PINAR SAK YILMAZ

PINAR SAK YILMAZ

Dünyanın ekonomi nabzı, Hürmüz Boğazı’nda atıyor

Dünyanın ekonomi nabzı, Hürmüz Boğazı’nda atıyor

Dünya bazen sessiz sedasız değişir...

Bir sabah uyanırsınız, kilometrelerce uzakta yaşanan bir kriz sizin cebinizi de etkilemeye başlar. İşte bugünlerde ABD- İsrail ve İran arasında yaşanan savaş tam da böyle bir tabloyu ortaya çıkardı.

Bu savaşın tam ortasında ise çoğu insanın günlük hayatta pek adını duymadığı ama dünya ekonomisi için hayati öneme sahip bir yer var: HÜRMÜZ BOĞAZI.

Günlerdir kapalı…

Belki çoğu insan günlük hayatında bu boğazın adını bile duymamış olabilir. Ama gerçek şu ki Hürmüz Boğazı dünyanın enerji damarlarından biri. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri buradan geçiyor. Yani her gün yaklaşık 20 milyon varil petrol bu dar geçitten dünya piyasalarına ulaşıyor.

Şimdi düşünün…                

Bu geçidin günlerce kapalı kaldığını.

İşte o zaman piyasalarda "risk primi" falan değil, bildiğiniz fırtına kopar.

Zaten son günlerde piyasalarda yaşanan hareketlilik de bunun işareti.

 Savaşın tansiyonu yükseldikçe petrol fiyatları yükseliyor, piyasalarda tedirginlik büyüyor.

Her gün peş peşe akaryakıt fiyatlarına zam geliyor.

 

PEKİ PETROL FİYATI YÜKSELİNCE NE OLUR?

Aslında bunun cevabını hepimiz günlük hayatımızda görüyoruz.

Analistler şimdiden felaket senaryolarını masaya yatırdı bile. Petrol fiyatları yerinde durmuyor, şaha kalkmış durumda. "100 doları görür müyüz?" diye soranlara cevabım net: Bu gerilim düşmezse, o rakamlar maalesef hayal değil.

Bu durumda, Petrol pahalanınca akaryakıt pahalanır.

Nakliye maliyetleri artar.

Üretim giderleri yükselir.

Sonunda bütün bunlar zincirleme şekilde fiyatlara yansır.

Yani dünyanın bir köşesindeki gerilim, başka bir ülkedeki vatandaşın mutfağına kadar ulaşabilir.

Ekonominin garip bir dili vardır. Bazen bir tanker, bir boru hattı ya da bir boğaz, milyonlarca insanın hayatını etkileyebilir.

YATIRIMCININ "GÜVENLİ LİMAN" TELAŞI!

Piyasalar belirsizliği sevmez, korkuyu ise hiç sevmez. Ortalık karışınca yatırımcı hemen ceketini alıp kaçar. Nereye mi?

Tabii ki kadim dostlara: Altın ve gümüşe... 

"Dünya yıkılsa altın altın kalır" mantığıyla herkes güvenli limanlara sığınıyor.

Borsalarda ise tam bir "sat-kurtul" havası hâkim. Özellikle havacılık ve sanayi gibi enerjiyle dönen sektörler bu krizde en çok dayak yiyenler oluyor.

Ama madalyonun öteki yüzünde savunma sanayi ve enerji devleri ellerini ovuşturuyor.

 

SÖZÜN ÖZÜ...

​Bugün yaşadığımız bu gerilim, sadece bölgesel bir kavga değil; küresel ekonominin ne kadar kırılgan bir buzun üstünde yürüdüğünün kanıtıdır.

Bazen bir ülkenin enflasyon verisi değil, bir boğazdaki savaş tamtamları belirler kaderimizi.

​Eğer Hürmüz boğazı’nın kilidi uzarsa, sadece petrol değil, huzurumuz da pahalanacak.

Bu yüzden artık sadece borsa ekranına değil, haritaya da bakma zamanıdır.

Kısacası; bu dönem hızlı kararların değil, soğukkanlılığın ve sabrın ödüllendirildiği bir dönem…

Piyasayı gözlemlemek, acele etmemek ve fırsatlar oluştuğunda harekete geçmek…

Belki de şu anda yapılabilecek en doğru strateji budur.

Çünkü ateş düştüğü yeri değil, artık tüm dünyayı yakıyor.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ