Kültürpark'da bir kahvaltıdan fazlası

Kültürpark'da bir kahvaltıdan fazlası

Siyasette bazen kalabalıklar aldatır. 

Bin kişilik salonlar dolar, yüzlerce bayrak sallanır, sosyal medya hesapları fotoğraflarla taşar. Ertesi gün kimse hatırlamaz. 

Bazen de bir kahvaltı yapılır. Masalarda peynir, zeytin, çay vardır ama aslında servis edilen şey kahvaltı değildir. Temastır. Dinlemektir. İnsanların gözünün içine bakabilmektir. 

Geçtiğimiz günlerde Anahtar Parti Nilüfer İlçe Başkanlığı'nın düzenlediği kahvaltı programında görülen tam olarak buydu. Türkiye siyasetinin uzun zamandır unuttuğu bir yöntem yeniden sahneye çıkıyordu: Vatandaşa konuşmak değil, vatandaşla konuşmak. 

Aradaki fark küçük görünür ama aslında bir uçurumdur. Bir tarafta kürsü vardır, diğer tarafta masa. Bir tarafta slogan, diğer tarafta sohbet. Bir tarafta alkış, diğer tarafta soru.

Nilüfer’deki buluşmada dikkat çeken şey, kimsenin büyük siyasi nutuklar atmaya çalışmamasıydı. Kimsenin memleketi tek cümlede kurtarmaya kalkmamasıydı. İnsanların birbirini dinlemesiydi. 

Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, siyasetin kaybolan ahlaki zeminine ve güven krizine dikkat çekerken, temel hedefin gençlerin kendi topraklarında tutunabildiği bir düzen kurmak olduğunu vurguladı. 

Nilüfer İlçe Başkanı Öner Sevinç ise ilçedeki tabloyu daha sahici bir yerden tarif etti:

Merkezde parlayan ama çevre mahallelerde ve kırsalda aynı karşılığı bulamayan bir belediyecilik anlayışının yarattığı boşluğu işaret etti. “Algı ile gerçeklik arasındaki fark” ifadesi, konuşmanın omurgasını oluşturdu.

Bu çerçevede yapılan buluşma yalnızca bir siyasi toplantı değil, aynı zamanda yerel yönetim algısına dair bir yüzleşmeydi. 

Ancak bu tür organizasyonların görünmeyen bir tarafı vardır. Sahnenin önünde konuşmalar yapılırken, arka planda bütün düzeni taşıyan bir emek vardır. 

Anahtar Parti Nilüfer Yerel Yönetim Politikaları Başkanı Emel Ünver Öztürk ve Anahtar Parti Nilüfer Kurumsal İlişkiler Başkanı Sinan Öztürk, Kültürpark'taki Suare Davet'te gerçekleşen bu buluşmanın sessiz mimarları olarak organizasyonun her aşamasında kritik bir yük üstlendi. Davetin planlanmasından katılımcıların karşılanmasına, salon düzeninden akışın kusursuz ilerlemesine kadar her detayda bu emeğin izi vardı. 

Siyasetin çoğu zaman gözden kaçan ama aslında onu ayakta tutan kısmı tam da burasıdır: görünmeyen emek ve titiz organizasyon gücü. 

Son yıllarda seçmen davranışını belirleyen en önemli unsurun ideolojilerden çok temas olduğu artık daha net görülüyor. 

Vatandaş afişe değil, insana bakıyor. Logoya değil, kapısını çalana bakıyor. Programdan önce kendisini dinleyene bakıyor. 

Anahtar Parti'nin Bursa’daki teşkilatlanma sürecinde yakalamaya çalıştığı çizgi de biraz buna benziyor. 

Henüz büyük bir siyasi güçten söz etmek mümkün değil. Ama sahada görünür olma, yüz yüze ilişki kurma ve doğrudan temas etme konusunda belirgin bir çaba olduğu görülüyor. 

Siyasetin profesyonel gözlemcileri iyi bilir: Bir partinin gerçek gücü salonlarda değil, çay ocaklarında anlaşılır. Kahvehanelerde, pazar yerlerinde, asansörde başlayan iki dakikalık sohbetlerde… 

Çünkü seçim sonuçlarını pankartlar değil, ilişkiler belirler. Nilüfer’deki kahvaltı bunu bir kez daha hatırlattı. 

Türkiye’de insanlar artık kendilerine yukarıdan bakan siyasetçiden yorulmuş durumda. Kendini dinleyen siyasetçiyi arıyor.

Belki Anahtar Parti’nin önünde uzun bir yol var. Belki çok zor virajlar. Ama Bursa’daki bu tabloya bakınca şunu söylemek mümkün:

Siyasetin asıl yatırımı bazen billboardlara değil, insan ilişkilerine yapılıyor. Ve bazen en güçlü kampanya, bir kahvaltı masasında başlıyor.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ