<div>Öncelikle bir olumlama ile yazıya başlayayım... Dün ve bugün Bursa merkez, dağ, ova ve kıyı ilçelerinde Cumhuriyet Bayramı vatandaşların da katılımıyla 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkuyla kutlandı...</div> <div>Bursalılar, Osmangazi’de, Nilüfer’de, Yıldırım’da, Kestel’de ve diğer ilçelerde belediye başkanlarının öncülüğündeki Cumhuriyet yürüyüşlerine ellerinde bayraklarla coşkuyla katıldı...</div> <div>29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinliklerine Bursa milletvekilleri de katıldı... Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Görkem konseri ile Yıldırım Belediyesi’nin düzenlediği Ferhat Göçer konserlerini vatandaşlar ellerinde bayraklarla yağan yağmura aldırış etmeksizin izledi... Bugün ATV’sinden TGRT’sine, Habertürk’ten NTV’ye, Sözcü TV’den KRT’ye pek çok kanal 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na yönelik yayınlar yaptı ve Mustafa Kemal Atatürk’ten söz etti....</div> <div>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan MHP lideri Bahçeli’ye, Yeni Parti Genel Başkanı’ndan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na, İYİ Parti’ye dek siyasi yelpazedeki pek çok parti lideri Cumhuriyet’in kazanımlarına yönelik konuşmalar, paylaşımlar yaptı.</div> <div>Türkiye adeta ay yıldızlı bayrağımızın rengine büründü.</div> <div><strong>Bu tablo Kurtuluş Savaşı’na ve Cumhuriyet’in ilanına “Keşke Yunan gelseydi” diyenlere fazla söze gerek bırakmaksızın verilen yanıttır.... </strong></div> <div><strong> </strong></div> <div><strong>CUMHURİYET’İN KADINLARA GETİRDİĞİ KAZANIMLAR VE GÜNÜMÜZ... </strong></div> <div><strong>Atatürk, Türk kadınına yalnızca hak vermedi; ona toplumun eşit yurttaşı, ülkenin geleceğinde söz sahibi ve Cumhuriyet’in kurucu gücü olma yolunu açtı.</strong></div> <div><strong> Peki bugün, 29 Ekim 2026’da, o büyük devrimin neresindeyiz?</strong></div> <div>Bir zamanlar kadınların seçme ve seçilme hakkına kavuşmasını hayal bile edemeyen bir toplumdan, kadınların milletvekili seçilebildiği, belediye başkanı olabildiği, bilimde ve sanatta kendini gösterebildiği bir ülkeye uzanan tarihî bir dönüşüm…</div> <div><strong>Bu dönüşümün adı Cumhuriyet’tir! Mimarı ise Mustafa Kemal Atatürk’tür!</strong></div> <div><strong>Dünyanın kendisini demokrasinin vatanı ve gelişmiş olarak tanımlayan pek çok ülkede kadınların seçme ve seçilme hakkı yoktu...</strong> Sokağa çıkarak hakkını talep eden kadınlar yıllarca zindanlarda çürütülüyordu...</div> <div>Atatürk, çağdaş bir ülkenin kadınlarını toplumun gerisinde bırakarak kurulamayacağını biliyordu.</div> <div>Bu nedenle Cumhuriyet devrimleriyle kadınların eğitimden hukuka, çalışma hayatından siyasete kadar pek çok alanda hak kazanmasının yolu açıldı.</div> <div>Bugün dönüp baktığımızda, bu kazanımların ne kadar büyük bir tarihsel dönüşümün ürünü olduğunu daha iyi anlıyoruz.</div> <div>Ancak asıl soru şu:</div> <div><strong>Cumhuriyet’in Türk kadınına açtığı aydınlık yol ne kadar korunuldu?</strong></div> <div><strong>5 ARALIK 1934: TÜRK KADININ DÜNYA TARİHİNE GEÇEN ZAFERİ</strong></div> <div>Türkiye’de kadın hakları açısından önemli dönüm noktalarından biri, 5 Aralık 1934’te yaşandı.</div> <div>Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı.</div> <div>1935 genel seçimlerinde 18 kadın milletvekili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi.</div> <div>Bundan yalnızca birkaç yıl önce, kadınların siyasi karar mekanizmalarında yer alması düşüncesi bile toplumun önemli bir kesimi için uzak bir ihtimaldi.</div> <div>Cumhuriyet, bu anlayışı değiştirdi.</div> <div><strong>3 Nisan 1930’da belediye seçimlerinde, 26 Ekim 1933’te ise köy muhtarlığı ve ihtiyar heyeti seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. Böylece kadınların yerel yönetimlerden ülke yönetimine uzanan siyasi temsillerinin önü açıldı.</strong></div> <div>17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu da aile ve hukuk alanında önemli değişiklikler getirdi. Resmî nikâhın esas alınması, tek eşli evlilik düzenlemesi ve boşanma ile miras alanındaki hükümler, kadınların hukuki konumunda yeni bir dönemin kapısını araladı.</div> <div>3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ise eğitimde birliği sağlayan temel adımlardan biri oldu.</div> <div>Bütün bu gelişmeler, Cumhuriyet’in kadınları yalnızca evin içinde tanımlayan bir anlayışın ötesine geçme iradesini ortaya koyuyordu.</div> <div>Atatürk’ün öncülüğündeki devrimlerin büyüklüğü tam da buradaydı.</div> <div><strong>Kadını birilerinin izin verdiği ölçüde yaşayan bir insan olmaktan çıkarıp hakları olan bir yurttaş olarak kabul etmek!</strong></div> <div><strong>PEKİ BUGÜN KADINLAR NE KADAR ÖZGÜR?</strong></div> <div>Şimdi 2026 yılından geriye, o büyük devrimin başlangıç noktasına bakalım.</div> <div>1934’te kadınların siyasi haklarını genişleten bir Cumhuriyet…</div> <div>Bugün ise kadınların yaşam hakkını, eşitliğini, ekonomik bağımsızlığını ve toplumsal konumunu tartışmaya devam eden bir Türkiye…</div> <div>Elbette aradan geçen yıllarda çok önemli mesafeler alındı. Kadınlar siyasette, akademide, hukukta, sanatta, bilimde ve iş dünyasında önemli başarılara imza attı.</div> <div>Ancak kazanımların varlığı, sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.</div> <div>Kadınların çalışma hayatına katılımı, karar mekanizmalarında temsili, eğitim olanaklarına erişimi ve ekonomik bağımsızlığı hâlâ üzerinde durulması gereken konular.</div> <div>Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri ise toplumun önündeki en ağır sorunlardan biri olmaya devam ediyor.</div> <div>Bir kadın yalnızca kadın olduğu için şiddete maruz kalıyorsa…</div> <div>Kendi yaşamına ilişkin kararlar almak istediğinde baskıyla karşılaşıyorsa…</div> <div>Eğitimden, çalışma hayatından veya toplumsal yaşamdan uzaklaştırılıyorsa…</div> <div>Burada yalnızca bireysel değil toplumsal bir mesele var!</div> <div>Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı hakların anlamı da tam bu noktada ortaya çıkıyor.</div> <div>Çünkü haklar, yalnızca anayasalarda ve yasalarda yazılı oldukları için değil, günlük yaşamda korunabildikleri ölçüde gerçektir.</div> <div><strong>Kadınl hakkı insan hakkıdır. Özgürlükleri ise hiçbir siyasi iktidarın, toplumsal baskının veya geleneksel kalıbın insafına bırakılamaz.</strong></div> <div>Hangi siyasi görüşten olursa olsun, her kadın eşit haklara, özgürlüğe ve güvenli bir yaşama sahip olmalıdır.</div> <div>Cumhuriyet’in kazanımları da ancak böyle bir anlayışla geleceğe taşınabilir.</div> <div><strong>29 EKİM’DE BİR KEZ DAHA HATIRLAYALIM!</strong></div> <div>Cumhuriyet’in 103. yılını kutlarken, Türk kadınının tarihsel mücadelesini ve Atatürk’ün öncülüğünde kazanılan hakları bir kez daha hatırlayalım.</div> <div>Cumhuriyet, kadınlara yalnızca yeni bir dönemin kapısını açmadı. Onlara eğitim alma, meslek edinme, seçme ve seçilme, toplumsal yaşamda yer alma yolunda tarihî imkânlar sundu.</div> <div>Cumhuriyet’in aydınlık yüzü, yalnızca geçmişteki başarıların fotoğrafı değildir.</div> <div>O yüz, bugün eğitim gören kız çocuklarında, bilim üreten kadınlarda, emeğiyle ayakta duran annelerde, mesleğini özgürce icra eden kadınlarda ve ülkesinin geleceği hakkında söz söyleyen yurttaşlarda yaşamaya devam ediyor.</div> <div>29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!</div> <div>Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık mücadelemizin bütün kahramanlarını saygı ve minnetle anıyorum.</div> <div><strong>Yaşasın Cumhuriyet!</strong></div> <div></div> <div> </div>