Hatırlıyorum 80 yılların sonlarıydı. <strong>Galatasaray Avrupa</strong>'da iyi sonuçlar alıyor, lig maçları için gittikleri şehirlerde ev sahibi tribünler tarafından bile "Cimbombom" diye karşılanıyordu. Hemen her deplasmanda el üstünde tutuluyorlardı. <strong>Bu rahat ortamlarda da haliyle Anadolu'dan galibiyetleri alıp alıp dönüyorlardı.</strong> Yine bir Avrupa zaferi sonrası Monaco ile eşleşmişler ve o arada da lig maçı için Bursa'ya gelmişlerdi. <strong>Alıştıkları şekilde kendilerinden emin ve vakur bir şekilde sahaya çıktıklarında Bursa Atatürk Stadı diğer Anadolu kentleri gibi "Cimbombom" değil "Monaco Monaco" diye inliyordu.</strong> Şaşırmışlar, şok olmuşlar, neye uğradıklarını şaşırıp maç boyu elleri ayaklarına dolaşmıştı. Maçı da kaybedip İstanbul'a puansız dönmüşlerdi. <strong>O stadtaki Bursasporlular'ın aslında Monaco'yla falan işi yoktu, Türk Futbolu adı altındaki İstanbul kulüplerini kollama, bilinen tanımıyla "Kahpe Bizans" düzenine karşı isyan ediyor, tepki veriyorlardı. </strong> Bir duruş sergiliyorlardı. Evet aradan geçen zamana rağmen değişen bir şey yok. Bursaspor Camiası 60 yıldır 'her noktadaki' yanlış düzenle ve yardakçılarıyla çeşitli şekillerde mücadele ediyor. <strong>Bursaspor'un 2010'daki şampiyonluğu da sadece o yılın başarısıyla değil, yıllar içinde yerleşen bu sağlam duruşla, karakterle gelmişti.</strong> Bursa'nın diğer kentlerden farkıydı bu. Yıllar boyu "Anadolu'dan şampiyon çıkarsa o Bursa olur" diye boşuna denmiyordu. Çünkü eğilmiyordu Bursasporlular. <strong>Türk Futbolu adı altında oynanan tiyatroya, "3 büyük saçmalığına, kendi şehrinin kulübü yerine İstanbul'a şakşakçılık yapan özentilere, her şekilde kollanan İstanbul kulüplerine, göz yumulan, cezasız bırakılan, şikelere, belgeli, tescilli şikecilere, sırtı sıvazlanan teröristlere, sahalardaki uzantılarına, reyting için üç kulüp endeksli sözde "Ulusal' medya düzenine, kararlarını kulübüne göre alan TFF'sine, yine cezaları kulübüne göre kesen, karşı tribünden atılan taşlarla 10 kişinin yaralanmasını merdiven boşlukları kadar önemsemeyen PFDK'sına, eyyamcı hakemlerine, işine geleni gören gözlemcilerine...</strong> Kısacası her türlü yanlışın VAR olduğu bu düzene karşı durursanız, o yanlışları yapanlar tarafından haliyle sevilmezsiniz. <strong>"Şikenin rengi her yerde aynı" derseniz, emek hırsızlarının yaptıklarını tüm Türkiye'nin gözü önünde yüzlerine vurursanız, bebek katilinin sonuna kadar hakettiği sıfatını her maç haykırır, teröristine, sahadaki uzantısına, onlara göz yumanlara tepkinizi koyarsanız, sevilmezsiniz, engellenirsiniz, saldırıya, iftiralara uğrarsınız.</strong> Gittiğiniz şehirlerde o yanlışların aktörleri, yardakçıları tarafından hoş karşılanmazsınız. Bütün it kopuk tribünlere doluşup size küfreder, tahrik eder. Hepsini toplasan bir adam etmezler. Bu arada stat dışında da görülmezler ! İlginçtir Anadolulu olup hasetlenip, düşmanlık edenler de çoktur. O da ayrı bir eziklik göstergesidir. Bursasporlular onlarla da mücadele ediyor. <strong>Net söylüyorum Bursaspor'u kim sevmiyorsa ya kıskanıyordur ya da yukarıda saydığım yanlışları yapıyordur en azından bir ucundan tutmuştur.</strong> Buna bakarak herkes kendi değerlendirmesini yapabilir. Doğru düzgün, dürüst, futbolseverlerin, vatansever insanların Bursaspor'la derdi olmaz. Tam tersine sever, verdiği mücadeleye saygı duyar. Seven de sevmeyen de bilmeli ki Bursaspor Camiası 60 yıllık çizgisini 600 yılda geçse bozacak değildir. İnadına değildir. Bursasporluların ne sevdası biter ne de kavgası. O yüzden sevene "Eyvallah" sevmeyene de "İt ürür kervan yürür" der geçeriz. O kervan da yürüyor çok şükür.