Bir şehirde yaşamakla o şehri yaşamak farklı şeylerdir. Bir kenti yaşamak orada sadece nefes almakla değil o şehrin değerlerinin farkında olup o değerlerin tadını çıkarmakla olur. O kentin kalbini, ruhunu hissetmekle olur. <strong>Bursa özelinde baktığımızda çok büyük bir kesimin bunu yapmadığını yani Bursa'yı yaşayamadığını görebiliyoruz.</strong> Evet bir şehrin kalbi, ruhu merkezidir, oralardaki alışkanlıklar, yaşanmışlıklar, anılar ve geleneklerdir. <strong>New York, Rio, Londra, Paris, Roma, Barcelona, Viyana, Prag, Johannesburg, Kahire, Tokyo, Bangkok, Sydney farketmez.</strong> Tüm dünyada böyledir. <strong>Old Town yani eskişehir diye tanımlanan kent merkezleri turizm, ticaret, sosyal hayat başta olmak üzere her alanda, en popüler yerlerdir.</strong> Merkezlerdeki kültür sanat aktiviteleri, kafe ve restoran çeşitliği, sosyal hayat alternatifleri çok daha fazladır. Biz de ise durum tam tersi. Bu durum doğal olarak sosyal hayata da yansıyor. <strong>Bursa'da son 30 yılda şehrin batıya kaymasıyla bir kopuş yaşandı.</strong> Yıllar içinde kent merkezinden şehrin batısındaki yeni semtlere büyük bir göç oldu. Sosyal hayat da kentin batısındaki farklı semtlere, merkezlere dağıldı. Orada da bir bütünlük yok. Herkes birbirinden uzaklaştı. <strong>Bu arada şehir merkezi değersizleşti, 'Kaliteli kalabalık' bakımından ıssızlaştı. </strong> Kentin eski semtlerinde büyüyenler işleri düşmese uğramaz oldular. Bu da şehrin eski semtlerinde, caddelerindeki insan profilinin değişmesine neden oldu. <strong>Eski Bursalılar için hiç de hoş bir değişim olmadı bu.</strong> Zira eskiden iki adım başı tanıdık görüp selamlaşılarken yabancı simaların arasında dolaşır oldular. <strong>Kentin batısında yaşayıp Heykel'e çarşıya aylarca hatta yıllarca gelmeyen Bursalılar var.</strong> Kendilerini evlerine, sitelerinin bahçelerine, bulundukları veya yakın semtlerin kafelerine restoranlarına hapsetmiş durumdalar. Bursa'yı Bursa yapan değerlerden, aktivitelerden uzak yaşıyorlar. Yeni nesli hiç söylemiyorum. <strong>İçlerinde Setbaşı'na bırakın Nilüfer'deki evlerine navigasyonsuz dönemeyecek olanlar var.</strong> Aileleri götürmese şehir merkezine gelmek akıllarının ucundan bile geçmiyor. Hayatları bilgisayar başında, AVM'lerde, kafelerde geçiyor. Gerçi ifade ettiğim gibi aileleri de merkeze pek gelmiyor ya ! Ana baba ziyareti olursa belki. Peki şehrin yani Bursa'nın ruhunu hissetmek isteyenler ne yapmalı? Burada yazının amacı gereği sadece Emirsultan-Çekirge arasındaki eski Bursa'da yapılacakları baz alıyorum. Bu uzun güzergahın ardından sizler Bursa'yı yaşıyor musunuz eski bir Bursalı olarak naçizane benim görüşüme göre değerlendirelim istedim... Tabii ki bunları en azından 15 günde hadi ayda bir yapanlar başlıktaki soruma "Evet" cevabını verebilmeli. Öyle senede bir kere veya 3-5 yılda bir yapanlar için üzgünüm. Başlayalım o zaman... Mesela... -Yeşil-Setbaşı-Postane-Tophane arasında, Cumhuriyet Caddesi'nde, Çarşılarda yürüyüşler yapıyor musunuz? -Kozahan, Fidan Han, Emir Han ve diğer hanlarda dolaşıp, çay, kahve, salep, limonata içiyor musunuz? -Tuzpazarı'ndan, Reyhan'dan sebze, meyve, balık, kahvaltılık alıp oradaki esnafla kısa, tatlı sohbetler yapıyor musunuz? -Dünyaca ünlü döner Kebap, Pideli Köfte ve Cantığın çıkış noktası Kayhan'a gidip Bursalı olmanın ayrıcalığı ile damak ziyafeti çekiyor musunuz? -Dünyada ilk ve yine dünyada sadece 4 tane olan çarşılı Köprülerden Irgandı'da sanatın, zanaatkarın eserleri arasında hayranlıkla kayboluyor musunuz? -Hisar'da dolaşıp Bitinya, Roma, Bizans ve Osmanlı kalıntıları arasında yüzyıllarca geriye gidiyor musunuz? -Yine Hisar'ın ara sokaklarında kaybolup kale duvarları arasındaki tarihi Bursa evlerinin duvarlarına dokunup fotoğraflar çektiriyor musunuz? -Muradiye, Tophane, Üftade, Yıldırım, Emirsultan ve Yeşil'e gidip oralarda yatan Dünya, Türk ve Bursa tarihine geçmiş padişahların, ailelerinin ve yine Bursa'da iz bırakmış büyük zatların kabirlerini ziyaret ediyor musunuz? -İslam'ın en kutsal 5.makamı Ulucami'de secdeleriniz sonrası su şıkırtıları arasında duvarları süsleyen eşsiz hat tablolarını hayranlıkla izliyor, Somuncu Baba'yı, günde bir vakit namazını orada kıldığı söylenen Hızır Aleyhisselam'ı hayallerinizde canlandırıyor musunuz? -Tophane'den Bursa'yı seyrederken "Yeşil Bursa betona dönüşmüş" diye hayıflanıp hele Tokiler'i görünce yüzünüzü ekşitip yapanlara iyi (!) Dileklerinizi iletiyor musunuz? -Dünyanın en uzun teleferik hattıyla sırtımızı dayandığımız Uludağ'ımıza çıkıp manzarayı daha da tepeden izliyor musunuz? -Abdal'da simit ve tahanlıları "Kilo alırım ama bunlara da dayanılmaz" diyerek mideye indiriyor musunuz? -Çekirge'nin tarihi kaplıcalarında hayat stresinden gerilen vücudunuzu dinlendirip, yumuşatıyor musunuz? -Dağ yolunda veya asırlık çınarlarımızın altında yorgunluğunuzu atabiliyor musunuz? -Tahtakale'de çorba içip oraları mekan edinen emekli amcaların sohbetlerine kulak kabartıyor musunuz? -Yine o bölgede arka sokaklarda restore edilip müzelere, kültür merkezlerine çevrilmiş konakları gezerken geçmişte o konaklardaki yaşamları hayal ediyor musunuz? Köylü pazarlarına dalıp, köylülerden ve çevredeki esnaftan alışveriş yapıyor musunuz? Bursa tarihine, ticaretine, sanatına ve daha birçok alanda şehrin hafızasına ışık tutan müzeleri geziyor musunuz? -Ahmet Vefikpaşa veya Tayyare'de sahnenin tozunu yutarak tiyatro izleyip fuayelerindeki sergileri geziyor musunuz? -Yeşil'in, Emirsultan'ın uhrevi atmosferinde dua edip Çekirge 1. Murat Caminin bahçesinden püfür püfür esen havada manzarayı -Eski günlerinden uzak olsa da Kültürpark'taki restoranlara, çay bahçelerine giderek göl çevresine yürüyüp çocukken lunapark'a yaklaşırken duyduğunuz heyecanı hatırlayıp gülümsüyor musunuz? -Altıparmaktan, Atatürk Stadı'nın yanından geçerken tezahüratlar gol sesleri kulağınızda canlanıyor mu? -Elalemin değil kendi şehrimizin kulübünü desteklemek için Bursaspor maçlarına gidip Türkiye'nin hatta dünyanın hayran olduğu Bursaspor taraftarının yaptığı tribün şovlarımıza katılıyor musunuz? Say say bitmez tabii ki.. Evet bunlara ilave edilecekler elbet vardır da sadece bu kadarını yapsanız bile yeter diye düşünüyorum. Peki şimdi soruyorum. Siz ve aileniz bu güzelliklerin, Bursa'ya özel ayrıcalıkların tadını çıkarabiliyor yani Bursa'yı yaşayabiliyor musunuz? Eğer bu soruların çoğuna "Evet" yanıtını verebildiyseniz ne mutlu sizlere. Yok eğer "Hayır" dediyseniz de sorun değil. Bursa'yı gerçekten yaşayabilmeniz için siz Bursalıları en kısa zamanda Bursa'ya bekliyoruz ! Sizi, siz yapan çocukluğunuz, değerleriniz, ayrıcalıklarınız sizleri bekliyor Görüşmek dileğiyle...