<div>Annem <strong>Goran Bregović’</strong>in Ederlezi (Hıdırellez) şarkısını dinlediğinde gözünden yaşlar süzülürdü....</div> <div>Boşnakça bildiğinden anlardı sözlerini...</div> <div>Oysa Yugoslavya’da doğmamıştı; Karamürsel’in Yalakdere köyünde dünyaya gelmişti... Gençliği ise Karamürsel’de geçmişti... </div> <div>Çocukluğunda ya da gençliğinde özlenecek pek bir şey olmadığını söylerdi...</div> <div>Yine de deniz ve dağları çok ama çok severdi, mutlaka özlediği bir yerler ya da bir şeyler vardı...</div> <div><strong>“Saoroma saorama babo babo....Ederlezi” </strong></div> <div>Şimdi ben de epeyce yaş aldım... Ederlezi’yi dinlerken gözümden yaşlar dökülüyor... Nedenlerimiz farklı olsa da...</div> <div>Bana annemi hatırlatıyor...</div> <div>Onun konuştuğu dili...</div> <div>Kıymet Teyzemle (Sevinç), Asiye Teyzemle (Kolay), Muhibe Yengemle (Dere), Muzaffer Teyzemle (Estik) ve daha nice Boşnak akrabayla Boşnakça konuşurlardı.</div> <div>Hele de bizim duymamızı istemediğimiz konular olunca!</div> <div>O yüzden annemin vefatından birkaç yıl sonra Saraybosna’ya ilk kez gittiğimde uçaktan indiğim andan dönene kadar ağzımda kocaman bir gülümseme ile dolaşmıştım...</div> <div>Sanki herkes çok iyi bildiğim bir ezgiyi söylüyordu...</div> <div>Herkes annem gibi Boşnakça konuşuyorlardı. </div> <h4>KÜÇÜKLER SEVİLİR, BÜYÜKLER SAYILIRDI</h4> <div>An itibariyle dinlediğim Ederlezi beni çok duraksattığından YouTube’deki kanalı kapadım...</div> <div><strong>Çocukluğumun Hıdırellez kutlamalarını yazacağım diye, nerelere gittim... </strong></div> <div>Aklımın gittiği yerlerden çocukluğuma dönecek olursam....</div> <div>Kayhan Mahallesi, Kirişçi Kızı Çıkmazı’nda doğdum büyüdüm... 1996 yılına kadar da o aralıkta yaşadım...</div> <div>Eski Bursalıların yaşadığı bir sokaktı... Herkes birbirini tanırdı.</div> <div>Yetişkinler, kimi küçük yaşta kimisi ise artık birer genç olan çocuklarının doğumuna, büyüyüşüne hatta evlenmesine tanıklık etmişti...</div> <div>O sokakların hanımteyzeleri, beyamcaları, abla ve abileri vardı....</div> <div><strong>Küçüklerin sevildiği, büyüklerin sayıldığı yıllardı... </strong></div> <div>Oturduğumuz sokak, Roman Mahallesi olan Kamberler’e 10 dakika yürüme mesafesindeydi...</div> <div>Romanlar o yıllarda Hıdırellez sabahı erkenden kalkar, at arabalarına, kamyonetlere, vasıta olarak ne buldularsa onlara biner ve Kireç Ocakları mevkiine akın ederlerdi...</div> <div>Hıdırellez’i orada kutlarlardı... Davul, zurna, dümbelek, şarkı, türkü doyasıya ve kıyasıya eğlendiklerini bilirdik...</div> <div>Çengi Kıymet komşumuzdu, o anlatırdı... (Aile olarak çok da düzgün insanlardı. Aralıkta tek bir kişiyle bile sorun yaşamamışlardı.)</div> <div><strong>Biz Kirişçi Kızı Çıkmazı Sakinleri ise kendi aralığımızda kutlardık</strong>...</div> <div>Bir gece önceden kim ne istiyorsa dileklerini (Ev, araba, para, gelinlik) bir kağıda çizer, gül ağacının dibine gömerdi.</div> <div>Hıdırellez sabahı erkenden ağacın altından alınıp suya atılmak üzere saklanırdı...</div> <div>(Genellikle de Irgandı Köprüsü’nden balık avlanacak kadar temiz olan Gökdere’ye atılırdı.)O zamanlar eski Bursa evleri bahçeliydi. Bahçesinde gül ağacı olan komşular bu ritüele izin verirdi...</div> <div>Yine 5 Mayıs akşamı çıkmazın genç kızları baht / kısmet açılması için yüzük küpe gibi eşyalarını bir çömleğe koyar, onu da bir gül ağacının yanına bırakırdı...</div> <div></div> <div>Hıdırellez sabahı ateşten atlama bittikten sonra küp alınır, eşyalar maniler, şarkı türküler eşliğinde çıkartılırdı.</div> <div>Bir gün önceden yakılacak Hıdırellez ateşi için malzeme hazırlığı yapılırdı. Her evden odun ve tahta parçaları kapı önlerine konurdu...</div> <div>Hıdırellez sabahı erkenden kalkılırdı. Biz çocuklar, izin verirlerse Halisbeyamcalar’ın bahçesinden ya da Kayhan Camisi’nin mezarların olduğu arka bölümünden ısırgan otu toplardık.</div> <div>(O zamanlar naylon torba bugünkü gibi lebi derya olmadığından ellerimizi dalamasın diye eski gazete kağıtlarıyla kopartırdık.)</div> <div>Komşuların kapı tokmaklarına ısırgan otu dolardık. Nedenini hiç bilemiyorum, belki de erken uyanıp sokağa çıkmadıklarındandır....</div> <div>Kapısını açan bir gün önceden hazırladığı çerezleri verirdi.</div> <div>Herkes gün ışımaya başladığında sokakta olurdu... </div> <div>Çıkmazın ortasında mini bir meydan vardı.</div> <div>Ortasında büyükçe bir ateş yakılırdı. Sokak sakinleri balkon ve bahçedeki çamaşırları toplar, eve is girmesin diye pencereleri kapardı. </div> <div>Evimi, bahçemi islediniz diye dırlanan hiç olmazdı. Zaten çıkmaz sokakta, şimdiki iki apartmandaki kadar hane bile yoktu. Ama çocuk, genç çoktu. En önemlisi de insanlık, komşuluk...</div> <div>Ateşin üstünden herkes atlardı... Küçük yaştan itibaren ateşten atlama yeteneği geliştirdiğimizden midir nedir, kimse düşüp de kendini yakmazdı.</div> <div>Çocuklar, gençler, genç kadınlar... Derken yaşlılar da kış mevsiminin ataletini üzerlerinden atmak ve sağlık dilemek, baharın esenliğine kavuşmak adına ufak bir ateşin üzerinden geçerlerdi.</div> <div>Ateş söndükten sonra da çocuk ve gençler süpürge ve faraşları (şimdiki gibi naylon değil, demir!) ellerine alır, teneke çöp bidonlarını kül ve ateş artıklarıyla doldururlar, ortalığı bir güzel süpürürlerdi.</div> <div>Ardından çeşmelere hortumlar takılır ve sokak yıkanır, tertemiz yapılırdı... .</div> <div>Kirişçi Kızı Çıkmazı sakinlerinden hayatta olanlar hatırlar, Hıdırellez’de Remziyehanımteyzeler’in (Saka) evine giden arada kuzu bile çevrilmişliği vardır. Genelde o arada kilimler serilir, evlerden şilteler getirilir, küçük tüpteki çaydanlıkta demlenen çaylar içilir ve Hıdırellez kutlaması sonlanırdı...</div> <div>Hıdırellez gününde evlerde çamaşır yıkanmaz, ev işi yapılmazdı. </div> <div>Velhasıl... Güzel günlerdi...</div> <div>Şimdi... Parklarda, meydanlarda kutlanıyor...</div> <div>Ama hiçbiri de çocukluğumun Hıdırellezi kadar şen, şakrak, coşkulu değil...</div> <div><strong>Belki de birlikte kutladığımız yetişkinlerin yokluğudur Hıdırellez’de ağzımızın tadını kaçıran!</strong></div> <div><strong>Değerli dostlar, değerli okurlar... Hıdırellez hepinize sağlık, esenlik getirsin... </strong></div> <div><strong></strong></div>