İHRACATTA FİYATLAR YÜKSELDİ, MİKTAR DÜŞTÜ

İHRACATTA FİYATLAR YÜKSELDİ, MİKTAR DÜŞTÜ

Türkiye ekonomisinin nabzını tutan en önemli göstergelerden biri dış ticaret verileridir. Çünkü bir ülke ne kadar üretip sattığını ne kadar mal alıp kullandığını bu rakamlar ortaya koyar. TÜİK'in açıkladığı 2026 yılı mayıs ayına ait Dış Ticaret Endeksleri ise dikkat çekici bir tabloyu gözler önüne seriyor. Veriler, ihracatta ve ithalatta ürünlerin fiyatlarının yükseldiğini, buna karşılık satılan ve alınan mal miktarının önemli ölçüde azaldığını gösteriyor.

İlk bakışta ihracat fiyatlarının yükselmesi olumlu gibi görünebilir. Ancak işin perde arkasına bakıldığında, miktardaki sert düşüş ekonominin üretim ve ticaret açısından önemli mesajlar verdiğini ortaya koyuyor.

Mayıs ayında ihracat birim değer endeksi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,2 arttı. Yani Türkiye ihraç ettiği ürünleri geçen yıla göre daha yüksek fiyatlardan satabildi. Özellikle enerji ürünlerinde yüzde 52,5'lik fiyat artışı dikkat çekti. İmalat sanayinde fiyatlar yüzde 12, gıda sektöründe ise yüzde 8,8 yükseldi.

Ancak aynı dönemde ihracat miktarı yüzde 20,8 geriledi. Başka bir ifadeyle Türkiye daha pahalıya satış yaptı ama çok daha az ürün ihraç etti. Bu durum yalnızca bir sektörde değil, neredeyse bütün alanlarda görüldü. Gıda ihracat miktarı yüzde 16, ham maddeler yüzde 19,9, yakıtlar yüzde 20,6, imalat sanayi ise yüzde 21,4 oranında düştü.

Ekonomistler bu tabloyu değerlendirirken şu soruyu soruyor: "Fiyatlar yükselirken miktar neden düşüyor?"

Bunun birkaç nedeni bulunuyor. Küresel ekonomide büyümenin yavaşlaması, birçok ülkede talebin azalması, yüksek faiz politikaları ve uluslararası ticarette yaşanan belirsizlikler ihracatı olumsuz etkiliyor. Diğer taraftan üretim maliyetlerindeki artış da firmaların rekabet gücünü zorlayabiliyor.

İthalat tarafında da benzer bir tablo yaşandı. İthalat birim değer endeksi yüzde 14,2 yükseldi. Özellikle enerji ithalatında fiyat artışı yüzde 49 gibi oldukça yüksek seviyeye ulaştı.

Buna karşılık ithalat miktarı yüzde 21,8 geriledi. İmalat sanayinde ithalat miktarı yüzde 23,1 azalırken, ham maddelerde yüzde 6,9, gıda ürünlerinde yüzde 6,2 düşüş gerçekleşti.

Bu rakamlar, Türkiye'nin daha pahalı ürün ithal ettiğini ancak daha az miktarda mal satın aldığını gösteriyor.

Vatandaş açısından bakıldığında bu veriler ne anlama geliyor?

Öncelikle ithalatın azalması bazı sektörlerde üretim için gerekli ham madde ve ara mallarının temininde yavaşlama yaşanabileceği anlamına geliyor. Sanayi üretiminde kullanılan birçok ürün yurt dışından geliyor. İthalattaki gerileme bazı fabrikalarda üretim planlarını etkileyebilir.

İhracattaki miktar düşüşü ise fabrikaların siparişlerinde azalma anlamına gelebilir. Siparişlerin azalması üretim hızını yavaşlatabilir, bu da istihdam üzerinde baskı oluşturabilir.

Ancak rakamların tamamı olumsuz değil.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere bakıldığında ihracat miktarı bir önceki aya göre yüzde 1,2 arttı. Nisan ayında 146 olan endeks mayıs ayında 147,7 seviyesine çıktı.

Bu gelişme, aylık bazda ihracatta küçük de olsa bir toparlanma sinyali veriyor. Buna karşılık ithalat miktarı aynı dönemde yüzde 6 azaldı. Bu da iç talepte yavaşlama ve firmaların daha temkinli hareket ettiğine işaret ediyor.

Bir diğer önemli gösterge ise dış ticaret haddi oldu.

Dış ticaret haddi, ihracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına göre ne durumda olduğunu gösteren önemli bir ölçüttür. Mayıs ayında bu oran 89,6 olarak gerçekleşti. Geçen yıl aynı dönemde 89,5 olan değer yalnızca 0,1 puan yükseldi.

Bu ne anlama geliyor?

Türkiye ihraç ettiği ürünlerin fiyatını artırmasına rağmen ithal ettiği ürünlerin fiyatı da benzer oranda yükseldiği için dış ticaret avantajında kayda değer bir değişiklik yaşanmadı. Başka bir ifadeyle ihracattan elde edilen kazanç, ithalat maliyetlerindeki artış nedeniyle sınırlı kaldı.

Özellikle enerji fiyatlarındaki yüksek artış dikkat çekiyor. Yakıt ürünlerinde hem ihracat hem de ithalat fiyatları yaklaşık yüzde 50 arttı. Bu durum dünya enerji piyasalarındaki dalgalanmanın Türkiye üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.

Uzmanlar önümüzdeki aylarda küresel ticaretin seyrinin, döviz kurlarının, enerji fiyatlarının ve Avrupa ekonomisindeki gelişmelerin dış ticaret üzerinde belirleyici olacağını ifade ediyor.

Türkiye'nin ihracatta daha yüksek katma değerli ürünlere yönelmesi, teknoloji yoğun üretimi artırması ve yeni pazarlara ulaşması büyük önem taşıyor. Çünkü sadece fiyat artışıyla değil, daha fazla ürün satabilmekle kalıcı büyüme sağlanabilir.

Sonuç olarak Mayıs 2026 dış ticaret endeksleri, ekonomide iki farklı tabloyu aynı anda gösteriyor. Bir tarafta yükselen fiyatlar, diğer tarafta azalan ticaret hacmi bulunuyor. Bu durum küresel ekonomik koşulların ve iç piyasa dinamiklerinin dış ticareti nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.

Önümüzdeki dönemde ihracat miktarının yeniden artması, üretimin güçlenmesi ve sanayinin yeni siparişler alması hem ekonomik büyüme hem de istihdam açısından büyük önem taşıyor. Türkiye'nin dış ticarette sürdürülebilir başarı yakalayabilmesi ise yalnızca fiyat artışına değil, üretim kapasitesini artıran, verimliliği yükselten ve dünya pazarlarında rekabet gücünü geliştiren politikalara bağlı görünüyor.

Kaynak: TÜİK

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ