ZAFER ÖZCİVAN Ekonomist-Yazar

ZAFER ÖZCİVAN Ekonomist-Yazar

Ekonomist-Yazar Zafer Özcivan, ekonomi ve finans dünyasındaki gelişmeleri yıllara dayanan bilgi ve deneyimiyle...

İlaç ve tedavilerde geri ödeme sistemi yeniden şekilleniyor

İlaç ve tedavilerde geri ödeme sistemi yeniden şekilleniyor

Sağlık hizmetlerinde yapılan her düzenleme aslında doğrudan vatandaşın hayatına dokunuyor. Çünkü konu sadece bir mevzuat değişikliği değil; hastanın ilaca, tedaviye ve sağlık hizmetine ne kadar kolay ulaşabileceğiyle ilgili. 2 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği değişikliği de bu açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken bir düzenleme oldu.

Yeni düzenlemeyle organ ve doku nakillerinden kanser tedavilerine, nörolojik hastalıklarda kullanılan ilaçlardan kemik iliği nakillerine kadar birçok alanda geri ödeme koşulları yeniden düzenlendi. SGK’nın son dönemde ilaç geri ödeme listelerinde yaptığı düzenlemeler de düşünüldüğünde, sağlık finansmanında daha ayrıntılı ve kontrollü bir döneme girildiğini söylemek mümkün.

Ben burada özellikle bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Geri ödeme sistemi yalnızca kamu bütçesinin nasıl kullanılacağını belirleyen teknik bir mekanizma değildir. Aynı zamanda milyonlarca vatandaşın sağlık hizmetine erişimini belirleyen sosyal bir sistemdir.

Yeni düzenlemede meme kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçların ödeme koşulları yeniden tanımlandı. Örneğin trastuzumab emtansin için HER-2 pozitif erken evre meme kanserinde adjuvan tedavinin en fazla 14 kür uygulanmasına ilişkin koşullar düzenlenirken, metastatik meme kanserinde kullanım kriterleri de yeniden belirlendi. Pertuzumab, trastuzumab ve kemoterapi kombinasyonlarının neoadjuvan, adjuvan ve metastatik tedavilerdeki kullanım şartları da güncellendi.

Bunun yanında satralizumab isimli ilacın Nöromiyelitis Optika Spektrum Bozukluğu tedavisindeki geri ödeme şartları da tanımlandı. Düzenlemeye göre belirli yaş, vücut ağırlığı, AQP4 antikoru ve hastalık düzeyi kriterlerini karşılayan hastalarda kullanım öngörülüyor. Altı aylık kullanım sonunda belirli bir hastalık düzeyine ulaşılması halinde tedavinin sonlandırılması da ödeme koşulları arasında yer alıyor.

Burada karşımıza çok önemli bir denge çıkıyor. Bir tarafta kamu kaynaklarının etkin kullanılması, diğer tarafta hastanın ihtiyaç duyduğu tedaviye erişebilmesi var. Özellikle kanser ve nadir hastalıklar gibi tedavi maliyetlerinin çok yüksek olabildiği alanlarda bu dengeyi kurmak kolay değil.

Kamu açısından bakıldığında geri ödeme kurallarının netleştirilmesi bütçe kontrolü açısından önem taşıyor. Ancak vatandaş açısından bakıldığında her yeni kriter, hastanın ve doktorun tedavi sürecinde dikkate alması gereken yeni bir koşul anlamına gelebiliyor. Bu nedenle mevzuatın sade, anlaşılır ve öngörülebilir olması büyük önem taşıyor.

Düzenlemenin bir başka boyutu ise organ ve doku nakilleri. Nakil tedavileri sadece ameliyat anından ibaret değil. Öncesi, operasyon süreci ve sonrasındaki takip dönemi ciddi maliyetler oluşturuyor. Yeni düzenlemede organ ve doku nakli giderleri ile bazı nakil paketlerinin kapsam ve faturalandırma esaslarında değişiklikler yapılması, sağlık hizmetinin finansman tarafını yeniden şekillendiriyor. Kemik iliği nakillerinde de özellikle allojenik nakil için nakil öncesi ve sonrası dönemlerin kapsamına ilişkin kurallar yeniden belirlenmiş durumda.

Bence bu düzenlemelerin vatandaş açısından en önemli sonucu, "Hangi ilaç ve hangi tedavi hangi şartlarda SGK tarafından karşılanıyor?" sorusunun daha fazla önem kazanmasıdır.

Çünkü ilaç fiyatlarının yükseldiği, yeni ve yüksek maliyetli tedavilerin sağlık sistemine girdiği bir ortamda geri ödeme politikası sağlık ekonomisinin merkezine yerleşiyor. SGK da yıl boyunca Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi'nde çok sayıda güncelleme yapıyor. Eylül ayında bile 2026/34, 2026/35, 2026/36, 2026/37 ve 2026/38 numaralı çeşitli düzenlemeler yayımlandı.

Buradan benim çıkardığım sonuç şu: Türkiye'de sağlık harcamalarının yönetimi giderek daha teknik ve seçici bir yapıya dönüşüyor. Bu dönüşümün ekonomik açıdan anlaşılır nedenleri var. Fakat sistemin başarısı sadece bütçenin ne kadar tasarruf ettiğine bakılarak ölçülmemeli.

Asıl ölçüt, kamu kaynaklarının etkin kullanılması ile hastaların ihtiyaç duydukları sağlık hizmetine zamanında ulaşabilmesinin birlikte sağlanabilmesidir.

Özellikle kronik hastalar, kanser hastaları, nadir hastalıklarla mücadele edenler ve yüksek maliyetli tedavilere ihtiyaç duyan vatandaşlar açısından geri ödeme kuralları hayatın doğrudan bir parçası. Bu nedenle her değişikliğin hastalar, hekimler, eczacılar ve sağlık kuruluşları tarafından kolay anlaşılabilecek şekilde açıklanması gerekiyor.

Sonuç olarak 2 Ekim'deki düzenleme, sadece bir SUT değişikliği olarak görülmemeli. Türkiye'nin sağlık harcamalarını nasıl yöneteceği, pahalı ve yenilikçi tedavilere nasıl kaynak ayıracağı ve vatandaşın sağlık hizmetine erişimini nasıl koruyacağı açısından daha geniş bir çerçevenin parçası olarak değerlendirilmelidir.

Sağlıkta tasarruf elbette önemlidir. Ancak sağlık ekonomisinde en doğru tasarruf, hastanın tedavisinden değil, sistemdeki gereksiz maliyetlerden yapılmalıdır. Önümüzdeki dönemde geri ödeme politikalarının başarısını belirleyecek temel konu da bence tam olarak budur: Kamu bütçesini korurken hastanın hakkını ve tedaviye erişimini koruyabilmek.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ