ZAFER ÖZCİVAN / Ekonomist-Yazar

ZAFER ÖZCİVAN / Ekonomist-Yazar

Ekonomist-Yazar Zafer Özcivan, ekonomi ve finans dünyasındaki gelişmeleri yıllara dayanan bilgi ve deneyimiyle...

ÖZEL SEKTÖRÜN FİNANSMANA ERİŞİMİ KISITLANMAMALI

ÖZEL SEKTÖRÜN FİNANSMANA ERİŞİMİ KISITLANMAMALI

Ekonomi dediğimiz şey aslında büyük bir çark gibidir. Bu çarkın en önemli dişlilerinden biri de özel sektördür. Fabrikalar, atölyeler, küçük işletmeler, esnaf, girişimci… Hepsi bu çarkın içinde üretir, istihdam sağlar, ihracat yapar ve ülkenin büyümesine katkı sunar. Ancak bu sistemin sağlıklı çalışabilmesi için en temel ihtiyaçlardan biri finansmana, yani krediye ve sermayeye erişimdir.

Son dönemde en çok konuşulan konulardan biri de özel sektörün finansmana erişiminin zorlaşmasıdır. Faizlerin yükselmesi, kredi koşullarının sıkılaşması ya da bankaların daha temkinli davranması gibi durumlar, özellikle üretim yapan kesimi doğrudan etkiler. Çünkü üretim için para gerekir; makine alınacak, hammadde alınacak, işçi maaşı ödenecek, enerji faturası karşılanacak. Eğer bu kaynaklara ulaşım zorlaşırsa, çark yavaşlamaya başlar.

ÜRETİMİN DURMASI DEMEK HERKESİN ETKİLENMESİ DEMEKTİR

Şunu açıkça söylemek gerekir: Özel sektör sadece büyük şirketlerden ibaret değildir. Mahalledeki küçük bir marangoz da tekstil atölyesi de sanayi sitesindeki ustalar da bu sistemin parçasıdır. Bu kesimlerin finansmana ulaşamaması sadece onların değil, tüm ekonominin sorunudur.

Bir işletme kredi bulamazsa ne olur? Önce yatırımını erteler. Sonra üretimini yavaşlatır. Ardından işçi çıkarmaya başlar. En sonunda ise tamamen kapanma riskiyle karşı karşıya kalır. Bu zincirleme etki sadece iş dünyasını değil, doğrudan vatandaşın cebini de etkiler. Çünkü işsizlik artar, gelir düşer, piyasadaki hareketlilik azalır.

Bu yüzden finansmana erişim konusu sadece bankaların ya da şirketlerin meselesi değil, toplumun tamamını ilgilendiren bir konudur.

KREDİ SADECE BORÇ DEĞİL, ÜRETİMİN YAKITIDIR

Halk arasında kredi çoğu zaman “borç” olarak görülür. Ancak ekonominin içinde kredi, üretimin yakıtı gibidir. Nasıl ki araba yakıt olmadan ilerleyemez, ekonomi de finansman olmadan büyüyemez.

Özellikle yatırım kredileri, işletmelerin büyümesini sağlar. Yeni fabrika kurmak, yeni makine almak, ihracata açılmak gibi adımlar genellikle kredi desteği olmadan atılamaz. Eğer bu kapı kapanırsa, ekonomide büyüme yavaşlar, rekabet gücü düşer.

Bugün dünyada rekabet çok serttir. Bir ülkenin şirketleri yatırım yaparken diğer ülkeler de boş durmaz. Eğer biz kendi özel sektörümüzü finansman açısından zayıf bırakırsak, küresel yarışta geri kalma riski artar.

KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİN ÖNEMİ

Türkiye ekonomisinin bel kemiğini küçük ve orta ölçekli işletmeler, yani KOBİ’ler oluşturur. Bu işletmeler istihdamın büyük bölümünü sağlar. Ancak aynı zamanda finansmana erişimde en kırılgan kesimdir.

Büyük şirketler daha kolay kredi bulabilirken, küçük işletmeler çoğu zaman yüksek faiz, teminat şartları ya da sınırlı kredi imkanları nedeniyle zorlanır. Bu durum uzun vadede ekonomik dengeleri de bozar.

Eğer KOBİ’ler yeterince desteklenmezse, üretim tabanı daralır. Bu da hem istihdamı hem de gelir dağılımını olumsuz etkiler. O yüzden finansmana erişimin adil ve dengeli olması büyük önem taşır.

KISITLAMALARIN ZİNCİR ETKİSİ

Finansmana erişimin kısıtlanması sadece üretimi değil, tüm ekonomik sistemi etkiler. Bu zincir şöyle ilerler:

  • Kredi azalır
  • Yatırımlar yavaşlar
  • Üretim düşer
  • İstihdam azalır
  • Gelirler geriler
  • Tüketim zayıflar

Sonuçta ekonomi genel olarak durgunluğa girer. Bu durumdan çıkmak ise çok daha zor ve maliyetli olur.

Bu nedenle ekonomi yönetimlerinde en kritik konulardan biri, finansman akışının dengeli bir şekilde devam etmesidir. Ne kontrolsüz bir kredi genişlemesi ne de aşırı sıkı bir daralma uzun vadede sağlıklı değildir.

DENGEYİ KURMAK ŞART

Burada önemli olan nokta şudur: Finansmana erişim tamamen sınırsız olamaz ama tamamen kısıtlı da olamaz. Önemli olan dengedir.

Eğer kredi çok kolay verilirse bu kez enflasyon artabilir, finansal istikrar bozulabilir. Ancak kredi aşırı kısıtlanırsa bu kez üretim daralır, işsizlik artar. Yani iki uçta da sorun vardır.

Bu nedenle sağlıklı bir ekonomi politikası hem fiyat istikrarını korumalı hem de üretimi desteklemelidir. Bankacılık sistemi de bu dengeyi gözeterek hareket etmelidir.

GİRİŞİMCİLİK VE GELECEK

Bugünün dünyasında girişimcilik çok önemli bir kavram haline gelmiştir. Yeni fikirler, yeni teknolojiler ve yenilikçi işler ekonominin geleceğini belirliyor. Ancak bu girişimlerin hayata geçmesi için en temel ihtiyaç yine finansmandır.

Bir fikir ne kadar iyi olursa olsun, arkasında destek yoksa hayata geçmesi zordur. Bu yüzden finansmana erişim sadece mevcut işletmeler için değil, geleceğin şirketleri için de kritik önemdedir.

Eğer genç girişimciler kredi bulamaz, destek göremezse, yeni iş fikirleri hayata geçemez. Bu da uzun vadede ekonominin yenilenmesini engeller.

SONUÇ: EKONOMİYİ AYAKTA TUTAN DAMARLAR

Özetle söylemek gerekirse, özel sektörün finansmana erişimi bir ekonomi için hayati bir konudur. Bu erişim kısıtlandığında sadece şirketler değil, tüm toplum etkilenir.

Üretim yavaşlar, istihdam azalır, gelir düşer ve ekonomik canlılık kaybolur. Bu nedenle yapılması gereken, finansmana erişimi tamamen serbest bırakmak değil ama üretimi destekleyecek şekilde dengeli ve sürdürülebilir bir yapıyı korumaktır.

Unutulmamalıdır ki ekonomi, ancak üretimle büyür. Üretim ise finansmanla mümkün olur. Bu iki unsurdan biri aksadığında, bütün sistem zorlanır.

Bu yüzden özel sektörün finansmana erişimi kısıtlanmamalı; aksine doğru, dengeli ve üretimi destekleyen bir şekilde sürdürülmelidir.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ