BURSA 80'LER !

BURSA 80'LER !

Sosyal medya İnstagram'daki '80'ler Akımı' ile adeta yıkılıyor.
Yapay Zeka isteyen herkesi 80'li yıllara ışınlayıveriyor.
Birkaç gündür kot takımlarımız, renkli kıyafetlerimizle, erkekler tepeler kısa, enseler uzun, kadınlar ise aslan yelesi saçlarıyla dönemin pop yıldızlarına dönüştük.
Evet 80'lerde bizler çok renkliydik peki şehrimiz Bursa'da yaşam nasıldı biraz da onu hatırlayalım mı ?

Hadi o yılların Bursa'sına gidelim...

Bursa o yıllarda 600 bin nüfusa sahip orta büyüklükte bir kentti.
Ünvanını hakecek şekilde yeşildi, demografik yapısı göçle bozulmamış, mimari cinayetlerle katledilmemişti.
Aile hayatı ve sosyal hayat şehir merkezindeydi.
Şimdiki Nilüfer ve semtlerinin çoğu yoktu.
Hepimiz Heykel'e çıkardık.
Tüm sosyal hayat Çekirge-Yeşil arasındaydı.
Zenginler Çekirge'de otururdu. Burgaz'da yazlıkları olurdu.
Alt gelir grubu da Kurşunlu başta olmak üzere sahillerde çadır ve barakalarda yazı geçirirdi.
Kaplıca turizmi Bursa'dan sorulurdu.
Çekirge otelleri dolup taşardı.
Sönmez Sarayı ilk AVM'miz yürüyen merdivenleri de oyun alanımızdı.
Milli bayramlar Heykel'de ve stadyumda coşku içinde kutlanır, parti mitingleriyle Fomara Meydanı siyasi arenaya dönerdi.


Setbaşı'ndan Postane'ye turlar atılır, adım başı tanıdıklarla karşılaşır sohbetler edilirdi.
Heykel-Çarşı çevresi Avrupalı turist kaynardı.
Bursa'nın yerlileri kent merkezini terk etmemişti.
Abdal'da yine simit yerdik; ama tahanlıya simit batırma saçmalığı yoktu.
Bu kadar kuyruk da olmazdı.
Murat 131'li gençler Modern Talking Şarkılarıyla, Self Control'le, Madonna'yla Kız Lisesi civarında ve caddelerde kızlara caka satardı.
Aşık olanlar da Cengiz Kurtoğlu ile hüzünlenirdi.
Tv'de Dallas'a kilitlenir, Jeyar'ın kötülüklerini izler kızardık.
Pazar günleri kâh Loura'lı Küçük Evi izler kâh John Wayne ile kovboy olurduk. Apaçiler'den, Siular'dan korkardık. Geleceğe Dönüş'te Marty ve Profesörle zamanda yolculuklar yapardık. Uzay Yolu'nda Kaptan Kirk ve Mr.Spock'un "Işınla bizi Scoty" demeleri en meşhur repliklerdendi.
Akşam da banyomuzu yapar yatardık.
Sobalarda kestane pişirip, Cosby Ailesi ile, Perihan Abla ile güler, Tatlı Cadı ile hayaller kurardık.
Lady Diana sevdiğimiz tek İngiliz'di.
Yılbaşı geceleri saat 12 olsun da dansöz çıksın diye beklenirdi.
Şehir merkezine tekrar dönelim.
Şimdiki gibi tatsız tutsuz değildi.
Yeşil Çay Bahçesi, Hünkâr, Setbaşı Nikah Dairesi, Mahfel, Şaban Sirkeci, Romans Kafe, Şadırvan Kafe, Kafkas, Bulvar Kafe, Dönence,Tophane Surları, Gala, Grand, Her-İş, Rafet, Sümerbank, Yeni Karamürsel mağazaları, Çardak Restoran, Hacıbey, Crocodil, Çırağan, Özgen, Kristal, Ender, Hüsnügüzel, hayatımızdaydı, cıvıl cıvıldı.
Hele Altınceylan çok popülerdi.
Denizden korkanlar Havuzlupark'ta yüzme öğrenirdi.
Dersaneler öğrencilerin hafta sonu etkinliği gibiydi. Gençlerin neşesi caddelere yayılırdı.
Bilardo salonlarında, Kültürpark çay bahçelerinde yer bulamazdınız.
Heykel ve Altıparmak'taki Saray, Dilek, Tayyare, Burç ve Yazıcıoğlu sinemaları dolup taşardı.
Muzırlık arayanların adresi Küçük Yazıcı'ydı.
Ahmetvefikpaşa'da günümüzün birçok ünlü sanatçısı ilk sahne tozlarını yutuyorlardı.
Kültürpark tüm Bursalıların buluşma noktasıydı. Fabrikatör Ahmet Bey de İşçi Selim Usta da orada yemek yer çay içer eğlenirdi. Okuldan kaçanlar gölde sandal kiralar, aşıklar parkı çiftleri ağırlardı.
Kültürpark mekanlarında düğünler, okul veda geceleri yapılırdı.
Farklı sektörlerde fuarlar düzenlenirdi.
Parkta gezerken hayvanat bahçesinden aslan kükremesini duyabilirdiniz. Ayı kafesleri fena kokardı, maymun Naciye kentimizin en ünlü simalardandı.
Hele Taylan Gazinosu başka bir alemdi. Yaz akşamları Kültürpark ve çevresi ünlü assolistlerin sesleriyle inler, içeri giremeyenler de konserleri çimenlerin üzerinde çekirdek çitleyerek dinlerdi.
Çocuklar Lunapark'a daha çabuk gidebilmek için annelerinin elini çekiştirirdi. Çarpışan otolar direksiyonla ilk tanışma yerimizdi.
Deli Ayten caddelerde davulunu çalarak gezerken çocuklar onu kızdırırdı.
Amigo Mustafa'yı Borazanı ile gören araçlar O'nu selamlardı.
Ramazanlarda Tophane'den gerçek top atılır, iftarlar açılırdı.
Altıparmak şimdiki gibi gelinlikçilere değil ünlü markalara ev sahipliği yapardı. Kafeler, pastaneler, dönerciler uğrak yerlerimizdi. Modayı takip eden gençler oradan alışveriş yapardı.
Basketbol maçları, gençlik konserleri ve parti kongreleriyle Atatürk Spor Salonu hep hareketliydi.
Teleferik'in kırmızı 30 kişilik kabinleriyle Uludağ'a "Hoop güüm" çekerek çıkar, Kaynana Çukuru'ndan geçerken korkardık. Yukarda Palabıyık Cemal'de mangala oturunca ise keyiflenirdik.
Yeşilçam oteller bölgesinde filmler çekerdi.
En önemlisi Atatürk Stadyumu yerli yerindeydi.
Geceden stat önünde bilet kuyruğuna girilir, sabahlayıp İstanbul tribünleriyle cenk edilirdi.
Bursaspor'da Sedat 3'ün, Biyediç'in golleriyle Teksas'ın tezahüratlarıyla şehir merkezinde yer yerinden oynardı.
İstanbul takımlarını yendiğimizde Altıparmak'tan Heykel'e sel olur akardık.


O yılların Bursa'sı bambaşkaydı. Şimdiki gibi darmadağınık değildi.
Çok daha samimiydi, sosyaldi, canlıydı.
Çünkü tüm şehir biraradaydı.
İşte böyle.
Sosyal medyadaki 80'ler akımını görünce sizleri şehrimiz Bursa'yla o yıllara götürmek istedim.
Umarım biraz olsun hatıralarınızı canlandırıp tebessüm ettirebilmişimdir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ