BGC ödül töreninden yükselen çağrı

BGC ödül töreninden yükselen çağrı

Ödül törenleri çoğu zaman alkışların, fotoğraf karelerinin ve başarı hikâyelerinin öne çıktığı organizasyonlardır. Ancak bazen bir kürsüden yükselen birkaç cümle, verilen ödüllerden çok daha uzun ömürlü olur. Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nin Başarı Ödülleri Töreni'nde Nuri Kolaylı'nın yaptığı konuşma da işte böyle bir konuşmaydı.

Kolaylı, gazetecilik mesleğinin bugün karşı karşıya bulunduğu en temel iki sorunu bir kez daha hatırlattı. Bunlardan ilki, gerçek anlamda basın özgürlüğünün önündeki engellerdi. İkincisi ise, yıllardır eksikliği hissedilen kapsamlı bir Gazetecilik Meslek Yasası.

Aslında bu çağrı yeni değil.

Nuri Kolaylı, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı olarak uzun yıllardır yalnızca günlük sorunlarla ilgilenen bir meslek örgütü yöneticisi olmayı tercih etmedi. Gazeteciliğin geleceğini ilgilendiren yapısal sorunları gündemde tutmayı görev bildi. Anadolu'nun dört bir yanındaki gazeteciler cemiyetlerini ortak bir hedef etrafında buluşturdu. Son üç yıldır da, meslek örgütlerinin katkılarıyla kapsamlı bir Gazetecilik Meslek Yasası hazırlanması için yoğun bir çalışma yürütüyor.

Bu çabanın değeri, yalnızca yeni bir kanun hazırlamaya çalışılmasında değildir. Asıl önemli olan, gazeteciliğin değişen dünyasına uygun yeni bir hukuk zemini oluşturma arayışıdır.

Çünkü gazetecilik artık yalnızca gazete sayfalarından ibaret değildir. Radyo, televizyon, internet haber siteleri, dijital yayıncılık, sosyal medya ve yapay zekâ destekli içerik üretimiyle birlikte meslek bambaşka bir döneme girmiştir. Buna rağmen gazeteciliği düzenleyen temel hukuki yapı, büyük ölçüde geçmiş yüzyılın şartlarını taşımaktadır. İşte Kolaylı'nın dikkat çektiği temel sorun da budur.

Hazırlıkları sürdürülen Gazetecilik Meslek Yasası'nın en önemli özelliği ise yasaklayan değil, koruyan bir anlayışı esas almasıdır. Nuri Kolaylı'nın törende dile getirdiği şu yaklaşım, belki de bütün çalışmanın özünü oluşturuyor:

"Düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayan değil, gazeteciliği güçlendiren, mesleği koruyan ve halkın doğru haber alma hakkını güvence altına alan bir yasa."

Bugün dünyanın gelişmiş demokrasilerinde güçlü gazetecilik, yalnızca gazetecilerin hakkı olarak görülmez. Aynı zamanda toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkının güvencesidir. Basın özgürlüğü, gazetecilere tanınmış bir ayrıcalık değil; vatandaşın haber alma hakkının vazgeçilmez şartıdır. Bu nedenle gazeteciliği güçlendiren her adım, aslında demokrasiyi güçlendiren bir adımdır.

Kolaylı'nın üzerinde durduğu bir başka konu ise gazetecilerin çalışma koşullarıdır. Yıllar içinde değişen medya düzenine rağmen 5953 Sayılı Basın İş Kanunu'nun günümüz ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlandığını dile getirirken kullandığı şu cümle, mesleğin gerçeğini tek başına anlatmaya yetiyor:

"Gazeteciyi yıpratan cebindeki basın kartı değil, yaptığı mesleğin kendisidir."

Bu söz, yalnızca yıpranma hakkına ilişkin bir değerlendirme değildir. Aynı zamanda gazeteciliğin doğasında bulunan risklerin, baskıların, yoğun çalışma temposunun ve toplumsal sorumluluğun kısa ama etkili bir özetidir.

Elbette hazırlanacak bir yasa, tek başına gazeteciliğin bütün sorunlarını çözemeyecektir. Ekonomik sıkıntılar, teknolojik dönüşüm, medya sahipliği yapısı ve değişen iletişim alışkanlıkları varlığını sürdürecektir. Ancak sağlam bir hukuki temel olmadan bu sorunların kalıcı biçimde çözülmesi de mümkün değildir.

Bursa'daki ödül töreninde yapılan konuşma bu nedenle yalnızca salondaki davetlilere hitap etmiyordu. Aslında Türkiye'de gazeteciliğin geleceğine yönelik önemli bir çağrı niteliği taşıyordu.

Gazetecilik, demokrasinin hafızasıdır. O hafızayı yaşatacak olan ise yalnızca fedakâr gazeteciler değil, onları koruyan çağdaş hukuk düzenidir.

Belki de bugün verilmesi gereken en büyük ödül, gazetecilik mesleğini geleceğe taşıyacak kapsamlı bir Meslek Yasası'nı hayata geçirebilmektir.

Nuri Kolaylı'nın yıllardır sürdürdüğü çaba, tam da bu hedefe ulaşma iradesini temsil ediyor. Kişiler gelip geçer; ancak kurumları güçlendiren, mesleği geleceğe hazırlayan fikirler kalıcı olur. Gazetecilik Meslek Yasası için verilen emek de, günü kurtarmaya değil, gelecek kuşak gazetecilere daha sağlam bir mesleki zemin bırakmaya yönelik bir sorumluluk anlayışının ürünüdür.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ