ZAFER ÖZCİVAN

ZAFER ÖZCİVAN

EKONOMİST - YAZAR

ÜCRET-ENFLASYON SARMALI

ÜCRET-ENFLASYON SARMALI

Sabah pazara giden bir vatandaşın son yıllarda sıkça söylediği bir cümle var: “Maaş arttı ama market daha hızlı koşuyor.” İşte bu söz aslında ekonomide sıkça konuşulan bir durumu çok sade şekilde anlatıyor: ücret-enflasyon sarmalı.

Çalışanlar hayat pahalılığı karşısında daha yüksek ücret talep ediyor. Bu oldukça doğal bir durum. Çünkü insanlar artan kira, gıda, ulaşım ve temel ihtiyaç giderleri karşısında yaşam standartlarını korumak istiyor. Ancak bazen ücret artışları ile fiyat artışları birbirini sürekli beslemeye başlıyor. İşte bu noktada ekonomi adeta kendi etrafında dönen bir çarka dönüşüyor.

Bunu mahalle arasında yaşanan basit bir örnekle düşünelim.

Bir fırıncı düşünün. Un pahalı, elektrik pahalı, kira pahalı. Fırında çalışan personel de “Hayat çok pahalılaştı, maaşımız artsın” diyor. İşveren maaşları artırıyor. Ancak bu kez maliyet yükseliyor. Fırıncı da ekmeğin fiyatını artırmak zorunda kalıyor.

Ekmeğin fiyatı artınca vatandaşın giderleri yeniden yükseliyor. Vatandaş bu kez “Maaşım yine yetmiyor” demeye başlıyor. Ardından yeni ücret artışı talepleri geliyor.

Sonra ne oluyor?

Yeniden maliyet artıyor.

Yeniden fiyat artıyor.

Yeniden maaş artışı talep ediliyor.

Ve döngü sürüyor.

Bu durumun adına ücret-enflasyon sarmalı deniyor.

Ekonomide bazen mesele sadece rakamlar değildir. İnsanların beklentileri de çok önemlidir. Eğer toplumda “Nasıl olsa fiyatlar daha da artacak” düşüncesi yerleşirse davranışlar değişmeye başlar.

Bir çalışan şöyle düşünür:

“Şimdiden yüksek zam isteyeyim çünkü birkaç ay sonra her şey pahalanacak.”

Bir işveren şöyle düşünür:

“Şimdiden ürün fiyatını artırayım çünkü ileride maliyetler yükselecek.”

Bir esnaf şöyle düşünür:

“Bugün satmazsam yarın daha pahalıya almak zorunda kalırım.”

Bu düşünceler birleştiğinde enflasyon sadece gerçekleşen fiyat artışlarından değil, beklenen fiyat artışlarından da beslenmeye başlar.

Bir anlamda insanlar yaklaşan yağmur ihtimaline karşı şemsiye açarken birbirlerinin görüşünü de etkiler. Sonunda gökyüzünde birkaç bulut olsa bile herkes yağmur varmış gibi davranır.

Ekonomide beklentiler bazen gerçekler kadar güçlü olabilir.

Ancak burada önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekir. Ücret artışları her zaman enflasyonun tek nedeni değildir.

Çünkü vatandaş durup dururken daha fazla para istemez. İnsanlar çoğu zaman zaten yükselen hayat pahalılığına karşı kendilerini korumaya çalışır.

Örneğin bir işçi geçen yıl aldığı maaşla ay sonunu rahat getirirken bugün aynı maaşla temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa ücret artışı talebi ortaya çıkar. Bu durumda çalışanlar enflasyonun sebebi değil, çoğu zaman sonucu da olabilir.

Bu nedenle ekonomistler uzun zamandır şu soruyu tartışıyor:

“Ücretler mi enflasyonu artırıyor, yoksa enflasyon mu ücretleri artırıyor?”

Çoğu zaman cevap şudur:

İkisi de birbirini etkileyebilir.

Yani mesele tek yönlü değildir.

Bir futbol maçındaki paslaşma gibi düşünün. Top bir oyuncudan diğerine gider, sonra geri gelir. Bir süre sonra oyunun temposu hızlanır. Ücret ve enflasyon arasında da benzer bir ilişki oluşabilir.

Peki bu sarmal neden tehlikeli görülüyor?

Çünkü sürekli yükselen fiyatlar ekonomik plan yapmayı zorlaştırır.

Bugün maaş alan biri birkaç ay sonrasını hesaplayamaz.

Esnaf ürününü hangi fiyattan satacağını kestiremez.

İşveren yatırım kararı vermekte zorlanır.

Emekli aldığı maaşın ne kadar dayanacağını bilemez.

Belirsizlik arttığında insanlar da daha dikkatli davranmaya başlar. Harcamalar ertelenebilir, yatırımlar yavaşlayabilir ve ekonomik hareketlilik azalabilir.

Ekonominin sağlıklı işlemesi için vatandaşın da işletmelerin de önünü görebilmesi gerekir.

Bu sarmalın kırılması ise kolay değildir.

Sadece maaşları baskılamak çözüm olmayabilir. Aynı şekilde yalnızca fiyatları kontrol etmeye çalışmak da yeterli olmayabilir. Üretimin artırılması, maliyetlerin düşürülmesi, verimliliğin yükselmesi, para politikalarının dengeli yürütülmesi ve toplumdaki enflasyon beklentilerinin yönetilmesi gerekir.

Çünkü ekonomide bazı sorunlar tek bir düğmeye basılarak çözülmez.

Sonuç olarak ücret-enflasyon sarmalı aslında vatandaşın günlük hayatında çok tanıdık bir hikâyedir. Maaş artar, insanlar sevinir. Ardından fiyatlar yükselir. Bir süre sonra aynı cümle yeniden duyulur:

“Para geliyor ama bereketi kalmıyor.”

Ekonominin asıl hedefi sadece insanların cebine daha fazla para koymak değildir. O paranın değerini koruyabilmektir. Çünkü cebinizdeki para büyüyorsa ama market arabası küçülüyorsa insanlar rakamların değil, hayatın gerçeğini hisseder.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ