<div>Yeter ya...</div> <div>Düşün kızıl geyiklerin yakasından...</div> <div>Üç beş kuruş için değer mi?</div> <div>Av turizmiymiş!</div> <div>Her yıl aynı terane...</div> <div>O geyikler yaşlıymış zaten... Yakında öleceklermiş!</div> <div>Mış mış da mış mış...</div> <div>Bırakın kendi hallerine, kendi kendilerine yaşamları son bulsun... Doğanın döngüsünde besin zincirinde yer alsın...</div> <div>Akbabalar, çakallar, börtü böcek...</div> <div>Doğanın kendi akışında yürüsün süreç...</div> <div>Valla, bizler yazmaktan bıktık...</div> <div>Doğaya, çevreye, canlıya duyarlı akademik odalar, STK’lar da birkaç yılda bir aynı mevzuyu yine, yeniden gündeme getirmekten bıktı...</div> <div></div> <h4>AKADEMİK ODALAR VE STK’LARDAN TEPKİ</h4> <div>Kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale süreci başlatılması sebebiyle, meslek ve çevre örgütleri Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü önünde basın açıklaması düzenledi.</div> <div></div> <div>Basın açıklamasında imzası bulunan akademik oda ve STK’lar şunlar:</div> <div>“Bursa Tabip Odası, Bursa Barosu, Bursa Veteriner Hekimler Odası Doğader, Nilüfer Kent Konseyi,</div> <div>Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Jeofizik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Maden Mühendisleri Odası Bursa Şubesi,</div> <div>Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Meteoroloji Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Mimarlar Odası Bursa Şubesi, Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şubesi,</div> <div> Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi, Bursa Veteriner Hekimler Odası ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi...</div> <div>“Sadece Kızıl Geyiği Değil, Bursa’nın Yaşam Hakkını Savunuyoruz” başlıklı ortak basın açıklaması Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal tarafından okundu...</div> <div></div> <div>Açıklama şöyle;</div> <div><strong>“Bugün burada yalnızca bir av ihalesine itiraz etmek için değil; Bursa'nın ormanlarını, suyunu, toprağını, yaban hayatını ve ortak geleceğimizi savunmak için bir aradayız.</strong></div> <div>Çünkü biliyoruz ki mesele yalnızca bir kızıl geyik değildir; mesele yaşamın bütünüdür.</div> <div>Bir canlının yaşamını ekonomik bir değere indirgemek, doğayı yalnızca gelir getiren bir kaynak olarak gören anlayışın sonucudur.</div> <div><strong>Oysa doğa; alınıp satılacak, ihale edilecek ya da ekonomik karşılığı üzerinden değerlendirilecek bir meta değil, yaşamın ta kendisidir.</strong></div> <div>Bugün Bursa'nın karşı karşıya olduğu çevre sorunlarının tamamı aynı anlayışın ürünüdür.</div> <div>Yeni organize sanayi bölgeleri genişlerken verimli tarım toprakları daralıyor; orman ekosistemleri parçalanıyor, yaban hayvanlarının yaşam alanları küçülüyor.</div> <div>Maden faaliyetleri, taş ocakları ve kontrolsüz yapılaşma doğal alanlar üzerindeki baskıyı artırırken, iklim krizinin etkisiyle kuraklık derinleşiyor ve su kaynaklarımız giderek azalıyor.</div> <div>Nilüfer Çayı yıllardır kirliliğin yükünü taşıyor.</div> <div>Marmara Denizi müsilajla bize ekosistemin alarm verdiğini hatırlatıyor.</div> <div> Bursa Ovası beton baskısı altında nefes almaya çalışıyor. Uludağ'ın geleceği Alan Başkanlığı tartışmalarıyla yeniden gündeme gelirken, İznik Gölü her geçen yıl biraz daha su kaybediyor.</div> <div>Çünkü suyu olmayan bir kentin, yaban hayatı olmayan bir ormanın ve verimli toprağını kaybeden bir ülkenin sürdürülebilir bir geleceği olamaz.</div> <div>Yıllardır aynı gerçeği dile getiriyoruz:</div> <div><strong> İnsan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez.</strong></div> <div>Dünyanın benimsediği Tek Sağlık (One Health) yaklaşımı da bunu ortaya koymaktadır.</div> <div>Sağlıklı insanlar ancak sağlıklı hayvanlarla, sağlıklı hayvanlar ise ancak sağlıklı ekosistemlerde yaşayabilir.</div> <div><strong> Kızıl geyik de bu ekosistemin vazgeçilmez bir parçasıdır.</strong></div> <div><strong>Ormanın yenilenmesine katkı sağlayan, biyolojik çeşitliliğin devamlılığında rol oynayan her yaban hayvanı gibi onun yaşam hakkını savunmak, aslında ekolojik dengeyi savunmaktır.</strong></div> <div>Ancak Bursa'yı yalnızca çevre sorunlarıyla anmak istemiyoruz.</div> <div>Bu kent aynı zamanda umut veren örneklerin de kentidir. Uluabat Gölü, uluslararası öneme sahip bir sulak alan olarak binlerce canlıya ev sahipliği yapmaktadır.</div> <div><strong>Eskikaraağaç'ta Adem Yılmaz ile Yaren Leylek arasında yıllardır süren dostluk ise, insanın doğayla uyum içinde yaşayabileceğinin bütün dünyaya ilham veren simgelerinden biri olmuştur</strong>.</div> <div><strong>Yaren Leylek bize şunu öğretiyor</strong>:</div> <div>Doğayla mücadele ederek değil, doğayla uyum içinde yaşayarak da üretebilir, kalkınabilir ve geleceğimizi güvence altına alabiliriz. İşte Bursa'nın ihtiyacı olan anlayış budur.</div> <div>Bilimi esas alan, doğal varlıkları gelecek kuşakların emaneti olarak gören, kalkınma ile doğa korumayı birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısı kabul eden bir anlayış...</div> <div>Biz çocuklarımıza yalnızca fabrikalar değil; temiz akan dereler, nefes alınabilen ormanlar, yaşayan göller ve yaban hayatıyla birlikte var olabilen bir Bursa bırakmak istiyoruz.</div> <div>Çünkü gerçek zenginlik, tükettiğimiz doğal varlıklar değil; koruyabildiğimiz doğal mirastır.</div> <div><strong>Doğayı korumak romantik bir tercih değil; ekonomik, ekolojik ve toplumsal bir zorunluluktur.</strong> Halk sağlığının, gıda güvenliğinin, iklim direncinin ve gelecek kuşakların yaşam hakkının temelidir.</div> <div>Biz yaşamın tarafındayız.</div> <div><strong>Kızıl geyiğin de, Yaren Leylek'in de, Uludağ'ın da, Uluabat Gölü'nün de, Nilüfer Çayı'nın da, Bursa Ovası'nın da...</strong></div> <div><strong>Çünkü biliyoruz ki; Bursa'nın geleceği, ancak doğası kadar güçlü olacaktır.</strong></div> <div>Bir kızıl geyiğin ihalesiyle başlayan sessizlik, yarın ormanların, derelerin ve çocuklarımızın geleceğinin sessizliğine dönüşmesin diye bugün buradayız.</div> <div>Doğa bize atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanettir. Bursa'yı bu emanet bilinciyle korumak zorundayız.”</div> <div>Mevzuyu çok yönlü değerlendiren, çok yerinde saptamaları olan dört dörtlük bir metin... Kaleme alanın da imzalayanların da yüreğine sağlık...</div> <div> </div> <div> </div> <div> </div> <div> </div>