PİYASALARDA “BUDALA SENDROMU”

PİYASALARDA “BUDALA SENDROMU”

Son yıllarda piyasalarda yaşanan dalgalanmaları anlamaya çalışan herkesin karşısına, aslında çok da karmaşık olmayan ama etkisi büyük bir gerçek çıkıyor: “Budala sendromu.” Bu ifade biraz sert, hatta sokak ağzı gibi duruyor olabilir ama anlatmak istediği şey oldukça tanıdık. İnsanların, fiyatlar yükselirken “ben de kazanıyorum” sanması, işlerin sonsuza kadar böyle gideceğine inanması ve sonunda gerçeğe çarpınca uyanması…

Aslında mesele sadece ekonomi değil, biraz insan psikolojisi. Çünkü piyasalar dediğimiz şey, rakamların olduğu kadar insanların duygularıyla da hareket eder. Korku, açgözlülük, umut, panik… Hepsi aynı anda sahnede olur. İşte “budala sendromu” dediğimiz şey de tam bu sahnede ortaya çıkar.

HERKES KAZANIYOR SANIRKEN BAŞLAYAN YANILSAMA

Piyasalarda işler iyi giderken bir hava oluşur. Fiyatlar yükselir, sosyal medyada herkes kazandığını anlatır, kahve sohbetleri yatırım hikâyeleriyle dolar taşar. “Ben şu kadar aldım, iki katına çıktı”, “Şu hisse uçacak”, “Kripto kaçmaz” gibi cümleler çoğalır.

Bu dönemde aslında çok kritik bir psikolojik kırılma yaşanır: İnsanlar kazancı “doğru karar”dan değil, “herkesin aynı yöne koşmasından” kaynaklandığını fark etmez. Yani aslında piyasa yükseldiği için herkes kazanıyordur, ama birey kendisini çok iyi yatırımcı sanmaya başlar.

İşte budala sendromunun ilk adımı budur: Yanlış bir özgüven.

FOMO: KAÇIRMA KORKUSUNUN YÖNETTİĞİ PİYASA

Bir başka önemli unsur da “FOMO” denilen kaçırma korkusu. Yani insanlar “ben de girmezsem fırsatı kaçırırım” diye düşünür. Bu düşünce, mantığın önüne geçer.

Normal şartlarda bir yatırım yapılırken sorulması gereken sorular bellidir: Bu varlık ne kadar değerli? Ne üretiyor? Ne kazandırıyor? Risk ne? Ama budala sendromunun etkili olduğu dönemlerde bu sorular geri planda kalır.

Onun yerine tek bir soru öne çıkar: “Herkes kazanıyorsa ben neden geri kalayım?”

Bu düşünce zinciri, piyasayı şişirir. Balon büyür. Herkes birbirine bakarak hareket eder ve kimse gerçekten “neye yatırım yaptığını” sorgulamaz.

KAZANANLAR VE GEÇ KALANLAR

Piyasanın ilk dönemlerinde girenler genelde kazanır. Bu da sistemi daha da cazip hale getirir. Çünkü başarı hikâyeleri çok hızlı yayılır. Ancak bu hikâyelerin arka planı çoğu zaman anlatılmaz.

Geç kalanlar ise en büyük riski alır. Fiyatlar zaten şişmişken piyasaya girerler. Bir süre sonra yükseliş durduğunda ise gerçek tablo ortaya çıkar: Herkes kazanmaz. Aslında çoğunluk geç kalmıştır.

Budala sendromunun en acı tarafı da budur. Kazandığını sananların önemli bir kısmı, aslında sadece “daha büyük bir zincirin ortasında bir halka”dır.

GERÇEKLERLE YÜZLEŞME ANI: PANİK

Piyasalarda her yükselişin bir de dönüşü vardır. Balon şişer, sonra bir noktada patlar ya da sönmeye başlar. İşte o anda budala sendromu tersine döner.

Bu kez insanlar aynı hızla “kaçma” psikolojisine girer. Daha önce düşünmeden alanlar, bu kez düşünmeden satar. Panik başlar. Fiyatlar hızla düşer. Dün herkesin övdüğü varlıklar bugün kimsenin yüzüne bakmadığı şeye dönüşür.

Bu döngü aslında ekonominin değil, insan davranışlarının döngüsüdür.

SOSYAL MEDYANIN ETKİSİ: GÖRÜNEN KAZANÇ, GÖRÜNMEYEN RİSK

Eskiden bu tür dalgalar daha yavaş yayılırdı. Şimdi ise sosyal medya her şeyi hızlandırıyor. Bir kişinin kazancı binlerce kişiye ulaşıyor, ama kayıplar genelde sessiz kalıyor.

Bu da algıyı bozuyor. İnsanlar piyasayı gerçek verilerle değil, gördükleri paylaşımlarla değerlendirmeye başlıyor. Bu da budala sendromunu besleyen en önemli unsurlardan biri haline geliyor.

Çünkü herkes “kazananları” görüyor, ama kaybedenler görünmüyor.

BİLİNÇLİ YATIRIMIN ÖNEMİ

Bu noktada temel bir gerçek ortaya çıkıyor: Piyasa, sabırlı olanı ödüllendirir; acele edeni cezalandırır.

Bilinçli yatırım, sadece “al-sat” yapmak değildir. Ne aldığını bilmek, neden aldığını anlamak ve riskleri kabul etmek gerekir. Aksi halde kişi, piyasanın yönüne göre savrulan bir yaprak haline gelir.

Budala sendromu dediğimiz şey de aslında tam olarak budur: Kendi kararını değil, kalabalığın kararını takip etmek.

SON SÖZ: AYNI HATAYA DÜŞMEMEK

Piyasalar her zaman olacak. Yükselişler de düşüşler de tekrar edecek. Ama insan psikolojisi değişmedikçe, bu döngüler de bitmeyecek.

Budala sendromu, kulağa alaycı gibi gelse de aslında hepimize ayna tutar. Çünkü mesele “başkaları gibi davranmak” değil, kendi aklını kullanabilmektir.

Sonuçta piyasalar kimseye garanti vermez. Ama şunu her zaman öğretir: Kalabalığın koştuğu yere sorgusuz gitmek, çoğu zaman en pahalı hatadır.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ