Eylül’de Ekonominin Nabzı Tutulacak

Eylül’de Ekonominin Nabzı Tutulacak

Eylül 2026, ekonomi gündeminin hem Türkiye’de hem de küresel piyasalarda yoğunlaşacağı bir ay olacak. Yaz aylarının ardından piyasalar yeniden merkez bankalarının kararlarına, enflasyon göstergelerine, büyüme verilerine ve enerji fiyatlarına odaklanırken, özellikle ayın ikinci yarısı para politikası açısından kritik gelişmelere sahne olacak. Jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerindeki etkisi de ekonomik takvimin önemini artırıyor.

Türkiye açısından ayın en önemli gündem maddelerinden biri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 10 Eylül’de gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısı olacak. TCMB’nin resmi takviminde 10 Eylül faiz kararı, 17 Eylül ise toplantı özetinin yayımlanacağı tarih olarak yer alıyor.

Merkez Bankası’nın kararı, yalnızca politika faizinin yönü açısından değil; Türk lirası, kredi maliyetleri, mevduat faizleri ve Borsa İstanbul açısından da yakından izlenecek. Son dönemde piyasa beklentilerinde enflasyon görünümü önemli bir belirleyici olurken, TCMB’nin fiyat istikrarına ilişkin mesajları da eylül ayındaki ekonomik beklentilerin şekillenmesinde etkili olacak. Temmuz ayı itibarıyla piyasa katılımcılarının 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,2 seviyesine yükselmişti.

Enflasyon verileri belirleyici olacak

Eylül ayında Türkiye ekonomisi açısından bir diğer kritik başlık enflasyon gelişmeleri olacak. Ağustos ayı tüketici fiyatlarının ardından piyasalar, fiyat artışlarının aylık ve yıllık seyri üzerinden Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde atabileceği adımları değerlendirecek.

Enflasyonun yalnızca tüketici fiyatlarıyla sınırlı olmayan etkileri bulunuyor. Gıda, enerji, kira ve hizmet fiyatlarındaki gelişmeler hane halkının satın alma gücünü etkilerken, şirketler açısından da maliyet ve fiyatlama davranışlarını belirliyor. Bu nedenle eylül ayındaki enflasyon göstergeleri, yılın son çeyreğine ilişkin beklentiler açısından önemli bir gösterge olacak.

Ay içerisinde sanayi üretimi, tüketici güveni, reel kesim güveni, kapasite kullanım oranı ve dış ticaret gibi göstergeler de Türkiye ekonomisinin üçüncü çeyrekteki performansına ilişkin önemli ipuçları verecek. Ekonomik takvimde yer alan bu veriler, büyümenin seyri ile iç talebin gücü konusunda piyasalara ışık tutacak.

Küresel piyasalarda gözler Fed’de

Eylül ayının dünya ekonomisi açısından en kritik gelişmelerinden biri ise ABD Merkez Bankası’nın faiz kararı olacak. Fed’in toplantısı ayın ortasında gerçekleşecek ve karar öncesinde açıklanacak enflasyon verileri piyasaların temel referansı olacak.

ABD’de üretici fiyat endeksi 10 Eylül’de, tüketici fiyat endeksi ise 11 Eylül’de açıklanacak. Bu iki veri, Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentiler açısından büyük önem taşıyor. Piyasalar özellikle çekirdek enflasyonun seyrini yakından izleyecek.

Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi ise Fed’in işini zorlaştıran unsurların başında geliyor. Petrol fiyatlarının 90 doların üzerinde seyretmesi, enflasyonist baskıların yeniden güçlenebileceği endişesini artırıyor. Bu nedenle Fed kararının ardından yapılacak açıklamalar, doların ve küresel tahvil piyasalarının yönü açısından belirleyici olabilir.

Avrupa’da enflasyon-faiz dengesi

Avrupa Merkez Bankası da eylül ayının önemli aktörlerinden biri olacak. ECB’nin 10 Eylül’deki toplantısı öncesinde Avro Bölgesi’nde enflasyonun yüzde 3,3 seviyesine yükselmesi dikkat çekiyor. Enerji fiyatlarındaki artış ve jeopolitik gelişmeler, Avrupa ekonomisinde fiyat baskılarının yeniden güçlenmesine neden oluyor.

Piyasaların temel beklentisi ECB’nin eylül toplantısında faiz oranını 25 baz puan artırması yönünde. Ancak büyüme üzerindeki baskılar nedeniyle bunun ardından daha sınırlı bir sıkılaştırma sürecine geçilebileceği değerlendiriliyor.

Eylülün ikinci yarısı daha hareketli

Ayın ikinci yarısında merkez bankalarının kararlarının yanı sıra ABD’de istihdam, tüketici harcamaları ve enflasyon göstergeleri takip edilecek. Ay sonunda açıklanacak ABD kişisel tüketim harcamaları endeksi, yani Fed’in yakından izlediği PCE enflasyon göstergesi de piyasalara yeni bir yön verebilir.

Bütün bu gelişmeler, eylül ayını yılın son çeyreğine geçiş açısından kritik hale getiriyor. Türkiye açısından faiz-enflasyon dengesi, küresel açıdan ise Fed ve ECB politikaları piyasaların ana gündemini oluşturacak.

Özetle eylül ayı, ekonomide “veriye dayalı kararlar” döneminin en belirgin biçimde hissedileceği aylardan biri olacak. Enflasyonun seyri, merkez bankalarının faiz kararları, enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmeler; döviz kurlarından borsalara, kredi maliyetlerinden tüketici beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini gösterecek. Yatırımcılar kadar şirketler ve hane Halkı açısından da eylül takvimi, yılın geri kalanına ilişkin ekonomik beklentilerin yeniden şekilleneceği kritik bir döneme işaret ediyor.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ