<div>Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı... </div> <div>En cıvıltılı, en çocukça, en neşeli...</div> <div>Ve dünyada çocuklara armağan edilmiş tek bayram...</div> <div><strong>Bizim çocukluğumuzda çok daha coşkulu ve renkli kutlanırdı...</strong></div> <div>O yıllarda şehir bu kadar büyümemişti.</div> <div>Setbaşı’ndan Postane’ye (Şimdiki PTT binasına eskiden böyle derdik) Atatürk Caddesi ilkokullara yeterdi...</div> <div>İlk katıldığım 23 Nisan’da Asur kızı kostümü giymiştim. Kostümü Kayhan’ın meşhur terzisi Muzaffer Hanım dikmişti. </div> <div>Kuzu yününden örülmüş örgü saçlar başlığa tutturulmuştu. Başlığa bir sürü eski para dikilmişti.</div> <div>Yetişkinilkte yaşlı bir kuyumcuya göstermiştim, “Osmanlının kalp paraları... İçinde eser miktarda altın var” demişti.</div> <div>Atatürk İlkokulu’nda 1. Sınıftaydım ilk 23 Nisan gösterisine katıldığımda...</div> <div>Bugünkü gibi hatırlıyorum...</div> <div>Tarih kortejinde mağara insanları bile vardı. Asurlulardan Hititlere, Selçukludan Osmanlıya, Cumhuriyet’in ilk yıllarına dek bir sürü canlandırma...</div> <div>Asker, doktor, hemşire, avukat, mühendis, madenci, polis gibi çeşitli meslekleri temsil eden kıyafetleri giyen çocuklar, Cumhuriyet’in armağanı olan eğitimden nasiplenip meslek sahibi olunmayı temsil ederlerdi...</div> <div>Gül, lale, papatya başta olmak üzere çiçek, böcek kostümlü çocuklar... (Onlardan biri de kardeşimdi. Uç uç böceği (Uğur böceği kostümü yapılmıştı. Kanatları tel üzerine gerilmişti. Antenleri de vardı. İki minik lamba yerleştirilmişti. Elindeki aparatla yakıp söndürüyordu.)</div> <div>Ve...</div> <div>Mutlaka Kurtuluş Savaşı’nın yansıdığı mermi taşıyan kadınların, Kuvayi Mililye askerlerinin temsil eden çocuklar da olurdu...</div> <div>Halk oyunları ekipleri, izciler, okul bandoları da 23 Nisan gösterilerinin vazgeçilmeziydi...</div> <div><strong>Kutlamaların kalbi olan Atatürk Anıtı</strong>’nın orada kurulan kürsüye çocuklar çıkar, avazları çıktığı kadar haykırarak 23 Nisan Şiirleri okurlardı.</div> <div>Mutlaka Cumhuriyet’İ temsil eden bir gelin olurdu... Kabarık elbisesi, başında tacı ile, bir aracın üstünde otururdu...</div> <div>Tüm kızlar ona özenirdik.</div> <div><strong>23 Nisan’da ortak bir kültür görsel şöleni oluşurdu </strong></div> <div><strong>Ve biz Cumhuriyet’in kazanımlarını görerek öğrenirdik...</strong></div> <div>Oğlumun döneminde artık 23 Nisanlar şehre sığmadığından şimdi Millet Bahçesi olan Atatürk Stadyumu’nda düzenlenmeye başladı...</div> <div>Ve nihayetinde... Açık alan gösterileri sonlandı...</div> <div>Artık okullar kendi bünyelerinde kutlamalarını gerçekleştiriyor... </div> <h3><strong>NE OLDU BU ÇOCUKLARA BÖYLE</strong></h3> <div><strong>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, okul yöneticilerinin eğilimleriyle doğru orantılı şekilde, çok az, az, olması gerektiği kadar, coşkulu ve çok coşkulu olarak gerçekleşiyor gerçekleşmesine de... </strong><strong></strong></div> <div>Ne oluyor?</div> <div>Ortaklaşan değerlerden, bayramlardan çıkıldıkça o boşlukları başka şeyler dolduruyor...</div> <div>Şimdi ne konuşuyoruz? <strong>“Ne oldu bu çocuklara böyle?”</strong></div> <div>Yaa.... Ne oldu bu çocuklara.... Tepinip dövünüp duralım...</div> <div>Şanlıurfa’daki okul saldırısı... 16 çocuk yaralandı...</div> <div>Ertesi gün Şanlıurfa’da okul saldırısını protesto eden eğitmenlere emniyet güçleri müdahale ederken... </div> <div>Öbür gün Kahramanmaraş’ta 14 yaşındaki bir çocuk biri öğretmen 8’i çocuk olmak üzere 9 kişiyi öldürdü... Hala iki çocuk yoğun bakımda tedavi görüyor...</div> <div><strong>Suçlu aranıyor:</strong></div> <div>Sosyal medya... Teknoloji... Ailelerin ilgisizliği... Çalışan anne, babalar...</div> <div>Biz de çalışıyorduk... Çalışırken 3 çocuk büyüten arkadaşlarım var. Eskiden işyerlerinin emzirme odaları, kreşleri vardı.</div> <div>Anneler işe giderken çocuklarını da yanlarında götürür, mesai bitiminde de kreşten alıp eve getirirdi.</div> <div>Kreş ücretleri de şimdiki gibi iki asgari ücret düzeyinde değildi. Fabrikalarda ücretsizdi, kamununkilerde ise cüzi bir para kesiliyordu maaştan...</div> <div><strong>Hiçbirimizin de çocuğu eline silah alıp okullara dalıp akranlarını vurmadı, ya da zorbalamadı...</strong></div> <div>Benim gençlik arkadaşlarımın hepsi memur ya da fabrikada işçiydi, yani hepsi de emekçiydi. Anne tarafından akrabalarımız da dar gelirli emekçi insanlardı. </div> <div><strong>Ama çocuklarımız terbiyesiz değildi...</strong></div> <div>Terbiye ailede edinilir...</div> <div>Biz düzgün, namuslu insanlardık, düzgün namuslu çocuklar yetiştirdik.</div> <div>Yaa...</div> <div>Şimdi yana yakıla “Ne oldu bize” diye dövünüp durun.</div> <div>Neyse...</div> <div><strong>“Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan” dedik ya...</strong></div> <div><strong>Can sıkıcı konuları yarına, öbür güne erteleyelim...</strong></div> <div>23 Nisan 1920’de Meclis açıldı...</div> <div>Bu bir milletin “kendi kaderimi kendim belirlerim” deyişiydi...</div> <div>Münferit de olsa, Mustafa Kemal Atatürk olmadan Çanakkale Zaferi kutlamasına benzer bir hal 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda da yaşanıyor...</div> <div>Hiç Atatürk’süz 23 Nisan olur mu?</div> <div>Atatürk Türkiye’nin geleceğini, Cumhuriyet’İ çocuklara ve gençlere emanet etti...</div> <div>23 Nisan sadece geçmişin bir hatırası değildir.</div> <div>23 Nisan, bugünün vicdanıdır.</div> <div>Eğer bir ülkede çocuklar gülmüyorsa,</div> <div>Eğer fırsatlar eşit dağılmıyorsa,</div> <div>Eğer gelecek kaygısı küçük yaşlarda başlıyorsa…</div> <div>O zaman 23 Nisan sadece takvimde bir gün olarak kalır.</div> <div>Oysa bu bayramın ruhu, bize her yıl aynı şeyi hatırlatır:</div> <div><strong>Egemenlik, sadece kazanılan bir hak değil; her nesilde yeniden korunması gereken bir değerdir.</strong></div> <div><strong>Hele de savaşlaırın, soykırımların, katliamların yaşandığı günümüz dünyasında...</strong> </div> <div> </div> <div> </div>