ne zamana kadar, üç maymun oynanacak?
Bursa çöle döndükten sonra, tepki gösterilse ne işe yarayacak ki…
Çocuklarımıza ve torunlarımıza miras olarak, Bursa'nın geçmiş yıllarda çekilen fotoğrafları kalacak...
‘Keşke” denilecek ama işe yaramayacak…
İşte bu yüzden...
Bursa'da yaşayanların, yakınmaya hakkı olmadığına inanıyorum...
Çünkü, hepimiz suçluyuz...
Acıdır…
Bu suçu işlemeye de devam ediyoruz…