<div>12 Eylül 1980…</div> <div>Sokağa çıkma yasağı geldi... Asker sokağa çıktı, polis de eşlik etti, insanları toplamaya başladılar...</div> <div>O gün koyulan sokağa çıkma yasağı geceye evrilecek ve aylarca gece sokağa çıkma yasağı sürecekti....</div> <div>12 Eylül 1980 askerî darbesini gerçekleştiren ve ardından tüm yetkileri elinde toplayan darbeci heyet, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarından oluşan Millî Güvenlik Konseyi idi.</div> <div>Faşist cuntanın başında Genelkurmay Başkanı olan Kenan Evren vardı.</div> <div>( Darbe sonrası devlet başkanı ve 7. Cumhurbaşkanı oldu...)</div> <div>Darbeci cuntada Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun yer alıyordu...</div> <div>Genelkurmay 2. Başkanı Haydar Saltık, Evren’in talimatıyla 12 Eylül darbe planını hazırlamıştı. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Bülent Ulusu ise darbecilerin kurdurduğu güya sivil hükümetin başbakanı idi.</div> <h4>12 Eylül öncesinde yabancı istihbarat örgütlerinin de dahil olduğu ağır provokasyonlarla Türkiye istikrarsızlığa sürüklendi... Faşist darbeye zemin hazırlandı. Kahramanmaraş, Çorum, 1 Mayıs katliamları, suikastlar... </h4> <div>12 Eylül ile birlikte siyasi partiler kapatıldı, Demirel, Ecevit, Türkeş gibi liderler gözaltına alındı... Siyasi yasaklar getirildi.</div> <div>Sendikalar kapatıldı, sendika liderleri gözaltına alındı, sendika şube yöneticileri, üyeleri dahi ağır işkencelerden geçti.</div> <div>Gazetelere ağır sansür uygulandı.. İnsanların düşünceleri, inançları, siyasi görüşleri ve hatta arkadaşlıkları dahi sorgulanır hale geldi.</div> <div>Türkiye, bir sabah uyandığında yarım yamalak da olsa var olan demokrasisini kaybetmişti.</div> <div>Bugün geriye dönüp baktığımızda, dünyadaki tüm faşist diktaların işkence yöntemleri dahil olmak üzere benzeri yöntemlere başvurduğunu, dolayısıyla aynı kaynaktan beslendiğini söyleyebiliriz.... </div> <div>Birilerinin "Bizim çocuklar darbe yaptı" demesi boşuna değil... </div> <div><strong>650 BİN İNSAN GÖZALTINDA</strong></div> <div>12 Eylül rejiminin bilançosu yalnızca siyasi yasaklardan ibaret değildi.</div> <div>TBMM tutanaklarında yer alan rakamlara göre darbe sonrasında 650 bin kişi gözaltına alındı, 52 bin kişi tutuklandı. Açılan 210 bin davada yaklaşık 230 bin kişi yargılandı.</div> <div>650 bin insan.</div> <div>Bugünün nüfus projeksiyonundan bakıldığında bile çok fazla bir sayı....</div> <div>Kaldı ki, 1980 yılında yapılan genel nüfus sayımına göre Türkiye'nin nüfusu 44 milyon 736 bindi...</div> <div>650 bin insanın aile, akraba, arkadaş, tanış ilişkisiyle etkilenen kişi sayısı ortalama 13 milyon yetişkindir...</div> <div>O tarihlerde ülkede çocuk 18 yaş üstü yetişkin diyebileceğimiz vatandaş sayısı 20 küsür milyon olmalı...</div> <div>(Darbeciler çocuk sayısının çokluğundan yakınarak ağırlıklı olarak doğu ve güneydoğu illeri olmak üzere Türkiye genelinde yoğun bir doğum kontrolü kampanyasına girişmişlerdi...)</div> <div>Gözaltındakiler ağır işkence gördü. Bursa nezarethanesinde yatacak yer kalmamıştı, nöbetleşe ayakta duruyor ve uyuyorlardı. İşkenceden gelen arkadaşlarını ailelerin getirdikleri merhemlerle tedavi etmeye çalışıyorlardı.</div> <div>Üstelik gözaltılar çoğu zaman insan onurunun hiçe sayıldığı koşullarda gerçekleştirildi. İnsan Hakları Derneği'nin aktardığı verilere göre gözaltı süreleri 90 güne kadar uzadı ve çok sayıda kişi ağır işkenceden geçirildi.</div> <h4>İŞKENCE İNSANLIK SUÇUDUR</h4> <div>12 Eylül denildiğinde akıllara yalnızca tanklar gelmemeli.</div> <div>Mamak gelmeli.</div> <div>Metris gelmeli.</div> <div>Diyarbakır Cezaevi gelmeli.</div> <div>TBMM kayıtlarında 171 kişinin işkence nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtiliyor.</div> <div>Darbeler yalnızca iktidarları değiştirmez.</div> <div>İnsanların hayatlarını değiştirir.</div> <div>Kimi bir daha evine dönemedi.</div> <div>Kimi yıllarca cezaevinde kaldı.</div> <div>Kimi işini kaybetti.</div> <div>Kimi ülkesini terk etmek zorunda kaldı.</div> <div>Kimi ise hayatının geri kalanını yaşadığı travmalarla geçirmek zorunda kaldı.</div> <div>12 Eylül'ün en ağır miraslarından biri de idamlardı.</div> <div>7 binden fazla kişi hakkında idam cezası istendi. 517 kişi ölüm cezasına çarptırıldı ve 50 kişinin (18 sol görüşlü mahkûm; 8 Ülkücü mahkûm, 24 de adi suçlu olmak üzere) idamı infaz edildi.</div> <div>BİR MİLYON 683 BİN İNSAN FİŞLENDİ</div> <div>Darbe rejiminin korku düzeni yalnızca cezaevlerinin duvarları arasında kalmadı.</div> <div>1 milyon 683 bin kişi fişlendi.</div> <div>İnsanları düşüncelerine göre sınıflandırmak…</div> <div>Kimini “sakıncalı” ilan etmek…</div> <div>Kimini işinden etmek…</div> <div>Kimine pasaport vermemek…</div> <div>Bir toplumun tamamına “sus” demenin başka bir biçimiydi.</div> <div>12 Eylül yalnızca bugünü hedef almadı.</div> <div>İnsanların geleceğini de hedef aldı.</div> <h4>12 EYLÜL'ÜN ASIL MİRASI</h4> <div>Belki de 12 Eylül'ün en büyük başarısı, insanları yalnızca o gün susturması değildi.</div> <div>Toplumun hafızasına korkuyu yerleştirmesiydi.</div> <div>“Konuşma…”</div> <div>“Başına iş gelir.”</div> <div>“Karışma…”</div> <div>“Bulaşma…”</div> <div>“Devlet ne diyorsa odur…”</div> <div>İşte darbelerin toplumda bıraktığı en tehlikeli miras budur.</div> <div>12 EYLÜL'Ü UNUTMAMAK, GEÇMİŞTE YAŞAMAK DEĞİLDİR</div> <div>Bugün 12 Eylül'ü hatırlamak, geçmişte takılıp kalmak değildir.</div> <div>Tam tersine, geleceği korumaktır.</div> <div>Çünkü geçmişini unutan toplumlar, aynı hataların yeniden yapılmasına daha kolay izin verir.</div> <div> </div> <div> </div> <div> </div>